Yeni sezon öncesinde siyah-beyaz bir çığlık ve isyan söz konusu. 6 Ağustos’ta Samsun’da Konyaspor ile oynanan Süper Kupa maçından 2-1 mağlup ayrılan siyah-beyazlılar, kupa kaybının yanı sıra daha ağır bir faturayla karşı karşıya kaldı. PFDK, olaylar sebebiyle Konya’ya 5 maç, Beşiktaş’a da 1 maç seyircisiz oynama cezası vermişti. Başkan Fikret Orman da sanki bu cezayı görür gibi “Ceza verirlerse dünyayı ayağa kaldırırım” demişti. O da bu sözlerinden dolayı 45 gün hak mahrumiyeti cezası aldı. İşte tüm bunlar Beşiktaş cephesinde çok sert bir karşılık buldu ve farklı yorumları ve öngörüleri de beraberinde getirdi. Nasıl mı?

> Tepkileri azaltmak için...
Siyah-beyazlılarda yönetiminden taraftarına kadar herkesin ortak fikri şöyle; Maçta mağdur olan biz. Bıçak atılan bizim oyuncumuz. Bitiş düdüğüyle birlikte saha içinde tacize uğrayan bizim oyuncumuz. Yine maç sonu güvenlik güçlerinin gözleri önünde tekme tokat saldırılan yine bizim taraftarımız. Ve olaylarda sakin kalan ve karşılık vermeyen yine bizim taraftarımız. Ancak gelin görün ki ceza alan da biz. Bunun adaletle, hakkaniyetle ve mantıkla açıklanabilir bir tarafı yok. Ve Beşiktaşlılar, başkalarının faturalarının kendilerine çıkarılmasından çok rahatsız. Konya’ya verilecek cezaya gösterilecek tepkiyi azaltmak adına kendilerine de haksız bir fatura çıkarıldığı görüşünde. 
 

> Kenar süsü olmayacağız
Ve Beşiktaş camiası, federasyon ve kurullarının tavrından çok rahatsız. Yeni sezon öncesinde daha şimdiden “operasyon” sinyallerini aldıklarını belirten siyah-beyazlılar, 2 sezon üst üste alınan şampiyonluğun bazı kesimlere ağır geldiği düşüncesinde. Beşiktaş’ın her anlamdaki yükselişinin engellenmek istediğini belirten yönetim kanadı “Beşiktaş’ın haklarını kimseye yedirmeyiz. Hakkımızı sonuna kadar ararız. Tekrar ceza verileceğini bilsek bile inandığımız doğrulardan asla vazgeçmeyiz. Biz ayrıcalık değil eşitlik ve adalet istiyoruz. Hak edene tabii ki cezası verilmeli ama Beşiktaş Kulübü daha önce olduğu gibi kenar süsü yapılmamalı “ görüşünde ve inancında.

Hani derler ya bir taşla iki kuş vurmak! İşte Beşiktaş’ın Gary Medel transferi de bu durumu anlatıyor. Siyah-beyazlıların Inter’den aldığı ve dün duyurduğu 30 yaşındaki savunmacı çok yönlü bir hamle girişimi. Detaylandıralım... Kara Kartal’da teknik direktör Şenol Güneş, Pepe’nin yanına sadece stoper özelliği olan kaliteli ve 11’de görev alacak bir isim istiyordu. Fikret Orman yönetimi ise sadece stoperi değil ön liberoya da alternatif olabilecek nefes aldıracak bir girişimde bulunup Inter’ın 30 yaşındaki oyuncusu Gary Medel’i renklerine bağladı. 

Lens-Noah aradı
Siyah-beyazlıların transfer sürecinin ritüeli Gary Medel de hayata geçti. Anlaşma sağlanan oyuncuları telefonla çağrı olayı gerçekleşti. Medel’i arayan son transfer Jeremain Lens ile Atiba’nın oğlu Noah’tı. Şilili futbolcu da ikilinin çağrısına “Beşiktaş’a geliyorum (I’m coming to Beşiktaş)” cevabını verdi. Noah’ın araması ilginç yorumları da beraberinde getirdi. Yönetimin, transfer için rakiplerine “Çocuk oyuncağı” göndermesi yaptığı belirtilirken Noah’ın babasını rahatlatmak için Medel’i çağırdığı vurgulandı.


> Rekabeti artıracak
Pepe’ye iyi bir partner olması beklenen Medel aynı zamanda Atiba için de hem rakip hem de rotasyon oyuncusu olacak. Aynı zamanda Tosic’i de daha çok çalışmaya zorlayacak. Üç kulvarda mücadele verecek olan siyah-beyazlılar Medel transferiyle hemen hemen her bölgeye alternatif oluşturdu. Transferinde soru işareti yaşı (30) gösterilse de yönetim buna karşı tecrübesini ön planda tutuyor. Şilili futbolcunun sadece saha içindeki oyunuyla değil gerek idmanlarda gerekse saha dışında da diğer gençlere örnek olabileceği düşünülüyor.