BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

YAZIKLAR OLSUN!

Habercilikte kuraldır; bakanların konuşmaları haberdir. Başbakanın konuşması zaten haberdir. Cumhurbaşkanının konuşması daha da önemli haberdir. Bu haberleri, gazete, tv, radyo ve diğerleri verirler. Her biri durduğu yere ve konuya verdiği öneme göre o konuşmayı okuyucu veya seyircisiyle paylaşır. Bazı gazete manşetten görür, bazısı daha küçük çalışır, bazı tv ana haber yapar, bazıları daha alt sıralarda okur.
Haberin işlenmesi sadece beyanat sahibinin, konuşmayı yapanın ve basın toplantısı tertipleyenin kimliği ile de alâkalı değildir. Haberin mevzuu da belirleyicidir. Bir olay, millet tarafından benimsenmişse; kitleler, yurt içi ve yurt dışında meydanlara dökülmüş protesto gösterileri yapıyorlarsa, kınama ve protestolara konu olan karardan dolayı mazlumlar ölmüşse, yüzlercesi yaralıysa, hayat, seyahat ve din hürriyetleri ortadan kaldırılıyorsa, yerli ve yabancı medya, haberi manşetlerden işliyorsa bu haberin görülmemesi mümkün değildir. Buna rağmen görülmüyorsa orada habercilikten habersizlik veya kasıt vardır.
Bunları bize Hürriyet gazetesinin 25 Temmuz 2017 günkü nüshası hatırlattı. O gün gazetenin 1. sayfasında Mescid-i Aksa ile alâkalı hiçbir haber yoktu. Hâlbuki gündemin 1 numaralı maddesi Mescid-i Aksa'ydı. Cumhurbaşkanı ve diğer siyasiler, mevzua dair konuşmuşlardı. Konuşmaları devam ediyordu. Ama, Hürriyet, konuyu 1. sayfada tek kelime ile olsun haber yapmamıştı.
Merak ettik grubun diğer gazetesinde var mı? diye. Onda zaten her gün olduğu gibi -affedersiniz- göğüs ve kalça teşhirlerinden başka bir habere yer kalmamıştı.
MİT tırları dâvâsından yargılanan malûm gazeteyle öbür 2-3 marjinal gazetede olması zaten şaşırtırdı.
Hâlbuki o gün manşetler ve ana haberler Mescid-i Aksa'ya dairdi.
Diğerleri bir yana ama kendini belki de kurulduğu 1948'den beri medyanın "amiral gemisi" diye gösteren, hükûmetlere yön vermeye çalışan Hürriyet'in Mescid-i Aksa'da din hürriyetinin yasaklanmasını, İsrail kurşunlarıyla insanların ölmesini, namazdaki Müslümanların tekmelenmesini görmezden gelmeye hakkı var mıydı? Hele hele konuya dair bakanlar konuşuyorsa, Başbakan konuşuyorsa, Cumhurbaşkanı, denebilecek en kararlı sözleri söylüyorsa bu haberi görmemek 1 milyar 750 milyon Müslümanın yanında yer almamak ve dolaylı biçimde İsrail'e destek olmak demektir.
Filan sayfada haber yaptık müdafaası olursa bunun hiçbir mantıklı tarafı yoktur. Milyonları sarsan, BMGK'yı toplanma zorunda bırakan bir mezalimi görmemek o gazeteyi alan okuyucuya da o gazetenin çıktığı ülkedeki vatandaşlara da hakarettir. Gazete ve tv yayıncılığı tekel bayiîliği değildir. Sermaye şahsa veya şirkete aittir ama o yayın organı vatandaşın satın alması veya seyretmesiyle ayakta kalır. Okuyucu ve seyirci ile o yayın organı arasında beyaz mürekkeple yazılmış bir sosyal mukavele vardır. Sözleşme ihlal edilirse anlaşma bozulur.
Mevzubahis gazete ve daha başka gazeteler, iktidara muhalif ve hatta hasım olabilirler. Fakat millete ve onun değerlerine ne muhalif ve ne de düşman olmaya hakları vardır. Sultanahmet Camiî'nin -Allah korusun- düşman uçakları tarafından bombalanmasıyla Yahudi askerlerin ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı postallarla kirletmeleri, İsrail'in 50 yaş altı Müslümanların mescide girmesini yasaklaması ve camiye giden diğer Filistinlilere zulmetmesi arasında fark yoktur. Sultanahmet ne kadar bizimse Mescid-i Aksa ondan on bin kat fazla bizimdir.
Bu tavır görüldükten sonra bazılarının neden Taksim'e cami yapılmasına ve Ayasofya Camii’nin ibadete açılmasına muhalefet ettikleri ve neden 28 Şubat'a alabildiğine destek vermiş oldukları daha iyi anlaşılıyor.
Bugün Cumhurbaşkanının Kudüs'e dair konuşmalarını haber yapmayan Hürriyet gazetesi, 28 Şubat’ta cuntacı paşaların aksırmalarını bile manşete çekiyordu. Hürriyet, aynı günlerde bir şey daha yapıyor, istikbal vadeden bir siyasetçi için onun yolunu kesmek maksadıyla aleyhine "muhtar bile yapmazlar!" diye manşet atıyordu.
Hürriyet'in muhtarlığa lâyık görmediğini millet, güçlü Cumhurbaşkanlığına layık gördü. Bugün de millet, Mescid-i Aksa'ya sahip çıkarken, Hürriyet, yine zamanı okumakta acze düşerek Mescid-i Aksa'yı yok sayıyor. Kazanan millet ve milletin değerleri yanında yer alanlar olacaktır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
597769 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/597769.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT