BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"İki medeniyet arasında büyük uçurum var abi!.."

"Bizimkiler Allahü teâlânın emrine münasip iş yaptılar. Doğrusu da odur bacım!"
 
Hasan, Nene'nin sualine şöyle cevap verdi:
- Güzel bacım! Osmanlı Devleti, Ermeni ve diğer azınlıklar tarafından yapılan fenalıklara, yine aynı yolla mukabele etmedi! İntikam hırsı içinde olmadı! İnsanına kin ve nefret aşılamadı. Bununla alakalı delil çok.
- Mesela biz! Hiçbir büyüğümüz dönüp “Ermeniler, şunu yaptı, bu zulmü işledi, siz de onları nerede görürseniz ezin, işkence edin, öldürün, malını mülkünü elinden alın” diyen olmadı. Bilakis; hocalarımız, müftülerimiz; “Bilmem neredeki zalim bir Ermeni’nin zulmünden dolayı komşu Ermeni’ye tasallut etmek, onun intikamını bundan almak olmaz. Suçlu kimse ceza da ona verilir” dediler.
- Allahü teâlânın emrine münasip iş yaptılar. Doğrusu da odur bacım! Gel sen bunu zalimlere anlat!
- Adları üstünde, zalimler!
- Bu durumları pekâlâ bilen Osmanlı Hükûmeti, bakın nasıl bir ferman yayınlamak mecburiyetinde kaldı:
“Müslümanlarla gayr-i Müslimler arasında niza (çekişme), münaferet (nefret) ve hilâf-ı kanun ahval vukuuna fırsat verilmemesi” konusunda devlet adına vazifeli olanların pek gayret ve çaba göstermelerini istediğini görüyoruz. Bizleri de bu hususta, komutanlarımız sık sık ikaz ederlerdi.
- İki millet, iki medeniyet arasında büyük uçurum var abi! Görmemek için kör olmak lazım!
- Hem de ne uçurum! Mukayesesi mümkün değil!
- Kaynanam, Tortum pekmezi getirmiş abi. Israrla “Hasan efendiye ver yesin” diyor. Ben de yoğurt süzmüştüm. Birlikte bir iki kaşık alsan, hı ne dersin? Kuvvet verir diyor anam.
- Peki fazla değil, bir iki kaşık...
- Yiyebildiğin kadar zorla, çok takatsizsin... Seni ne hâle getirmişler bak! Elleri kırılsın, kimin kabahati varsa!
- Tortum pekmezini de pek severdim. Madem öyle ver bakalım.
- !!!
Asker Hasan, kendini zorlayarak getirilen pekmezli süzme yoğurttan birkaç kaşık aldı. Anacığına hep “iyiyim” demek istiyordu. Daha da iyi olacağını, köyüne dönüp çifte, çubuğa sahip çıkacağını, evini şenlendirip tüttüreceğini, sevdiği kızı alıp torunlarını anacığının kucağına vereceğini anlattı. Havayı biraz olsun yumuşattı…
Anacığının yardımıyla tuvalete gidip geldi. İlk geldiği günden daha iyiceydi. Şifa bulup sağlığına kavuşacağına olan inancı iyice kuvvetlenmişti.
Nene, aceleyle oturacağı minderi kabarttı, daha yumuşak hâle getirdi. Halı yastığa destek olarak tüy bir yastık da ilave etti. Abisinin rahat etmesini çok istiyordu.
Nene’nin kaynanası da memnun oldu. Yine etrafına toplandılar. Duymak istedikleri çok şey olmalıydı. Nene mevzuya girdi.
- Şey! Abi...
- Ney bacım?
- Bilmem! İstersen daha anlatma! Sonra da olabilir.
- Başıma meraklı gözlerle toplanmışsınız, nasıl susayım bacım?
- Hani...
- Tamam tamam! Kendimi fazla yormadan anlatacağım, yalnız bir ara baş başa hususi konuşacaklarım var bacım. Unutursam hatırlat!
- Peki abi... Nasıl arzu ederseniz öyle olsun.
DEVAMI YARIN
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617589 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/617589.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT