BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Orhan Pamuk ile Peter Handke’nin kirli Nobel kardeşliği

Fuat Uğur
Facebook
Nobel ödüllerinin kirli geçmişine biraz bakalım. Karşımıza pek çok tanıdık ve ülkemizi yakından ilgilendiren isimler de çıkıyor.
En çok Barış ve Edebiyat alanında verilen Nobel ödüllerinde entrika ve çeşitli fırıldaklar dönüyor. Çünkü bu dallarda, dünya siyaset ve sanat sahnesinde sergilenen büyük oyunların yansımalarını görebiliyoruz.
Ülkemizde yıllarca İsveç’te bile en çok okunan romancı olma unvanını elde eden Yaşar Kemal gibi uluslararası edebiyat devine neden ödül verilmediği tartışıldı. Sonra, Orhan Pamuk ile Türkiye bu “rüya”sını gerçekleştirdi.
Ama ne pahasına?
Bunun Orhan Pamuk ve Türkiye açısından bir bedeli vardı:
 
NOBEL İÇİN YAPILAN ÖN ÖDEME
 
Nobel ödülünü almadan bir ön siyasi avans ödemesi gerekiyordu.
İsveç’te yayınlanan Svenska gazetesine 2005 yılında verdiği röportajda Osmanlı’nın 1 milyon Ermeni’yi katlettiğini, son yıllarda ise (2000-2005 arasını kastediyor) 30 bin Kürt'ün öldürüldüğünü ama kimsenin korkudan bunu dile getiremediğini söyledi. Pamuk daha da ileriye giderek “Yaşar Kemal 'Türkiye'de Kürtler'e Baskı Yapılıyor’ makalesinden dolayı 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kürt sorununu bir daha gündeme getirmeme sözü verdikten sonra serbest bırakıldı" diyerek ünlü romancımızı da bir kalemde harcadı.
Yaşar Kemal ise Orhan Pamuk’un bu sözlerine Bu alçaklıktır, ben barışa katkıda bulunacağına inandığım, yararına inandığım konularda uyarılarımı yaptım. Bunu yapmaktan hiçbir zaman kaçmam ama ucuz polemikler de benim işim değil..." diye çok sert tepki gösterdi.
Görev, yerine getirilmişti nihayetinde! Nobel’i idefiks hâline getiren ve ruhunu şeytana satmakta sakınca görmeyen Orhan Pamuk’a bir sonraki yıl; 2006’da attığı iftiraların karşılığı olarak Nobel edebiyat ödülü verildi.
Yanlış anlamayın, Yaşar Kemal gibi Orhan Pamuk da Nobel alması gereken edebiyatçı. Kendisinin Masumiyet Müzesi adlı romanı bence Türkiye’de yayınlanmış, hatta dünya çapında en iyi aşk ve tutku romanıdır örneğin.
Ama mesele başka. Ancak hizmet eden, ödülünü alacaktı.
 
NOBEL ÖDÜLLERİNDE 3. DÜNYA KRİTERİ
 
Eğer bir 3. Dünya ülkesi mensubuysan Batı’nın algılarına hizmet etmelisin.
Batı dünyasından bir isimsen, açık ya da gizli, Müslümanlıkla mesafeli hatta düşmanca bir tutum içinde olman hiç problem değildir.
Daha çok taze, hatırlayın. Myanmar’ın Nobel ödüllü Devlet Başkanı Aung San Suu Kyi, Budist rahiplerin Müslüman katliamlarını organize eden kanlı bir katil çıktı. Uluslararası Af Örgütü bile ona verdiği vicdan ödülünü yaptığı etnik temizlik nedeniyle geri aldı.
Barış ödülleri mi dediniz? Aslında Nobel’in kirli geçmişi taa 1906 yılına kadar uzanıyor. Adını duyunca şaşıracaksınız ama önce o Nobel alan önemli ismin aşağıdaki sözlerine dikkat kesilelim:
“…Müslümanların Hıristiyanlar karşısındaki zaferlerinin her zaman belayla sonuçlandığı görüldü. Türklerin zaferlerinden mutlak kötülükten başka bir şey çıkmadı! Medeni Cephe’yi oluşturan insanların… Kızılderililere yaptıkları şeylerin çoğu korkunç dahi olsa, bu çatışmaların galipleri, muazzam bir milletin istikbaldeki ihtişamının derin temellerini attılar...”
 
KIZILDERİLİ KATLİAMLARINI ÖVEN BAŞKAN DA NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜNÜ ALDI
 
Evet, yanlış okumadınız, Kızılderili katliamlarını “Muhteşem Batı medeniyetinin temellerinin atılmasında muazzam bir adım olarak gören, Türk ve Müslümanların her başarısından kötülük çıktığını ifade eden meczup kim dersiniz?
Amerika Birleşik Devletleri’nin çok eski başkanlarından Theodore Roosevelt’ten başkası değil.
Kendisi 1906 Nobel Barış Ödülünün sahibi oldu.
Neden şaşırıyorsunuz ki?
Vietnam Savaşı’nın ve Şili’deki kanlı askerî darbe dâhil pek çok CIA darbesinin mimarlarından biri olan Henry Kissinger’a da 1973 yılında Nobel Barış Ödülü verilmemiş miydi? Neden? Efendim, Vietnam Savaşı'nın sonlandırılmasındaki katkılarından ötürüymüş.
Oysa aynı Kissinger bir yıl önce (1972), başkanlık yarışına giren Richard Nixon barış anlaşmasını imzalamak istediğinde onu “Şimdi seçim sonuçlarını olumsuz etkiler” diyerek engellemişti.
Huylu huyundan hiç vazgeçti mi?
 
ABD BAŞKANI JİMMY CARTER’A “BARIŞ” ÖDÜLÜ
 
Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesini yapan faşist generaller kimin adamıydı?
CIA’in Türkiye Masası Şefi Paul Henze’nin “Our boys did it” yani “Bizim çocuklar becerdi” diyerek arayıp müjde verdiği ABD Başkanı Jimmy Carter’dı.
1980 yılında yine ABD hükûmeti Guatemala’daki askerî hükûmete yardım akıtmaktaydı. Arka bahçesi Latin Amerika’da demokrasiye gerek yoktu çünkü. Ülkenin Katolik Kilisesi’nin Kardinali, Başkan Carter’a “Askerî hükûmete yardımı kesin” çağrısı yaptı.
Ne oldu biliyor musunuz?
Carter yardımlara devam etti ve Kardinal de bir ay sonra öldürüldü.
İşte bu Carter, 2002 yılında Nobel Barış Ödülü’nün sahibi oldu.
Neden? Camp David Anlaşması'yla Mısır’la İsrail’i “barıştırdığı” için. Siz bunu Filistin’le başı belada olan İsrail’i olası Mısır belasından kurtarmak olarak okuyun...
ABD’nin 2009 yılında göreve yeni başlayan Başkanı Barack Obama’ya da Nobel Barış Ödülü verildi. O da hak etti bu ödülü; Orta Doğu’yu kan gölüne çevirerek!..
Kısaca Bosna’daki Sırp milislerin katliamlarını ve soykırımını öven Peter Handke’ye ödül verilmesi hiç de şaşırtıcı değil; Nobel’in kirli ve karanlık geçmişine bakıldığında.
Dediğim gibi, Hıristiyan Batı’nın soykırımlarını övmek sorun değil Nobel ödülü için. Ama eğer 3. Dünya ülkesindeysen, ülkene soykırım iftirası atmakta serbestsin. Takdir görür, ödülü kaparsın.
Başlıkta işaret ettiğim ortak nokta işte bu; Orhan Pamuk ile Peter Handke arasında:
Soykırım...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611169 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/611169.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT