BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İki demli çay ver usta muhabbeti bol olsun

Biz Türkler için çay çok şey ifade ediyor. Yapılmasından sunulmasına ve içilmesine tiryakisi olunan çay, aslında birçok kek, pasta ve hatta yemekte de kullanılıyor. Çay, sabah ezanı ile bize günaydın diyor, yatarken iyi geceler...

Budist bir rahibin oğlu tanrıya yaklaşmak adına dünyanın bütün zevklerinden uzak durmaya karar vermiş. Yalnız yaprak yiyerek beslenmeye başlamış ve ibadetle vakit geçirir olmuş. Öyle ki uyku uyumayı zayıflık olarak düşünmeye başlamış; ancak vücut bu duruma fazla dayanmamış ve kendi bilinci dışında uyumak mecburiyetinde kalmış. Uyanınca yaşadığı pişmanlıkla hâkim olamadığı göz kapaklarını ve kirpiklerini kesip atmış. Attığı toprakta zaman içinde bir bitki yükselmiş, rivayet odur ki o bitkinin yapraklarını gözünün üstüne koyunca göz kapakları tekrar eski hâlini alır. Ve muhtemeldir ki bu bitki çay bitkisidir” diye anlatmışlar. Elbette hepimizin günün her saatinde aradığı bu keyifli içecek böylesi mide bulandırıcı bir hikâyenin ürünü değil. Bu hikâye birçok özel ürün için farklı toplumların oluşturduğu efsanelerden sadece biri. Dünya üzerindeki bilimsel adı THEA SINENSIS L.; ya da CAMELIA SINENSIS L. Uzmanlar, bu bitkinin içinde %1,4 kafein, %10-24 tanen ile çeşitli enzimler olduğunu söylüyor. Bir kısım kaynaklarda 1700’lü yıllara işaret edilse de bu müthiş bitki ile ülkemiz 1800’lü yıllarda tanışmış. Çaya olan düşkünlüğü ile bilinen Hacı Mehmed İzzet Efendi “Çay Risalesi” kitabını 1879’da İstanbul’da çıkarmış. Osmanlıda çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk ciddi girişim Sultan II. Abdülhamid dönemine rastlıyor, yıl 1892. “Coğrafyayı Sınai ve Ticari” adlı kitapta, dönemin Ticaret Nazırı Esbak-ı İsmail Paşa’nın aracılığıyla Çin’den getirilen çay fidanları ve tohumlarının Bursa’da ekildiği anlatılıyor ancak çok başarılı sonuçlar alınamıyor. 22 Haziran 1879 tarihli bir vesika Rize’de üretilen bu bitkiden vergi alınmaması yönünde. Bu da çayın ülkemizdeki tarihi açısından resmî bir bilgi olması sebebiyle önemli. Sanırım bu kadar teknik bilgi yeter. Biz Türkler için çay çok şey ifade ediyor. Yapılmasından sunulmasına ve içilmesine tiryakisi olunan çay, aslında birçok kek, pasta ve hatta yemekte de kullanılıyor. Çay, sabah ezanı ile bize günaydın diyor, yatarken iyi geceler, sanırım en iyi özet bu. Ülkemizin birçok bölgesinde çay konusunda efsane olmuş isimler var. Medrese önünde Uzun saçlı, Erzurum’da Hacı, Erzincan’da Sakal Tutan gibi ihtimaldir birçok örnek var. Çay, cam bardakta, sıcak ve rengi hoş olmalı, öyle ki şu beyit bu tanımlamayı tam olarak anlatıyor: ÇAY KADEHTE DİDE EFRUZ OLMALI / LEBRİZİ  LEBRENG Ü LEBSÜZ OLMALI... Fakat çay konusunda başka ve çok daha önemli öncelikler var. Çay demleyeceğiniz aparat, kullanacağınız su, demleme süresi gibi birçok detay, sizi gerçek çay ile buluşturabilir. Gelelim çayın beni asıl ilgilendiren maharetlerine ve küçük sırlara. Siz hiç et ya da tavuk terbiye ederken beş dakika sıcak suda beklemiş yarım çay bardağı çay suyu kullandınız mı? Kullanmadıysanız deneyin? Peki salçalı tencere yemeklerinde yemeğin içine pişirme esnasında ilave edeceğiniz yarım çay bardağı çay suyunun misafirlerinizi ne kadar şaşırtacağını biliyor musunuz? Kuru fasulye, nohut, bakla gibi kuru bakliyatların yol açtığı gaz problemini, pişirme esnasındaki kullanacağınız bir bardak çay suyu ile %70 halledebilirsiniz. Hayatımızın hemen her anına damgasını vuran çay muhteşem bir içecek, en azından benim için öyle. Unutulmamalı, çay bayatlamadan, mümkünse çok az şeker hatta şekersiz içilmeli. Her ne kadar çayın cinsi belirleyici de olsa 10-12 dakikadan fazla demlemeyin ve her güzel şeyde olduğu gibi çay içimini de abartmayın. Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış, onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamakta. Haydi gelsin ÇAYLAAAAAAAAARRRRRRRRRRRR.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610565 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/610565.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT