BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yavuz İskenderoğlu: İskender yemeğin değil ‘dedemin’ adı

İrfan Özfatura
Facebook

Bu yemeğin adı “pideli döner kebap” ama birileri dedemin adını tabelasına yazıyor kullanıyor, emeklerimizi çalıyor.

Ünlü kebapçı Yavuz İskenderoğlu dertli mi dertli, ucuzcuların adını ve ürününü taklit etmeleri bir yana, tağşişten yakalanmaları onu çok üzüyor.
Gazetemize verdiği özel mülakatta bakın içini nasıl döküyor: Bu konuda sap ile saman karıştı, şartlarını yerine getirmiş, bedelini ödemiş isim hakkını almışım. Devlet beni tescil etmesine rağmen adımı kullananlar hakkında işlem yapmıyor. Git mahkemeye ver diyorlar, sadece itiraz parası 1.875 lira, binlerce taklitçi ile baş etmek mümkün mü, milyonlar tutuyor.
Tarım Bakanlığı adamı tağşişten yakalıyor. Kimsin sen? ‘Ben kebapçı İskender’im’ deyip çıkıyor, adımız malum listelere düşüyor. Dostlarımız müşterilerimiz de şaşırıyor. Yüzünü bile görmediğim adamlar bizi zor durumda bırakıyor. “Sayın Bakan’ım bunlarla alakamız yok adımız kirletiliyor” diyorum. “N’apalım mevzuatımız uygun değil” deyip çıkıyor. Peki adımı niye tescil ettiniz o zaman?

TABELALAR İNSİN
Tarım İl Müdürlüğü tahşiş ile ilgili işlem yaparken, Ticaret Bakanlığı bunlara niye o ismi kullandın diye sormuyor. Adımı korumak benim değil devletin işi, gidip kılıç kalkanla üzerlerine yürüyecek hâlim yok ya. Ama devlet isterse rahatlıkla mücadele eder ki vazifesi aslında.
Yapılacak iş basit, bugün tabelayı indir der, tekrarında ceza keser ve eğer burası hukuk devleti ise iki günde biter. Ülkeler markalarla ayağa kalkar ve marka hakları da böyle korunur ancak.

157 YILLIK MİRAS
Türkiye’de eskiden de döner vardı ama “dik döneri” ilk yapan dedem. Derdi ki etin yağı ateşe damlamasın, ortalık kokmasın. Alan var, alamayan var, özenmesin fukara.  
Yani Mehmet oğlu İskender döneri ayağa kaldıran adam, kaldı ki kebabı soğanla bulgurla değil, pide, tereyağ, sos ve yoğurtla sunuyor. Rahmetli babam ve Nureddin amcam da çok emek veriyor, hepsi de yenilik peşinde koşuyor.
Biz burada sadece yemek değil, medeniyet takdim ediyoruz. Misafirlerimiz mükemmel bir Osmanlı konağında paşalar gibi ağırlanıyor.
Ailemiz 1867 yılından beri kebapçı, gelgelelim birileri 157 yıllık adımıza unvanımıza ortak oluyor. Bakın İtalyanlar makarna ve spagetti ile marka oldular dünyanın dört bir yanına yayılıp, zincirler kurdular. Alt tarafı makarna ama sunmayı bildiler ve haklarını korudular.

ÖMRÜMÜZÜ VERDİK
Ben bu işe 70 yılımı verdim yoğurdun dışında her şey elimden geçiyor eti, domatesi, dede usulü patlıcanı, kremasından tereyağına hepsini kendim yapıyorum, düşünebiliyor musunuz kömürümüz bile bize has. Peki benim alın terimi kim koruyacak? Ben yarınlara nasıl huzur ile adım atacağım, nasıl yeni tesisler kuracak, yatırım yapacağım? Bir ABD firmasını taklit etsinler de görelim bakalım, yabancı isim kullanmadığım için mi cezalandırılıyorum yoksa? Bu binayı niye yaptık sanıyorsunuz? İskender dedenin konağını taşımak kolay mıydı, çünkü sadece yemek değil tarih kültür ve gelenek de var mayamızda.

DEVLETE DİKLENEMEZLER
Bazıları kolay para kazanmak istiyor, her türlü eti kullanıyor, satıyor, adımızı çalıyor ve lekeliyor. Feryat ediyoruz, sesimize kulak veren olmuyor.
İyi de devlet niçin var? Ben et mi satacağım kedi mi kovalayacağım? Şimdi birisi beni dövse sövse devlet girmeyecek mi araya? Adımızı taklit edenler de bizi hırpalıyor, tehdit ediyor ama devlete kabadayılık yapamazlar. Benim illa şunlar şunlar diye şikâyet etmem mi lazım? Yoldaki polis GPT’den her türlü bilgimize ulaşırken, koca devlet daireleri onların İskenderoğlu ailesi ile ilgisi olmadığını bilmiyor mu acaba?

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612809 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/612809.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT