BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.

24 Haziran zaferi, medya ve devlet

Cem Küçük
Facebook
Türk medyasında bazıları zannediyor ki, Türk milletinin 24 Haziran büyük zaferinden sonra da her şey eskisi gibi olacak ve devam edecek. Böyle bir şey imkânsızdır. Siz 24 Haziran’da bahisleri tamamen Cumhurbaşkanımızın kaybetmesine yatıracaksınız, sabah akşam Muharrem İnce goygoyculuğu yapacaksınız ve sonra da Cumhurbaşkanımız kazanınca yine konforunuz lüksünüz ve şatafatınız devam edecek öyle mi? Peki ya 24 Haziran sürecinde Cumhurbaşkanımız aleyhine yaptığınız tüm kara propaganda faaliyetleri ne olacak? Rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi “hadi oradan”, “hadi oradan”...
Adaletin gereği olarak herkes aldığı risk oranında bedelini öder ya da kazançlı çıkar. Eğer Muharrem İnce kazansaydı biz milliyetçi, muhafazakâr Müslümanlar ağır bedel ödeyecektik. Bizler buna mertçe hazırdık ama bakıyorum şimdi karşı taraf dansöz gibi kıvırmaya kalkıyor. Onlar kazansaydı bize 27 Mayıs’ta Şehit Başbakanımız Menderes’e yaptıklarını yapacak kadar barbardılar ama biz adaletliyiz.
Ana akım medyada tüm taşlar yerinden oynayacak ve Cumhurbaşkanımızın devrilmesi için çalışan herkes tasfiye olacak. Bu durum yüce adalet kavramının dayattığı bir mecburiyettir. Marjinal medyada ne halt yerse yesinler ama ana akım ortamından kesinlikle gidecekler. Bu işte geçen yazımda bahsettiğim bedel ödeme kültürüdür. Hem perhiz hem lahana turşusu olamaz. Hem hamama girerim hem terlemem yok...
Habertürk grubuna karşı benim söylediklerim de bundan ibarettir. Zaten Habertürk gazetesinin kapatılması da bu dediğime örnektir. 22 Mart medya devrimi ile Aydın Doğan’ın tasfiyesi bedel ödeme kültürünün net örneğidir. Eğer İnce kazansaydı ne yapıp edip Aydın Doğan Hürriyet grubunu geri alırdı. O zaman da Demirören Ailesi’ne ve özellikle Yıldırım Demirören’e ağır bedel ödetirlerdi. Önümüzdeki süreçte ismi Aydın Doğan ile özdeşleşmiş gazetecilerin Demirören grubundan tasfiyesi o sebeple bir mecburiyettir. Eğer İnce kazanıp Aydın Doğan, grubu geri alsaydı bu gazeteciler Sayın Yıldırım Demirören’e sövüp sayacaktı. Önümüzdeki 3 ay içinde o grupta büyük değişimler ve tasfiyeler olacağını göreceksiniz. Habertürk TV de bu bağlamda kendine çekidüzen vermek zorundadır...
Bu arada senelerce AK Parti sayesinde ekranlarda yer bulmuş ve 24 Haziran’da Erdoğan iktidardan düşüyor diye korkup Saadet’e yanaşmış bir ithal radikal fanatik hayâsızca bana saldırmış. Benim kurusıkı attığımı ve bir hiç olduğumu söylüyor. O zaman niye tüm yazdıklarım hayata geçiyor ödlek fanatik? Senin CNN Türk’ten kovulacağını yazdım ve aynen yazdığım gibi kovuldun. Niye o zaman ağzını açamadın?
Sen 15 Temmuz darbesine sevinmiş ve Cumhurbaşkanımızı devirmek isteyen Alpaslan Kuytul çetesine 2017 ortamında bile destek vererek suç işlemiş bir adamsın. Kuytul çetesini öven tweetlerini silsen de kurtulamazsın. Senin CNN Türk’ten kimin sözüyle kovulduğunu bugüne kadar seni himaye etmiş Fatih Saraç çok iyi biliyor. Habertürk TV’ye de bir daha çıkmaman istendi. Çünkü sen bir Erdoğan düşmanısın. Bu gerçeği ifade eden kişi senin, karşında gördüğünde elinin ayağının dolaşacağı bir insandır. Bunu da Sayın Fatih Saraç çok iyi biliyor ama hâlâ ısrarla seni Habertürk TV’ye çıkarıyorlarsa o zaman herkes yaptığının bedelini öder.
Ben yerli ve millî bir dava adamıyım, sen ise ithal radikal bir menfaat adamı. Ben sizler gibi menfaat peşinde değil, milliyetçi ve muhafazakâr düşüncenin bu ülkede hak ettiği yeri almasına çalışan bir adamım. Bu topraklara yabancı ithal radikalizmin menfaatçi acentesi değilim senin gibi. Bana senin taptığın holding medyasından yapılan astronomik teklifi nasıl reddettiğimi telefonu aç ve Fatih Saraç’a sor, öğren. Bana yapılan para teklifinin üçte biri size yapılsa takla atarak kabul edersiniz. Benim için VATAN ve DEVLET kutsaldır sizin için menfaat ilişkileriniz.
Sen ve senin gibiler DEVLET kavramının ne olduğunu bilmezsiniz. Siz ithal radikal fanatikler tıpkı komünistler gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hep düşman oldunuz. Zaten şimdi de senin bana iftiralarını en çok komünist artığı Soner Yalçın gibiler destekliyor. Bu utanmaz komünist artıkları Atatürk gibi anti-komünist bir adamın arkasına saklanacak kadar korkaktır. Bunlar esasen Atatürk düşmanı olan Mustafa Suphi kafasındaki komünistlerdir. Soner Yalçın gibiler bu DEVLET nezdinde komünist artığından başka bir şey değildir ve tüm komünist artıklarının dosyası tıpkı ithal radikal Kuytul gibi hazır beklemektedir...
Ben 23 Mart 2018’de bu Adnan Oktar örgütünün başına gelecekleri her yerde söylemişim ve bu konuda her zaman olduğu gibi DEVLET lehine çalışmışım. Oktar örgütünü bitiren İstanbul Emniyet Müdürümüz Mustafa Çalışkan’ı tüm varlığımla desteklemişim. Sizin bu iftiralarınız o yüzden benim üzerimde durmaz. Bunlar komiktir. Siz DEVLET işinin inceliklerini bilmezsiniz. DEVLET için bilgi ve belge toplamanın önemini anlamazsınız.
Bu komünistlerin, gerçekleşmesini çok istediği 9 Mart 1971 Marksist darbesini önleyen adamlara neler yaptıklarını hatırlayın sevgili okurlarım. Şimdi bana da aynı şekilde saldırıyorlar. Değerli milliyetçi paşamız Atıf Erçıkan büyük risk alarak o komünist darbesini engelleyerek DEVLET için büyük iş yapmış bir vatanseverdi. Ömrü boyunca aşırı solcular Atıf Paşamıza düşman oldu. Aynı şekilde beraber çok sayıda kitap yaptığımız Mahir Kaynak da 9 Mart ihanetini önleyen vatansever bir insandı. İşte gerçek anlamda DEVLET hizmeti budur. Bu komünist artıkları ve ithal radikal fanatikler bu kutsal değerleri anlamazlar.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
603290 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/cem-kucuk/603290.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT