BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.

GÖSTERMELİK SALDIRI!

ABD, İngiltere ve Fransa, geçen hafta Suriye’de bazı hedeflere  saldırdı. Bu saldırının sebebi, Suriye rejim kuvvetlerinin  Doğu Guta’nın merkezi Duma’da  70’in üstünde sivili öldürmesi ve çok sayıda sivili de yaralamasıdır. Ölü ve yaralıların önemli bir kısmı çocuk, kadın ve ihtiyarlardır. Yaşanan ihanet, ellinci kere tekrarlanan bir kimyevî saldırıydı. Rejim tarafı her ne kadar “bize kanser ilacı satmıyorlar,  kansere karşı ilaç bulmak zorundayız. Nitekim 3 çeşit ilaç da bulduk. Vurulan yerler, ilaç imalathanesidir” dese de bu sözler, ilaç üretimi noktasında belki doğru olsa bile vurulan yerlerin ilaç fabrikası olduğuna dair iddianın kılıf olma ihtimali çok  yüksektir. 
Saldırı üzerine Washington tarafından yapılan açıklamada Şam, Humus ve Dera yakınlarındaki kimyevî ilaç imalathâneleriyle depolarının vurulduğu, Rusya’ya haber verilmediği, Rus üslerinin hedef alınmadığı, sivillerin ziyan görmemesi için azâmî özen gösterildiği, harekâtın tek seferlik olduğu dile getirildi. Bu açıklamayı takip eden saatlerdeyse Fransa, Rusya’ya haber verilmiş olduğunu beyan etmekle Washington’u tekzip etti. Ankara ise saldırıdan haberdar edilmiş. NATO saldırıyı tasvip ettiğine göre üye devletlerin de önceden haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Moskova’nın haberdar olması, Beşar Esad’ın da  bildiğini göstermektedir. Uçan haberler yüzünden; aslı haçlı dayanışması, fakat göstermelik ismi Müttefik Devletler olan taraf, boşaltılmış fabrika ve depoları vurmuştur. Bundan dolaydır ki vatanını Rusya ve İran’a peşkeş çekmiş ve öz vatandaşlarıyla bebek ve çocuk katili Esad adlı zalim, saldırı sabahında  kameralar önünde boy göstermiş, kendi ideolojik şarlatanları da mübarek Şam caddelerinde zafer gösterisi yapmışlardır.
Haçlı Dayanışması, Rusların elinde bulunduğu yerleri vurmamaya dikkat ettiği gibi Suriye hava sahasına da girmediler. O saha, Rusya Federasyonu’na rehinlidir. Bu yüzden ABD, denizaltılardan, Fransa kendi ülkesinden, İngiltere ise I. Dünya Harbi’nde bizden gasbettiği Kıbrıs’tan kalkan uçaklardan füze fırlattı.  Rejim, atılan 160 kadar füzenin  yüzde 10’unu havada iken imha ettiğini ileri sürmektedir.
Hakîkat şu ki Nusayri rejimi, Müslüman vatandaşlarına karşı ister kimyevî silah, ister başka bir silah kullanmış olsun zulmün defter kaydı değişmemektedir. Haçlı Dayanışması’nın “Arap Baharı” adı altında  demokrasi, eşitlik, hürriyet vaadiyle sokağa döküp yüzüstü bıraktığı bu insanlar, 7 yıldır zulmün, ölümün, sürgünün, vahşetin, mülteciliğin, gurbetin  ve fukaralığın  her çeşidini yaşadılar ve yaşıyorlar. Bu saldırı, ibretlik değil göstermeliktir, samimi değil, ikiyüzlüdür. 365 gün boyunca  bir sürü laf edildikten sonra güya mazlumların ahını almak için yapılan saldırı, durup durup 13 Nisan 2018 Cumayı Cumartesine bağlayan Miraç gecesinde yapılmıştır. Bu göstermelik saldırı, böyle bir şovla kendi vatandaşlarını tatmin gayesi güttüğü gibi onların dikkatlerini bir de hak ile bâtıl mücadelesine çekmektedir:
Yukarıda da temas ettiğimiz üzere askerî saldırı, Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya ve oradan da ötelerin ötesine gidip Allahü teâlânın huzuruna çıktığı Mirac Kandilinde yapılmıştır. Böyle bir takvim, tesadüfen seçilmiş olamaz. O tesadüf olmadığı gibi tarih de tesadüf olmasa gerek. Şöyle bir iddia vardır. Hıristiyan dünyası, 13 rakamını uğursuz saymaktadır. 1453’ün aritmetik değerlerinin toplamı, 13’tür. Batı, Doğu Roma’nın ellerinden çıkmasını uğursuzluk telakkî etmektedir...
Haçlı Dayanışması ile Rusya,  Suriye, daha doğrusu Şam-ı şerif topraklarında bilek güreşi yapmaktadır. Bu güreş, bugüne mahsus değildir, asırlık mücadeledir.
Rusya Federasyonu, Suriye’de rejimi desteklemektedir. Ülke, fiilen Rusya’nın peyki hâline gelmiştir. ABD, İngiltere Fransa ise sosyalist PKK’nın Suriye kolunu destekliyorlar. İran da rejimin yanındadır, PKK ile de  duruma göre pazarlık hâlindedir. Buna mukabil Ankara, dengeli bir siyasi, askerî, istihbarat ve diplomatik yol takip etmektedir. Yüzde yüz olarak ne kimsenin karşısındadır ne de yanında. Gerçek böyle olsa da Ankara’nın bu göz boyama saldırısından sonra  Kandil’e kadar uzanacak askerî harekât planımızda yolumuzu kesecek düzenbazlıklara karşı çok ama çok uyanık olması gerekir. Saldırıdaki asıl niyet, haçlı dayanışmasının  Fırat’ın Doğusuna yerleşmesidir. Amerika’nın Suriye’den çekilme vaadi, başkanı geçmeyen  bir oyalamadır. Suriye halkı ve onların ne şekilde öldüğü Hıristiyan dünyanın umurunda değildir. Mevzubahis bu saldırı üzerine bizim hariciye, tez elden yaptığı açıklamada  “insanlığın ortak vicdânî duygularına tercüman olundu” diyerek takdir israfına düştü. Bu hükmün aslı  olsaydı aynı devletler ve diğerleri, İsrail Filistinlilere, Ermenistan Azerilere, Myanmar Arakanlılara ve daha kimler kimlere  zulmün gazlı-gazsız envâi çeşidini revâ görürken bir serçe taşı olsun atarlardı. Aksine BMGK  adlı köhne yapının aldığı ürkek kınama kararlarına bile geçit vermiyorlar.
Ortada insanlık mı var,
Vicdan mı var,
Duygu mu var,
Ki
Gözü,
Para ve petrolden başka bir şey görmeyen menfaatperestler, onlara tercüman olsunlar? Ölenler, balina veya caretta kaplumbağaları değil Müslüman!
Allahü teâlâ, iyilik yapmayı herkese nasip etmez.
Bu şeref için temiz kalp ve temiz mâzi gereklidir…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601762 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/601762.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT