BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BUNUN ADI DİN SAVAŞLARIDIR!..

 
Akdeniz’de, Filistin’de, Suriye’de, Fırat’ın şarkında ve garbında, Irak’ta, Kandil’de, Afganistan’da, Keşmir’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da, Moro’da, Libya ve hatta Yemen’de  değişik, ırk devlet ve  milletlere karşı yapılan bütün muharebeler ve onların içinde kendine süper güç veya kalkınmış devlet denenlerin kullandığı terör örgütlerine karşı verilen mücadele hareketlerinin tamamı din savaşıdır.
Müstemlekecilerin, petrol sömürüsünü maksat edindikleri doğrudur.  Bir damla petrolü bir damla insan kanından değerli bilme vahşeti güttükleri de doğrudur. Bu petrol savaşının 1914’te ateşin başladığı, 1918’de silahın bırakıldığı yerde devam ettiği tesbiti de doğrudur.  Ama bu doğruların arkasında aslında değişmez bir doğru vardır:
O da karşı cephede yer alanların tamamının din savaşı yaptıklarının şuurunda olduklarıdır. Bu gâye ile geliyorlar, bu gâyeye hizmet için terör döküntülerini besliyorlar, bunun için göstermelik devletler kurmaya kalkışıyorlar. 
Gafil, Müslümanlar için cihad bitti. Ama şuurlu Hıristiyan, Yahudi ve diğer dinlerdekiler için Müslümanlığı yok etme, O’nun bin yıldır, bayrağı, sancağı, kalkanı, kalemi ve kalesi olan Türkleri bitirme cehdi bitmedi. Bunun içindir ki DEAŞ’ı türettiler ve onlara “cihadcı” dediler. Cihadcı, sözünü cihad ve mücahid yerine ikame ederek kelimeyi itibarsızlaştırmak istediler. Bizdeki sığ ve saf kalem ve kelamlar da onlarla beraber konuşup yazdı. Bazılarının mankurtluğu hâlen devam etmekte.
ABD, Irak’ı işgal ettiğinde  George W. Bush,  şunu demişti: “Bu bir haçlı seferidir!..’’  Sonra derin Amerika bu sözü tevil etti. Hâlbuki söylenen doğruydu. Bush’un açıktan dediğini, bilerek veya heyecana kapılarak söylediğini, sonra gelenler zımnen, örtülü biçimde ifade ettiler ve ediyorlar.  İttifak, müttefiklik, dostluk,  vs. mavi boncuktur. Göz boyamadır. Niyet saklamadır. Bugün bütün mezhepleriyle Hıristiyan’ı, Yahudi’si, Neocon’u, Evanjelist’i, Budist’i, Avrupalısı ve topyekûn İslâm dışı unsurlar, Müslümanlara karşı ortak cephededir. Adları bir asır evvel “Yedi Düvel”di, bugün de Yedi Düvel’dir. Bizde uygarlar, çağdaşlar, Kemalistler, bir kısım laikler bunu göremiyor ve sık sık “ama Araplar!” diyorlar.
Ne demek Araplar?
 İslâm dînî,  yalnızca Araplara gelmedi. İlk iki yüz yıl dışında da Araplar İslâm’ı ne temsil ettiler ne müdafaa edebildiler. İslamiyet, bütün yeryüzüne bütün insanlığa inmiştir. Müslüman olduktan sonra her mü’min, canı ve malıyla, ferden ve ailece ve millet olarak bu mukaddes din uğruna ne lâzımsa onu yapacaktır. “Cihad” denen budur.  Önceki Müslüman atalarımız ve bilhassa Selçuklu ve Osmanlı geçmişimiz, böyleydi. Onların hayatı haçlı seferlerine  karşı var olma veya yok olma kavgasıyla geçti. Bu seferler, Osmanlının  ilk dört asrında kılıçla, son iki asrında  maliye ve siyasetle oldu.
NATO, şu-bu zamana bağlı göstermelik yapılardır.
Hadiseye böyle bakılırsa FETÖ ihaneti daha iyi okunabilir.
Papalık, haçlı ve siyon güçler, İslam âlemine Vehhabiliği ve Selefiliği şırınga ettiği gibi Türkiye’ye de Fetoizmi zerk etti.  Evanjelizm, bizde de “dinler arası diyalog” yalanıyla hayat bulmaya kalkıştı. Bu çoklu taarruzlara karşı en büyük ve dayanıklı kale, Ehl-i sünnet ve’l cemaat itikat, amel, tavır ve yüreğidir. Hak mezhebleri tenkide tevessül etmek, “mezhep taassubu” demek bu kaleyi tahrip olur. Düşmanın ekmeğine yağ sürülür.
Kimse uyumasın!..
Haç, Hilâl’e insafsızca saldırıyor!...
Derin şuur ve derin idrak içinde olan Müslüman bunları görür. Tarihî mes’uliyetimiz, ecdadımız ve Misak-ı Millîden haberdar olmak şarttır. Bugün yaptığımız, asla  bir Türk-Kürt savaşı değildir. Tarihin hiçbir saatinde Türk ve Kürt harp etmemiştir. Bu bir Türk terör savaşı da değildir. Yapılan, din savaşlarıdır. Kabul edilse de böyledir edilmese de. Deve kuşu, gerçekten kaçınca tehlike kaybolmuyor.  Mertler, çekilirse meydan nâmertlere kalır. Biz dayanırsak “nâmert kaçar”. Meydan, aslanların olur.  Unutulmasın!.. Sultan Reşad’ın 23 Kasım 1914’te ilân ettiği Cihad-ı Ekber çağrısı, sonraki Osmanlı ve  T.C. idareleri tarafından ortadan kaldırılmamıştır
Zaten, din, istiklâl, vatan ve  iffet  tehlikedeyse cihad farz olur.
Bugün TSK ve bütün kuvvetlerimiz, yiğitçe bu  farzı eda ediyorlar.
Bu hakikatler bütününü, çok esaslı şekilde hem içeriye ve hem de diğer Müslüman milletlere  anlatmak gerekir. Zira; bugün zihinler, belli kelimelere ya şartlanmış veya kilitlenmiş vaziyette. Biz dâhil bütün İslâm âleminde bir kısım aydın, yabancılaşmış, sokaktaki  bir kısım insan, vurdumduymaz olmuştur.    
Uyanışın şafağındayız.
Zafer, inananlarındır!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610707 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/610707.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT