BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Diyet

Pembe Zamanlar
Halime Gürbüz
Facebook
Yaz geldi ya her yerde diyet tarifleri! Çarşaf çarşaf 'sihirli' reçeteler yayınlanıyor, millet 'ölümüne' rejim yapıyor. Oysaki... Yemek yemek, beslenmek doğal bir ihtiyaç. Ama aynı zamanda da bir zevk.
Yemekten keyif almak, leziz sofraların sunduğu ambiyansı beş duyumuzla duymak, bu ambiyansı yemek öncesi, sonrası ve ortalıkta yemek yokken bile keşfedip yaşamak, bir hayat tarzı. Bu hayat tarzının içinde kaçırdığımız birkaç küçük detay bile bunun ispatı.
Evet; yemek yemek bir zevk... Peki, nasıl mı? Mangalda pişen etlerin kokusunu sabırsızlıkla içimize çekip, yalvaran gözlerle tabağımıza gelmesini beklemek. Garsona verdiğimiz siparişi beklerken tadına baktığımız salatayı ekmekle destekleyerek karnımızı yemek gelmeden doyurmak. Ramazanda, iftar saatini sofradaki harika manzaraya bakarak sükûnetle beklemek...
Evde akşam yemeğinde masaya gelen nar gibi kızarmış tavuğa "İnşallah but benim tabağıma gelir" temennisiyle bakmak ve eğer but bize düşerse kendimizi 'sofranın şanslısı' ilan etmek... Fırından aldığımız sıcacık ekmeğin köşesini dayanamayıp çıtırdatarak koparmak. Salatanın suyuna ekmeğimizi banmak, banarken önce baş, sonra dayanamayıp bütün parmakların desteğini almak. Yemek bitiminde sofradaki kırıntıları parmağımızla tek tek toplayıp ağzımıza atmak...
Uyum sağlayamadığımız restoranda "Bu balık elle yenince daha lezzetli oluyor" deyip, kendimizi doğallığın rahatlığına bırakmak... TV-kuruyemiş ikilisi keyfi yaşanırken, çerez dolu kâseden, kimselere belli etmeden sevdiğimiz yemişi titrek ellerle seçmeye çalışmak....
Yolculuklarda kat kat sarılmış yolluğu poşetinden hışırdatmadan çıkarıp usulca ağzımıza atmaya çalışmak. Misafirliğe gittiğimizde ikram edilen 'bizim götürdüğümüz pastayı' daha önce hiç görmemiş gibi yaparak kibarca yemek...
Yemeğin üzerine şöyle okkalı bir kahve içmek, dibe doğru yaklaşıldığında fincanı nazikçe sağdan sola çalkalayıp kahvenin sonunu da içmek...
Çat kapı misafirliğe gittiğimiz bir evde, çarçabuk hazırlanan sofraya "Haydi buyurun, Allah ne verdiyse yeriz" diye davet edilmek. Her hasta olduğunu duyduğumuz kişiye, "sıcacık bir tas çorba" götürmek... Kısacası, her şeyiyle yemek yemek, sevgiyle hazırlanan ve sevgiyle sunulanları yemek bir zevktir...
Evet doktor diyet verdi, ühhüü...

Ninem diyor ki; İştah dişin dibindedir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
608998 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/halime-gurbuz/608998.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT