BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİR DE KALB TEMİZLİĞİ VAR!..

Değerli okuyucularımızın içinde neden “kalp’’ değil de “kalb’’ yazdığımızı merak edenler olabilir. Bunların her ikisi de Arapça kelimelerdir. Arapçada Farsça ve Türkçeden farklı olarak P, Ç, J harfleri yoktur. Kalb, en kısa tarifiyle “gönül’’ demektir. Kalp ise taklit, sahte, geçmez gibi olumsuz anlamlara gelir. “Kalpazan çetesi çökertildi’’ haberinden sahte para basanların derdest edildiğini anlaşılır. Talihli birinin gıyabında “temiz kalbli bir insandır’’ diye konuşulduğunda gönlü, içi temiz denmek istenir. “Yürek’’ ise Türkçe bir kelimedir. Yürek, insanlarla hayvanlarda vardır. Kan, sevk ve idare merkezidir.
Türkçe, her iki kelimeyi yerli yerince kullanmakla lisanımız zenginleşmiştir… Yüreğimiz yanar, kalbimiz sızlar. Sevgiler, yürekte değil kalbde yaşar. “Anne kalbi’’ derken bir başka sefer de “baba yüreği’’ deriz. Vefasız için kalbsiz, yiğit birine mangal yürekli, çatal yürekli denir. “Kalb’’ kadın veya erkek kimseye isim olarak konmaz. Buna mukabil “gönül’’ daha ziyade kadın ismidir. Diğer yandan; kalb kelimesindeki “L’’ ince, kalp’deki “L’’ ise kalındır.   
Bu çok zengin ve çok lezzetli bahse daha fazla devam edersek sohbetimiz dil dersine dönebilir. Hâlbuki yaşadığımız günlerde Türkiye’nin ve dünyanın tek gündem maddesi koronavirüs salgınıdır. Hemen her memlekette her gün insanlar ölüyor. Hekimler, büyük bir gayretle ilaç arayışına devam etmekteler. Şu var ki söz konusu hastalıkla mücadelede ilaç ve mücadele yetmez. Şifa, başka bir hakikattir. Sağlık dünyamızın alkışa, ondan önce duaya layık fedakâr insanları, günün yorgunluğu üzerine akşamları da ekranlarda konuşarak ilimlerinin zekâtını vermekteler. Dediklerinin en başında “sık, sık elinizi yüzünüzü yıkayınız, temizliğe dikkat ediniz!’’ cümlesi gelmektedir. Hemen her doktor, akademisyen, sağlıkçı bunu söylemekte. Şeksiz ve şüphesiz bu tavsiye doğrudur. Ancak eksik. Bu öldürücü salgınla başa çıkmak için el temizliği gerekli ama bir de “kalb’’ temizliği ihtiyacı var.  
Kalb temizliği, duayla, günahlara tövbe-istiğfar etmekle, iyilik yapmakla, sadaka vermekle… gerçekleşir. Konuşmalarda el temizliğine defalarca vurgu yapılırken binde bir olarak da cılız bir sesle “dua da edelim’’ denmektedir. Şimdi yapılması şart olan o cılız sesi gür bir ırmağa çevirmektir.
Dua elbette içten geldiği gibi yapılır.
Fakat buna rağmen şunlar göz ardı edilemez:
-Hangi dualarla, nerede, ne zaman ve nasıl dua edilecek? Duanın kabulü için ne yapmalı?
Herkes, yaşlılara “aman evinizde kalın diye yalvarmakta’’. Lakin kimse “evinizde kalarak dua edin, Kur’ân okuyun, ellerinizi açarak yüce Allah’tan insanlığı bu musibetten kurtarması için yalvarın’’ demiyor. Bu onları en azından meşgul edecektir. Denemiyor; zira, bugün olmuş hâlâ din dışı baskı hissedilmekte. Oysa yaşlılarla çocukların dualarının kabul olması çok daha mümkündür.
Öyleyse ne yapmalı?
Bir programda ekranlara dört kişi çıkmaktaysa üç hekimin yanında bir de kalb yani gönül adamı olmalıdır. Bilim Kurulunda bir de din adamı yer almalıdır. Bu toplum, böylesi salgınlar için Kur’ân-ı kerimin, hadis-i şeriflerin, ulema ve evliyanın ne dediklerini bilmeli. Kalbler, mutmain olur. Yaşlılar için evlere din adamları gönderilerek onlardan bilmeyenlere ne vakit, nasıl ve ne şekilde dua edecekleri öğretilebilir. Bu ziyaretler arada bir tekrarlanmalıdır. Israrla ve haklı olarak el temizliği, yüz temizliği… deniyor. Bu milletin tamamına yakını Müslüman olduğuna göre bu öğütlere zaten yakındır. Denilenlere uymaktan yüksünmez. Eğer; sözler, manevi malzemeyle de tezyin edilirse sonuç daha çabuk ve daha sağlam alınır. Nasihat verilirken şu da söylenemez mi?
-Elinizi-yüzünüzü yıkamak bir abdestin zaten yarısı demektir. O hâlde; abdestinizi tamamlayıp hele bir de namazınızı kılarak dua ettiğinizde hem kendinize, hem ailenize, hem milletimize, hem din kardeşlerimize ve hem de bütün insanlığa faydalı olmuş olursunuz. Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- “İnsanların en iyisi, insanlara faydalı olandır’’ diye müjde vermekteler…
Asırlarda bir karşılaşılan bir büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. Hem maddi, hem manevi tedbirler noksansız alınmalıdır.
Temiz kalb, temiz el ve yataktan kalkılan andan, yatağa girilecek vakte kadar her vesileyle dua. Dualarla yer yüzüne kol-kanat germeli, hem tıp ehline, hem gönül ehline kulak vermeli.
İhmal, öldürür…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612863 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/612863.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT