BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Törkiya kömen etti...

Fatih Selek
Facebook
Otuz yıl önce Oğuz yurdu Karabağ'da yakın tarihin en dramatik hadiseleri gerçekleşti.
Bir milyona yakın Türk, katliamdan kaçarak Azerbaycan'a sığındı. Çoğu Bakü'de kamplarda yaşıyor. Ama vatana dönme umutları hiç kırılmadı.
Osman Sağırlı ve Cemil Yıldız 2010 Nisan'ında Ermenistan'a gitmiş, Ermeni arşivlerine giren ilk gazete 'Türkiye' olmuştu.
Osman Sağırlı, ardından Ermeni işgali altındaki Karabağ'a geçti. Bugün sıcak çatışmaların yaşandığı köyleri tek tek gezdi. Karabağ'a giren ilk Türk gazeteci oldu...
Hazindir daha sonra Azerbaycan Büyükelçiliği "Karabağ'a girdin" diye kendisine vize vermedi.
Dönüşte bağrı yanık Karabağlıların hazin hikâyesini gazetemizde yazdı.
Editörlüğünü ben yapmıştım. Abartmıyorum, gözyaşları içinde hazırlamıştım sayfaları.
O gün...
-"Anaların, ataların gözü önünde oğlanların, babaların, derilerini yüzdüler. Kundaktaki bebelerin başını kesip top oynirdiler. Gelinlere kızlara yaptıklarını demeye dilim varmir. Körpe körpe uşahları süngüye bastılar, gözlerini oyup atalarının ellerine verdiler. O kadar ateşli verdiler ki halk nehirlere döküldü" diyen Gülsüm Teyze...
-"Cenazelerin defnine bile izin vermediler. Balalarımın ölüsünü 65 kilometir taşıyıp defnettik. Onları sık sık ziyaret edirem. Amma Rüstem'imin mezarına bir sefer bile gidemedim. 4 gün önce serhattaydım (sınır). Oğlumun kabri gözümün önünde, 3 kilometir ötede, ama geçemedim. Yalvarirem Törkiya kömen (destek) etsin Karabağ'ı geri alsınlar" diye gözyaşı döken Şehadet Ana...
-"Orada uşahların başını kesib, ciğerlerini çıharıb anaların ellerine verirdiler. Uşahların kimisini ataşın üzerine burahır, kimini de buz üstüne atırdılar. Adamların başını soyup üzerine haç bırahirdiler. Canan diye bir gonşu vardı, 4 yaşlı oğlunun başını kesib gucağına burahdılar. Çıldurdu eksüketek. Damadımı da orada tuttular, bir ağaca sardılar. 'Burası Ermeni'nin diyeceksin' deye bağırirdılar" diyen Entika Nine...
-"12 gün boyunca yol yürüdük. Ot, pancar yedük" diyen Haydar Amca...
Bugün hayatta mıdır bilmem...
Görüyorlar mıdır, Törkiya'nın kömen (destek) ettiğini...
Vaktinde bir avuç insanın dışında kimsenin ilgisini çekmediği Karabağ meselesi, bugün bir numaralı gündemimiz...
Bu da güzel bir merhale.
 
 
Barış gazeteciliği
 
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaş, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı.
Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekâtlarından 'şerbetli' olan Türk basını, heyecan ve coşkuyla dost ve kardeş ülkeye sahip çıktı.
Ne var ki Ermenistan'ın ağır kayıplar alması, bazılarının zoruna gitti.
"Gazeteci barışı istemelidir. Savaşa çanak tutmamalıdır" diyenler; kan bağını, tarihî ve dini geçmişimizi hiçe sayıp Azerbaycan ile Ermenistan'a aynı mesafeyle yaklaşanlar oldu.
Ama "ille de barış" diyen bu kesimin Kobani söz konusu olduğunda nasıl bir gazetecilik yaptığını, kendi ifadeleriyle sınır hatlarında medya direniş hattı kurduğunu, öldürülen YPG'liler için ne methiyeler düzdüğünü unutmuş değiliz.
Azerbaycan'ın haklı ve meşru mücadelesine mesafe koyanların niyetini çok iyi biliyoruz.
Ermenistan Birleşmiş Milletler'in aldığı dört kararı uygulamadı.
Defalarca barış girişimlerini baltalayıp işgal ettiği Karabağ'dan çekilmediği gibi katliamlar yaptı, tacizlerde bulundu. Savaştan başka çare kalmadı. Onun için Azerbaycan'ı desteklemek, barışı desteklemektir.
 
 
Odatv haberini niye görmediler?
 
Odatv'nin Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, muvazzaf bir astsubaydan TSK'nın Suriye ve Libya'daki operasyonlarıyla ilgili bilgi sızdırıp yazdığı gerekçesiyle tutuklanmıştı.
Hadiseden sonra "Odatv yazarının gazetecilik refleksiyle mi yoksa bir operasyon maksadıyla mı bilgi topladığını bilemiyoruz. Bunu ancak iddianame yazıldıktan sonra göreceğiz" diye yazmıştım.
İddianame hazırlandı.
İkilinin onlarca defa görüştüğü, Yıldız'ın "Gelen giden istihbarat raporları var mı abi?" diye sorduğu ortaya çıktı.
Meğer köstebek astsubay Erdal Baran bulduğunu aktarmış.
Suriye'de hangi şehirden birlik gönderildiğini, komutanların kim olduğunu, ikmal ve toplanma noktalarını, birliklerin anlık durumunu; hatta yolluk ve yevmiyelerine kadar her şeyi anlatmış.
Fakat birilerine tape'lerde ifade edilenlerin dehşeti az gelmiş olmalı ki "Bula bula bunu mu buldular", "Zaten astsubayın bipolar bozukluğu vardı" vs. açıklamalarıyla işi hafife almaya çalıştılar.
Bazı gazeteler de ya çekindiklerinden ya da ideolojik yakınlıktan olsa gerek AA'nın geçtiği haber dışında iddianameye dair hiçbir şey yazmadılar.
Konuşma dökümüne bakılırsa köstebek astsubay, boşboğazın teki. Belli ki 'karakter' sıkıntısı da var. Fakat aklı başında, ne yaptığını çok iyi biliyor.
Savcılık, hain astsubayın yumurtladığı bilgileri Genelkurmay'a sormuş. Verdiği 51 bilginin doğru olduğu ve bunların çoğunun "GİZLİ (1)" diye kodlandığı belirlenmiş.
Odatv yazarı "gazetecilik" der yırtar mı bilmem, köstebeğin hiç kurtuluşu yok!
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615610 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/615610.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT