Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz TBMM'den duyurdu: Yarın 17 fonun ödemeleri yapılacak
Fon krizine ilişkin TBMM'de bilgilendirme yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tasfiye sürecindeki fonlar için Hazine kaynağı kullanılmayacağını belirterek, ödemelerin öncelikle fonların kendi kaynaklarından karşılanacağını açıkladı. Yılmaz, tasfiye sürecindeki yatırımcıların pay senetleri, nakitleri, borç ve alacakları ile fon mal varlıklarının tespit edildiğini belirterek, A1 Kapital, Bulls ve Pardus'un olağan tasfiye sürecine alınacağını, yarın itibarıyla bu sürecin başlayacağını ve 17 fondaki yatırımcılara ödeme yapılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonominin temel göstergelerinin sağlam olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Ekonomimizin temelleri sağlam, sistemik bir risk söz konusu değil." dedi.
MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM GÜÇLÜ
Yılmaz, "Öncelikle ekonomimizin temellerinin sağlam olduğunu, makroekonomik görünümümüze ilişkin bir sorunun olmadığını ifade etmek isterim. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 3 civarında. Bölgemizde yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,6 seviyelerinde. Merkez Bankamızın rezervleri dış şoklara karşı emniyet sağlarken bankacılık sistemimiz, yükselen sermaye yeterlilik oranlarıyla son derece güvenilir bir yapıda." ifadelerini kullandı.
"SORUNLU FONLAR GENELİ TEMSİL ETMİYOR"
Sermaye piyasalarındaki sorunlu fonların piyasanın genel yapısını temsil etmediğini belirten Yılmaz, "Birazdan detaylarına gireceğim, sorunlu fonların sermaye piyasamızın genel resmini temsil etmediğini de önemle vurgulamak isterim. Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak. Bilakis, potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecektir. Yanlışların üzerine kararlılıkla gidilirken çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarımızı desteklemeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Bankalar şimdiden tuşa bastı! 750 bin TL’nin aylık getirisi düştü
"SORUNA OLDUĞUNDAN BÜYÜK ANLAM YÜKLEMEYELİM"
Yılmaz, yaşanan gelişmelerin piyasadaki diğer kurum ve yatırımcılara zarar vermemesi gerektiğini belirterek, "Sermaye piyasalarımızın geneliyle yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak iktidarı ve muhalefetiyle tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inanıyorum. Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan daha büyük veya olduğundan daha küçük bir anlam ifade etmeyelim. Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yatırımcılara zarar veririz." dedi.
Yaşanan sorunların çözümü sırasında piyasanın geneline zarar verilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ederken ve tasfiye ederken vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum. Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır." ifadelerini kullandı.
SERMAYE PİYASALARINDA YENİ ADIMLAR
Yılmaz, "Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz. Yaşanan sorunları giderirken sermaye piyasalarımızın daha sağlıklı ve güçlü bir yapıda yoluna devam etmesini temin edeceğiz." diye konuştu.
"SORUMLULAR HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK"
Sorunlu fonlarla ilgili çalışmaların ilk günden itibaren başlatıldığını belirten Yılmaz, "Değerli milletvekilleri, sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden itibaren başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere, yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir." dedi.
Fon soruşturmasında yeni gelişme: Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi ifade verecek
"HAK YİYENLERİ SAVUNMAYACAĞIZ"
Yılmaz, soruşturma ve incelemelerin titizlikle sürdürüldüğünü belirterek, "Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır. Sermaye piyasalarımızda yaşanan sorunun her bir detayı ilk andan itibaren yetkili adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır. Temel yaklaşımımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır' ifadesidir. Bu çerçevede her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadele verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir. Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız." ifadelerini kullandı.
Sorunun sermaye piyasalarının geneline yayılmış yapısal bir nitelik taşımadığını belirten Yılmaz, "5 Ekim 2026 itibarıyla tasfiyedeki fonların toplam portföy değeri hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık gelmektedir. Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır. Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür. Sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir." dedi.
"HAZİNE KAYNAĞI KULLANILMAYACAK"
Sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmasının önemini azaltmadığını belirten Yılmaz, "Bununla beraber sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkması meselenin önemini azaltmamaktadır. Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasaya güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gidilmektedir. Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirler değerlendirilmektedir. Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus, bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, serbest fonlardaki yatırımcı profiline ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
"Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında, bankacılık sistemimizdeki devlet garantisi söz konusu değildir. Serbest fonlara giren herkes profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı talep formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır."
Tasfiye sürecinde önceliğin fonların kendi kaynaklarında olduğunu belirten Yılmaz, "Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır. Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların hâlihazırda kendi uhdesinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır." dedi.
FON KOORDİNASYON KURULU'NUN ÇALIŞMALARI
Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu'nun çalışmalarına ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından oluşturulan ve başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu yoğun bir mesai harcamaktadır. Yol haritamız ve temel ilkelerimiz belirlenmiştir. Eşgüdüm içinde ilgili her bir kurumumuz kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başlamıştır. Şu hususun da altını özenle çizmek isterim. Bahse konu kurumların büyük bir kısmı bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerdir. Kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullanmaktadırlar ve kendi kararlarını almaktadırlar. Her biri aldığı kararı usulünce kamuoyuyla da paylaşmaktadır." ifadelerini kullandı.
"SÜREÇ ŞEFFAF VE HIZLI YÜRÜTÜLECEK"
Kurulun koordinasyon görevine ilişkin bilgi veren Yılmaz, "Fon Koordinasyon Kurulu genel eşgüdümü sağlamakta, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırmakta ve ilkesel yaklaşımları ortaklaştırmaktadır. Ayrıca kurulumuz, kanuni düzenleme gerektiren hususlarda kurumların teknik desteğini sağlayarak Meclis grubumuz ile ortak çalışmalar yapmaktadır. Özetle yürütmekte olduğumuz tasfiye sürecinde Fon Koordinasyon Kurulu olarak ana çerçevemiz şudur: Süreç şeffaf şekilde, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken, hızlı ve doğru şekilde elbette; hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir." dedi.
KÜÇÜK YATIRIMCIYA ÖNCELİK
Yılmaz, yatırımcılara yapılacak ödemelerin esaslarını da açıkladı:
"Yatırımcılara payları oranında dağılım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir. Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana paraların geri ödenmesi planlanmaktadır. Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir."
DEVLET DENETLEME KURULU SAHADA
Benzer krizlerin farklı ülkelerde de yaşandığını belirten Yılmaz, Türkiye'deki sorumlulukların Devlet Denetleme Kurulu'nun incelemeleriyle netleşeceğini söyledi. Yılmaz, "2008'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan Madoff şirketi krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime krizi, denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini göstermektedir. Finans piyasalarının yapısında maalesef böyle bir durum var. Çeşitli dönemlerde çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Önemli olan bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmektir." diye konuştu.
10 MÜFETTİŞ İNCELEME YÜRÜTÜYOR
Yılmaz, "Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları, Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemelerle netleştirilecektir. Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumlarla ilgili Meclisimizin yine çıkardığı çok teferruatlı kanunlar var. Oradaki usuller var. O usuller çerçevesinde elbette bu yapılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmiştir. Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürüyor. Gerekirse daha fazla müfettişle de bu çalışmalar etkili bir şekilde yapılacak. İdari sorumluluklar, kişisel sorumluluklar bu süreçte ortaya çıkarılacaktır." ifadelerini kullandı.
DÜZENLEMELERLE İLGİLİ ATILAN ADIMLAR
Yılmaz, sorunlar ortaya çıkmadan önce de çeşitli tedbirlerin hayata geçirildiğini belirterek 21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar sonrasında para piyasası fonlarının portföylerinin en az yüzde 10'unu devlet tahvili ve bonolarda tutmasının zorunlu hale getirildiğini söyledi. 2 Aralık 2025'te hisse senetlerindeki manipülasyon ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbirler değerlendirildi. 18 Aralık 2025'te serbest fonlara giriş eşiği 1 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. 17 Haziran 2026'da SPK serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAS uygulama esaslarını onayladı. 20 Temmuz 2026'da TEFAS'ın fon alım satım altyapısı yenilendi. 30 Temmuz 2026'da BDDK, tasarruf finansman şirketlerinin topladıkları kaynakları hangi enstrümanlara yatırabileceğine ilişkin düzenleme yaptı. 31 Temmuz 2026'da ise fonların portföyündeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine son açıklanan birim net aktif değer ile değerlendirilmesine karar verildi.
EYLÜL AYINDA KAPSAMLI MÜDAHALE
Yılmaz, 28 Ağustos 2026'da SPK'nın yatırım fonlarına ilişkin rehber yayımladığını ve rehberin 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdiğini belirterek, "Rehber ile ilgili fonların işlemleri konusunda önemli kurallar getirildi. Rehberin yürürlüğe girmesiyle sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunlar görünür hale geldi. Bu adımlar atılmamış olsa sorunlu fonların, takdir edersiniz ki, büyümeye devam edeceği bir süreç olurdu ve bugünkünden de daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırdık. Bu rehberin yayınlanmış olması, sorunlu fonların ortaya çıkmış olması, geriye kalan fonlarda da çok daha güvenceli bir yapının oluştuğunu göstermektedir." dedi.
Yılmaz, 16 Eylül 2026'da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine iki yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazılarının ise tüm lisanslarının iptal edildiğini; 17 Eylül'de Finansal İstikrar Komitesi'nin toplandığını ve sorunların diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için kararlar alındığını anlattı. Bu süreçte Merkez Bankası tarafından piyasaya ilave likidite sağlandığını belirten Yılmaz, SPK tarafından yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini, bu şirketlere ait diğer fonların da TEFAS'ta işleme kapatıldığını söyledi. Yılmaz, "Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır." ifadelerini kullandı.
220 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM
Adli süreç hakkında da bilgi veren Yılmaz, "Söz konusu sorumlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapılmıştır. Bunlardan 85'i tutuklu iken 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunmaktadır. 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmıştır. 15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişiyle 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazlar üzerinde 21 el koyma kararı verilmiştir. 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına, 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulmuştur." dedi.
ZİRAAT BANKASI VE İŞ BANKASI GÖREVLENDİRİLDİ
Yılmaz, 29 Eylül 2026'da Fon Koordinasyon Kurulu'nun oluşturulduğunu, 2 Ekim'deki toplantıda ise ödeme takvimi ve net yatırım tutarı hesap yönteminin değerlendirildiğini belirtti. Tasfiye kapsamındaki 131 fonun yönetimi için Ziraat Bankası ve İş Bankası'nın belirlendiğini söyleyen Yılmaz, "Bugüne kadar İş Bankası ile çalışmış olan Tera kapsamında altı fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından, geriye kalan 125 fonun tasfiyesinin yönetimi ise Ziraat Bankası tarafından yürütülecektir." diye konuştu.
YARIN ÖDEMELER YAPILACAK
Yılmaz, tasfiye sürecindeki yatırımcıların pay senetleri, nakitleri, borç ve alacakları ile fon mal varlıklarının tespit edildiğini belirterek, A1 Kapital, Bulls ve Pardus'un olağan tasfiye sürecine alınacağını, yarın itibarıyla bu sürecin başlayacağını ve 17 fondaki yatırımcılara ödeme yapılacağını söyledi. Atlas şirketinin olağan yöntemle tasfiyesi üzerinde de çalışıldığını aktaran Yılmaz, olağanüstü tasfiyenin temelini 1 milyon liraya kadar ana para ödemesinin oluşturacağını ifade etti. Yılmaz, taslak kanun teklifinin yasalaşması halinde Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerinin yapılabileceğini öngördüklerini belirterek, teknik hazırlıkların tamamlandığını kaydetti.
Tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455 bin 758 tekil kişinin bulunduğunu açıklayan Yılmaz, Ziraat Bankası'nın sorumlu olduğu 125 fonda 151 bin 247, İş Bankası'nın sorumlu olduğu altı fonda ise 304 bin 511 tekil yatırımcı bulunduğunu belirtti. Olağan tasfiyesi yapılacak üç şirketin 17 fonunda 43 bin 643 yatırımcıya ödeme yapılacağını aktaran Yılmaz, geriye kalan 49 özel fonda 2 bin 98 kişinin bulunduğunu, Atlas şirketindeki 16 fonda ise 56 bin 614 kişinin yer aldığını ifade etti.
"ARA ÖDEME EN FAZLA 1 MİLYON LİRA OLACAK"
Ara ödeme sistemini örnekle açıklayan Yılmaz, "Bir X şahsı düşünün. İşte 2 milyon lira yatırmış sisteme, bu parası 5 milyon olmuş. Arada 4 milyonunu çekmiş. Şimdi biz bunun ana parasını çektiğini düşünüyoruz. Onu ödemeyeceğiz. Ama 1 milyona kadar sistemin içinde olan, çekmemiş olan miktarlar bu net yatırım tutarı tarifiyle ödemelere konu olacaktır. Ara ödeme en fazla 1 milyon lira olacaktır. 1 milyona kadar olanların dolayısıyla tamamı ödenmiş olacak. 1 milyonun üstünde olan hesaplar ise sadece 1 milyon ödeme almış olacaklardır. Bu sonraki hakları tabii baki kalmak koşuluyla." dedi.
"SİSTEMİK BİR RİSK YOK"
Yılmaz, son bölümde sermaye piyasalarının genelinin yaşanan sorunlarla özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Devletimiz bu süreci vatandaşlarımızın haklarını esas alan, piyasa güvenini gözeten ve hukukun gereklerini eksiksiz yerine getiren bir anlayışla yürütmektedir. Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olacak yatırımcılarımızın haklarının korunması için gereken adımları atarken haksız kazanç sağlayanların ve piyasa düzenini bozanların da hukuk önünde hesap vermesini sağlayacağız. Aynı zamanda yaşanan tecrübeyi sermaye piyasalarımızın işleyişini daha da güçlendirecek bir imkana dönüştürmekte kararlıyız." ifadelerini kullandı.
YAPISAL DÜZENLEMELER HAZIRLANACAK
Devlet Denetleme Kurulu raporunun ardından daha yapısal düzenlemeler içeren bir kanun teklifinin Meclis'in takdirine sunulacağını belirten Yılmaz, "Düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarımızı ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirecek, yatırımcının hakkını daha güçlü bir şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirmeye devam edeceğiz. Bu yaşananlar, özellikle tekrar tekrar altını çizmek istiyorum, sermaye piyasalarımızın hiçbir şekilde bu hukuk dışı işlemleri yapmamış fonları veya diğer araçlarına teşmil edilmemelidir. Tam aksine son kurallar, bu sorunun ortaya çıkmasını hızlandıran, sorunlu fonların daha doğrusu belirginleşmesini ve tasfiyesini imkân dâhiline sokan kurallar, mevcut fonların güvenilirliğini de artırmıştır." dedi.
"TÜRKİYE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR"
Cevdet Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Piyasalarımızda sistemik bir risk yoktur. Tekrar tekrar söylüyorum. Bu konuda sosyal medyada, medyada milyonlarca insanımıza zarar verecek bir şekilde sermaye piyasalarımız, borsamız üzerinde gereksiz tartışmaların, spekülasyonların hiç kimseye faydası yoktur. Ne milletimize ne yatırımcılarımıza... Bu konuda da hepimize düşen ortak sorumlulukları bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Dünyadaki ve bölgemizdeki birçok olumsuz gelişmeye rağmen ekonomimiz sağlıklı bir şekilde yoluna devam etmektedir. Türkiye, dünyadaki bütün bu olumsuz koşullara rağmen büyümeye, istihdam üretmeye devam ediyor."