BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sahada ve masada dişe diş mücadele!..

Noktalar
İsmail Kapan
Facebook
Türkiye’nin terörle mücadelesi, son kırk yılın en kritik eşiğine gelmiş durumda… Bu noktadan sonra, Türkiye sahada ortaya koyacağı kararlılık ve diplomaside zorlu mücadeleyle nihai hedefe ulaşacak.
 
 
Gara’da verdiğimiz 16 şehidin acısı devam ederken, diğer yandan iç politikada hüküm süren gerilim ve karşılıklı atışmalar, dikkatlerimizi asıl meseleden uzaklaştırmamalı… Çünkü bu mesele hakikaten bizim beka meselemiz. Yani iç siyasetteki iktidar-muhalefet didişmesinin çok çok ötesinde, bir millî güvenlik konusu!.. Herkesin bildiği şu gerçeği bir defa daha tekrarlayalım: Şayet içeride, toplumun geneli ölçeğinde; terörle mücadele konusunda bir birlik ve dayanışma ruhu sağlanamazsa, dışarıdan bindirme yapmak için tetikte bekleyen düşman cephenin işini fazlasıyla kolaylaştırmış oluruz… Bu kadar açık ve net! İşte görüyoruz, silahsız, savunmasız 13 vatandaşımızın hunharca katledilmesi karşısında, Batı dünyasından ciddi bir tepki geldi mi? Hayır… ABD’nin güya tepki diye ortaya koyduğu tavrın rezalet boyutunu da ibretle izledik. Bunun aslında şaşırtıcı hiçbir yanı yok. Zira on yıllardır bölücü terör örgütünü besleyip büyüten, kollayıp koruyan, himaye etmek için her yola başvuran aynı çevrelerdir. Kısacası her şey apaçık ortada ve niyetler hiç gizlenmiyor… Bu arada PKK bölücü örgütün yalnızca Batı tarafından desteklenmiyor elbet. İran’dan Rusya’ya, İsrail’den Birleşik Arap Emirliklerine kadar, bölgesel ve küresel ölçekte bir husumet koalisyonu söz konusu. Şu hâlde hesabımızı çok iyi yapmak durumundayız… Terör örgütüyle mücadelede kaç çeşit düşman ve kaç türlü zorlukla boğuşacağız?..
Özellikle son beş yılda, Türkiye güvenlik ve istihbarat alanında çok büyük başarılar sağladı ve bölücü örgütün tek kelimeyle belini kırdı… Teröristler artık Türkiye topraklarında eskisi gibi eylem yapamıyorlar. Bunu yapamadıkları gibi Türkiye sınırlarının yakın bölgelerinde de eskisi gibi barınamıyorlar, dolayısıyla içeriye sızamıyorlar. Çünkü Türkiye çok doğru bir stratejik kararla, teröristleri sınırlarımız ötesinde yuvalandığı yerlerde bulup imha etme yöntemini başarıyla uyguluyor. Dahası içeride eskisi gibi, terör örgütü eleman devşiremiyor. Yurt içinde dağa militan çıkışı neredeyse sıfıra yaklaştı. Bundan daha önemlisi, güvenlik güçlerimiz, örgütün içinde kritik yerlerde bulunan ve başlarına çeşitli ödüller konulan, gri, mavi, kırmızı gibi çeşitli kodlarla aranan elebaşı teröristleri tek tek bulup etkisiz hâle getirdi. Şimdi iki tane çok önemli husus var. Birincisi Irak ve Suriye’nin Kuzeyinde, terör örgütün coğrafi şartlar sebebiyle bugüne kadar yerleşip barınabildiği kritik sahalarda, sürekli alan hâkimiyeti sağlamak. Esasen önemli oranda bu da sağlanmış durumda. İkincisi de PKK’nın beynini dağıtmak. Yani bölücü örgütün en tepesinde yer alan yedi sekiz kişilik elebaşı güruhunu yok etmek… Ölü veya diri, bunların mutlaka tez vakitte ele geçirilip, hak ettikleri cezaya çarptırmak. Böylelikle hayatını söndürdükleri binlerce vatandaşımızın kanını yerde bırakmamak… Türkiye şimdi bu noktaya kilitlenmeli. Ne kadar çabuk gerçekleştirebilirse, o kadar önemli sonuçlar doğacak.
Ancak bir de terör belasının asıl sebebi olan nihai mesele var… İşte bu mesele Türkiye’yi en fazla uğraştıran ve daha da uğraştıracak olan meseledir!.. Bu sebepledir ki, Türkiye bütün stratejik ve politik ağırlığını devreye sokarak ve bir diplomasi seferberliği ihdas ederek bölücü terör örgütünün arkasındaki siyasi ve ekonomik destekleri bir şekilde minimize etmelidir. Tamamen ortadan kalkmasını beklemenin gerçekçi olmadığına dikkat çekmek için minimize ifadesini kullandım. Zira bugünkü dünyada, küresel güçler, emperyalist politikalarını sürdürebilmek için, terör örgütlerini bir araç olarak kullanıyorlar. Bu kanlı örgütler üzerinden vekâlet savaşları yapıyorlar. Küresel güçlerin bu kirli tezgâhına bazı lokal ve bölgesel aktörler de eklemleniyor… İşte Türkiye’nin maruz kaldığı kirli savaş da budur. Sadece PKK bölücü terör örgütü değil, Türkiye’nin ilgili olduğu coğrafyalarda sahaya sürülen, El Kaide; DEAŞ, El Şebab, Boko Haram, Taliban ve diğer etnik ve ideolojik kökenli terör örgütleri baştan sona emperyalist güçlerin kontrolünde, onların lojistik desteğinde, sevk ve idaresinde faaliyet yürütüyorlar. Türkiye’nin en çok zorlandığı husus da budur...
Uzun lafın kısası, askerî planda Türkiye sağladığı başarılarla emsalsiz bir konumdadır. Bu konumunu siyasi ve diplomatik başarılarla perçinleyebilirse, problemi kökünden çözmeye muvaffak olur. Bunun için de dişe diş mücadele gerekiyor.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617652 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/617652.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT