BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

En çok keçi yetiştirirdik

Ünal Bolat
Facebook
“Evlerin ve çadırların tabanına serilen çullar ve halılar yine keçi kılından dokunurdu.”
 
 
Çocukluğu köyde oğlak ve keçi çobanlığıyla geçen Prof. Dr. Süleyman Bozdemir’in anısını okumaya devam ediyoruz:
“Gütmesi, bakması ne kadar zor olursa olsun keçi, köylünün ayrılmaz bir parçasıydı o zaman. En çok bizim gibi Toroslar'da yaşayan Yörük Türkmenleri için bu böyleydi. Dağlık yöre, en çok keçi yetiştirmeye elverişliydi çünkü. Keçi kılından yapılan koca koca keçeli çadırlar kurulur; zahire çuvalları, harar, heybe, torba, kolan, kuşak yapılırdı.
Evlerin ve çadırların tabanına serilen çullar ile halılar yine keçi kılından dokunurdu. Dağların kokulu otları ve makileriyle beslenen keçinin eti, sütü, yağı, peyniri köylünün önemli bir beslenme kaynağı olduğu kadar bir gelir kaynağıydı da. Köylü, keçisinden ayrılamazdı. Nitekim annemin ayrılmakta en çok zorlandığı hayvan keçileri olmuştu.”
Ne yazık ki, o güzelim hayvanları, “orman düşmanı” diye yutturdular halkımıza. Kimler, niçin yaptılar bunu, bilemiyorum ama başarılı da oldular. Nerdeyse neslini tükettiler.” desem, doğru…
10 -15 keçimiz vardı bizim. Bir bakıma onlara borçluyuz beslenmemizi ve sağlığımızı. Onlar sayesinde süt ve yoğurt da eksik olmadı evimizden; tereyağı, ayran ve “keş” dediğimiz lor peyniri de…
Ya eti, ya eti!
Var mıdır, keçi eti gibi lezzetli bir et?
Her yıl, erkeklerinden bir ikisini keser; taze taze yer, kalanını kavurma yapar saklardık. Bazı yemeklere bir-iki kaşık kavurma atardı annem! Öyle iştahla yerdik ki, kavurmalı yemekleri!
Bir zamanlar, kentli ya da kent kökenlilerin burun kıvırdığı keçi eti gibi, keçi sütü ve keçi peyniri de bir kıymete bindi ki şimdi; sormayın gitsin!
Devran nasıl döndü bakın: Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda her türlü keçi ürününe küçümseyerek bakanlar, şimdi de keçi eti ve keçi peyniri yemekle övünüyorlar.
Emekli Dekan Profesörümüz Süleyman Bozdemir’i dinleyelim biraz daha:
“Çocukluk günlerimin çoğu yalın ayakla geçti dersem, abarttığımı sanmayın. İlkokula gidinceye kadar, bizim hiçbirimiz, hayvan yününden ya da lastikten yapılmış ayakkabı veya çizme giymedik. Babamın kendi eliyle yaptığı çarıkları ki, biz ona “edik” derdik, giyerdik. DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616381 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/616381.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT