BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Diyarbakır artık lezzet konuşuyor

Diyarbakır normalleşmiş... Artık turizm, gastronomi, eğitim gibi farklı şeyler konuşuluyor. Geleneksel mutfaklar alanında Türkiye’nin en önemli aktörlerinden olması gereken şehir, sahip olduğu bu zenginliği daha da geliştirebilir çünkü bunun için her şeye sahip...

Evet ÖNCE DİYARBAKIR VARDI. Sırlar ile dolu surlar şehri Diyarbakır kadim kültürü, Hevsel bahçelerinin cömertliği, Dicle’nin şahitliğinde farklı kültürlerden gelen özgün lezzetleriyle sürdürülebilir derinlikli ve kişilikli ilişkilerinden, bereketli coğrafyasından ve kültür derinliğinden doğan mutfak adına “var” oluşun bir ifadesi Diyarbakır. Bu şehir, birikimini dün olduğu gibi bugün de GÜNEYDOĞU MUTFAK KÜLTÜRLERİNE liderlik ederek bütün dünyayla paylaşmalıdır. Gastronomi alanında Türkiye’nin en önemli aktörlerinden olması gereken DİYARBAKIR sahip olduğu gastronomi zenginliğini daha da geliştirebilir, bunun için her şeye sahip. Kaldı ki dünya uygarlığının temellerinin atıldığı bu BEREKETLİ COĞRAFYA sadece DİYARBAKIR değil; bütün dünyaya ışık tutabilir. Diyarbakır ve çevresi mutfak kültürlerinin geleceğe aktarılması, sorumluluk bir yana özverili çabalar gerektiriyor. Diyarbakır coğrafyasının somut olmayan soyut kültür varlıkları arasında olan YİYECEK VE İÇECEK KÜLTÜRÜ aslında hem onlar ile övünmeyi hem de bir değer olarak yaşatılmayı hak ediyor. Ancak eşsiz kültürel, tarihî ve tabii zenginlikleriyle turizm faaliyetlerinin odağında olması gereken DİYARBAKIR için gerekli olan şeylerin başında, ulusal rekabet ortamında imaj ve marka değeri adına bilgi ve birikimi olan uygulama kabiliyeti yüksek yöneticiler geliyor. Tam da bu noktada Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’ndan bahsetmeliyim. Sayın Vali, salt bilimsel ve teknik düzeyde ortak çalışma ortamlarını yeterli bulmuyor; dayanışma ruhunu, özgün kimliği harekete geçirerek, vatandaşın katılımını öngören “YENİ BİR KALKINMA ANLAYIŞINI” benimsiyor. Bütün yaş dilimlerini ve farklı kültürleri içine alan “BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA” kuşaklar arasındaki bağları güçlendirerek, geçmişten geleceğe akan “KÖKLÜ GELENEĞİ” Diyarbakır faydasında yeniden değerlendirmenin yollarını arıyor. Diyarbakır’da yönetici olmayı dünü-bugünü-geleceği saran bir süreklilik ve yükümlülük olarak görüyor. Kısa-orta-uzun dönemli eğitim projeleriyle, bilinçli bir ortamı çok değerli görüyor. Turizm alandaki iyileştirmeleri, gerçekçi-sağlıklı hedeflere uygun “stratejiler üreterek” hızlandırmak, sivil toplum kuruluşlarının güçlü sahiplilik duygusuyla birlikte öncü görevi yüklenmesini sağlamaya çalışıyor. “YEREL DEĞERLERİN”, ulusal-evrensel ortamlarla daha güçlü iş birliğinin yollarını aralamada kolaylaştırıcı etken olduğuna inanıyor. Turizm eksenindeki sektörler arasında bütünleşik yönetim stratejisinin ve ilkelerinin belirlenmesini sağlayarak, bölge TURİZM gelişim projelerinin önceliklerinin saptanmasını kolaylaştırmak üzere çalışmalar yapıyor. Diyarbakır ve çevre coğrafyasını, ülkemizin kirlenmemiş, “henüz kaybedilmemiş” sayılı yerlerinden biri olarak nitelendirdiği için, neyin nerede kimlerle hangi öncelikte değerlendirileceğini belirlemeyi Diyarbakır açısından temel öğe olarak görüyor. Ülkemizde böyle anlayışı yüksek yöneticiler var mı sorusunun cevabını DİYARBAKIR’da gördük. Sayın CUMHURBAŞKANI VE İÇİŞLERİ BAKANI çok doğru bir tespitle Diyarbakır için en doğru yöneticiyi bulmuşlar. Son Diyarbakır seyahatinde bir defa daha net olarak gördük, halkı dinledik, kısacık bir sohbette Vali Hasan Basri Güzeloğlu, devletin sınırsız desteğiyle neler yaptıklarını ve yapabileceklerini anlattı. Hepsi bir saat içinde son üç yılın Diyarbakır’ını ve Diyarbakır için yapılanları dinleme şansı yakaladık. Diyarbakır’ı gezdik, sokaklarında dolaştık. Sanki hepimizin bildiği acı olaylar hiç yaşanmamış gibiydi. Diyarbakır normalleşmiş, artık TURİZM, GASTRONOMİ, EĞİTİM gibi farklı şeyler konuşuluyor. Gazeteci, iş adamı, kanaat önderi yaklaşık 20 kişi sohbet sonrası aynı fikirde idik. Eğer ülkemizde bütün valiler bu kalitede olursa, ülkemiz için güzel günler yakın. Devletin gücü her anlamda Diyarbakır’da. Umutlandık, gururlandık.

UNUTMAYIN GÖZ VE KULAK ALDANIR AMA AĞIZ ALDANMAZ
Hancı Et Şeyhmus Doğan

∂ “Benim Şehrim Diyarbakır” düsturuyla hizmet veren bir şehir sevdalısı Şeyhmus Doğan. Olağanüstü titiz ve meraklı Diyarbakır’ın marka yüzü.
Yıl 1978 “Doğan Sofrası” adıyla kurulan ilk restoran, 2017 yılında ise ikinci restoran olarak kurulan Hancı, 42 yıllık bir tecrübe. Her iş ustalık ister ama onu doğru kişilerden öğrenmek gerekir. Diyarbakır’ın yemek sektöründe en köklü ailelerinden birine mensup olan Şeyhmus Doğan’ın işlettiği Hancı Et Restaurant, babadan kalan en büyük miras. Bu mekân lezzet olarak da işletme olarak da hakikaten çok özel.
Yemek konusunda çok cömert olan bir gelenekten gelen Şeyhmus Doğan “Bağrında sayısız manevi ve kültürel yapıları barındıran Diyarbakır ilimizi, ulusal ve uluslararası camiada en iyi şekilde tanıtarak, yerli ve yabancı turizm pastasından hak ettiğimiz payı alabilmek için, hepimize çok önemli görevler düşüyor. Asıl mesele kendini bulmak, kendi değerlerinin farkına varmak ve sahip olduğumuz değerlere hak ettiği yeri vermek” diyerek üzerine düşen ne vazife varsa yapmaya çalışıyor.
Aynı insanlar gibi şehirlerin de kültürünü ve derinliğini anlamanın en iyi metodlarından biri sofralarında yemek yemek ve sohbet etmektir. Diyarbakır sofraları binlerce yıllık geçmişin tadından, kokusundan, havasından çok şey taşıyor. Artık sıra Hancı Restoran Sofrası’nda Diyarbakır’ı lezzetlerle anlatma ve anlama zamanıdır.
Yıllarca tatlara tat, lezzetlere lezzet katmış, yemekleriyle müstesna babadan oğula miras mekânda, Diyarbakır’ın eşsiz lezzeti ve damağınızdan silinmeyecek tadıyla yöre yemeklerini bulabiliyorsunuz. Hancı’dan içeri girdiğiniz andan itibaren karşılandığınız görsel şölen sonrası eşsiz lezzetlerin kokuları eşliğine sofraya gelen yemekler öyle lezzetli ki Diyarbakır’da yemek yemenin karın doyurmaktan çok daha fazla bir şey olduğu gerçeğini yeniden kavrıyor insan. Kaburga tava, duvaklı pilav, Diyarbakır güveci, gerdan tava, taraklık, mumbar, dolma, tandır, bulgur pilavı, düzol kebap menüde yer alan lezzetlerden bazıları. Hancı’ya özel belluh, sumak şerbeti, reyhan şerbeti, kış kabak meftunesi, içli köfte yöre lezzetlerinden örnekler.
Unutmayın göz ve kulak aldanır ama ağız aldanmaz. Bence burayı hafızanıza iyi kaydedin çünkü yolunuz düşmese bile Hancı’ya yolunuzu düşürmelisiniz, kesinlikle gidilmeli, görülmeli, tadılmalı.

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612796 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/612796.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT