BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Merhamet ve adalet

Salih Uyan
Facebook
Sınav başlayalı yaklaşık on dakika olmuştu. Herkes kâğıtlara gömülmüş sorularla uğraşırken, öğretmenin gözüne iki öğrenci takıldı.
Kopya çekiyorlardı.
Çocuklar öğretmenle göz göze gelince panikleyip kopyayı hemen bıraktılar. Ama iş işten geçmişti. 
Genç öğretmen canı sıkkın bir şekilde ne yapacağını düşündü. 
Gidip o çocukların kâğıtlarını alsa olmaz. Bütün sınıfa mahcup olacaklar. 
Hiç müdahale etmese o da olmaz. Sınavdan yüksek not alacaklar ve sınıfın geri kalanına haksızlık olacak. 
İki öğrenci endişe içinde ne olup biteceğini beklerken zil çaldı ve öğretmen hiçbir şey söylemeden kâğıtları toplayıp çıktı.
Ertesi gün de bir sıkıntıdan dolayı sınavı iptal ettiğini ve yeniden sınav yapacağını açıkladı sınıfa.
Merhametle adaletin büyük buluşmasında, eğitim fakültelerinin duvarlarına asılması gereken büyük bir cümle doğdu o gün;
"Eğitim gönüllere dokunmaktır."
 
HİKÂYENİN KAHRAMANI
 
Bu hatıradaki öğretmen Enver Ören Ağabey. Yani birçoğumuzun en tatlı hatıralarının başrolünde olan kişi…
Gün gelir bir yerlerde yeniden yazmaya başlarsam, ilk yazımda bu hikâyeyi anlatacağım diye kendime bir sözüm vardı.
Çünkü meslek hayatımda meselenin özünden uzaklaştıkça ve mesleki gelişim için beslendiğim kaynaklar kuraklaştıkça, Enver Ağabeyin bu hatırası ve eğitimi tarif ettiği o cümleyle kucaklaşıyorum.
Ve her seferinde, asırlarca Türk İslam medeniyetlerinde kök salmış bir eğitim geleneğinin, iliklerime kadar işleyen o üç kelimelik cümleye nasıl sığdığına bakıp şaşırıyorum. 
Şimdiye kadar eğitimin onlarca farklı tarifi yapılmış. Ama insanı tam merkeze yerleştiren, gönülden bahseden ve içimize bu kadar sinen bir tarif yok.
Zaten diğer dillerde gönül kelimesinin tam karşılığı da bulunamıyor.
İşte bu yüzden eğitimin bu güler yüzlü ve mütevazı tarifi karşısında, gri renkli, donuk ve ağızda metalik bir tat bırakan onlarca gönülsüz eğitim tanımı ceketini ilikleyip, saygıyla eğiliyor. 
 
PIS(A)LES
 
Yeni liseye giriş sınavı için PISA-ALES karışımı örnek sorular yayınlandı. Sorulara bir göz atınca hayırlı olsun ile geçmiş olsun arasında kaldım.
Hayırlı olsun, çünkü seminerlerde başrol oynayıp sınıfta figüran bile olamayan düşünme eğitiminin, akıllı tahtadan daha önemli olduğunu artık aklımızdan çıkarmayacağız.
Geçmiş olsun, çünkü maalesef öğrencilerimizin birçoğu daha sınavın yarısına bile gelmeden, paragraflar arasında nefes nefese kalıp tıkanacaklar.
Artık netlerinizi, çözdüğünüz soru sayısı değil, okuduğunuz kitap sayısı ve yorumlama kabiliyetiniz belirleyecek gençler!
Konu bu kadar net.
 
MUTLULUK, HEYECAN, TEMENNİ VS.
 
Ne mutlu bana ki, sayfaları arasında çocukluğumu geçirdiğim gazetede yazmaya başladım. Mezun olduğum okulda öğretmen olarak başlamışım gibi bir his var içimde.
Heyecanımı bastıramıyorum.
Allah haddi aşmaktan ve istikametten şaşmaktan beni korusun.
Âmin.
 
Bİ’ŞEY SORABİLİR MİYİM?
 
Yeni sınav formatıyla birlikte, uzun yıllar eğitim camiasında hizmet etmiş olan aşağıdaki cümlelerden hangisi emekliye ayrılmıştır?
a) Hocam, bu konudan çıkar mı?
b) Gençler, bakın altını çiziyorum. Buradan banko iki sorunuz var.
c) Sınavda önemli olan test tekniklerini bilmektir.
d) Oğlum, bırak o romanı elinden çabuk! Otur biraz soru çöz.
e) Hepsi
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600047 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/600047.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT