BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Beni mahcup ediyorsunuz anacığım!"

 
"Böyle yürekli evlatlar yetiştirmişsin de eşkıyaya teslim olmadık!.."
 
Seyyide Hoca Hanım sözlerini şöyle sürdürdü:
- En mühimiyse; gizli bir münafığın haçı boynundan çıkması, deşifre olması! Hakiki çehresi ayan, beyan oldu! İnanmayan da kalmadı bu sayede!
- Cenâb-ı Allah hepinizden razı olsun. Ya, yoksa elimizde avucumuz da ne varsa kaptıracak, gittiğimiz yerlerde sefaleti yaşayacaktık!
- Senden de Cenâb-ı Allah razı olsun ki, böyle yürekli evlatlar yetiştirmişsin de eşkıyaya teslim olmadık, zaferi yaşadık.
- Siz yetiştirdiniz.
- Elhamdülillah…
Çuvalın birinden helva çıkardı, herkese birer dilim ikram etti Zeliha Ana. Bütün bu olup bitenleri şaşkınlıkla seyreden kayınvalide, ağır ağır kalktı yerinden. Aynı yavaşlıkla kendine ait heybenin yanına gitti ve elinde beyaz bir mendille geri geldi. İtinayla açtı; içinden, ortasında bir beşibirlik olan siyah kehribar boncukları çıkardı, nazikçe Nene’nin boynuna taktı. Tekerleğin dibindeki minderi alıp yan taraftaki kayalardan birinin dibine koydu, üzerine oturdu. Uzaktan aslan gelinini seyretti. Nene’nin boynuna asılı beşibirlik sarı yıldız gibi şavkıyordu. Helva kokusu hâlâ duyuluyordu.
- Zaten senin için saklıyordum, aslan gelinim!
- Ah anacığım ah! İnanın, beni mahcup ediyorsunuz! Gören de diyecek ki bunlar ne yapıyor?
- Gören bir şey demez, sadece hakkı teslim eder kızım!
- Canım anacığım; ben sizlerin haklarını nasıl öderim?
- Varsa hepsini de helâl ettim!
                  ***
Zulüm payidar olmaz demiş atalar.
Bir gün de önüne konur hatalar...
Osman Bedreddin, yanındaki gençlere nasıl hareket edeceklerini anlattı. Gelenler ihtimal Ermeni çeteleriydi. Mutlaka silahlıydılar da… Onlara karşı tek çareleri iyice yaklaşmalarını sağlamak, alabilecekleri sürülerini toplamalarına müsaade etmek, yani “ihmal” değil, “imhâl” edip en zayıf anlarını kollamaya çalışmak, bir tepki gelmediğini görüp rahatladıklarında da saklandıkları yerlerden çıkıp bütün kuvvetleriyle üzerlerine atılmak ve ellerindeki silahları almak olacaktı. İlk ve tek hedef; silahlarını tesirsiz hâle getirmekti, sonrası kolaydı. Birbirleriyle helâlleştiler. Sonra tespit ettikleri yol üzerindeki karanlık noktalara gizlendiler.
Akla gelebilecek her şeyi göze almışlardı. Kalanlar gazi, ölenler şehit olacaktı. Bundan daha büyük rütbe olur muydu? Fırsat bu fırsattı. Kesin kararlıydılar; kolay teslim olmayacak, eşkıyaların yaptıklarını yanlarına kâr bırakmayacaklardı. DEVAMI YARIN
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617063 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/617063.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT