Katılım bankasının yaptığı "teverruk" caiz mi?
Teverruk işlemi, bankalarda 2000’li yılların başında kullanılmaya başlamış ve insanların nakit ihtiyaçlarını doğrudan karşılamada kullanılan finansman yöntemleri arasında yer almıştır. Peki, katılım bankasının yaptığı "teverruk" caiz mi?
Katılım bankaları organize teverruk kapsamında müşterilerinin borçlarının yeniden yapılandırılması ve kendi likidite yönetimlerinde teverruk işlemleri gerçekleştirmektedirler. Teverruk basit (klasik) ve organize olması itibariyle farklı hükümlere tabi finansal bir işlemdir.
TEVERRUK NEDİR?
İlk zamanlarda basılı dirhem veya gümüş para anlamındaki “verik” kelimesinden türeyen teverruk, sonraki zamanlarda altın ve kâğıt para talebi anlamlarında kullanılmıştır.
Katılım fonlarında maksimum kazanç nasıl sağlanır?
Teverruk yöntemi, uygulamada klasik (bireysel) teverruk ve organize teverruk olarak iki farklı yapıda kullanılır. Klasik (bireysel) teverruk eski zamanlarda, “vadede ödenecek şekilde yüksek fiyata satın alınan malın, farklı bir tarafa peşin ve daha ucuz fiyata satılıp nakit elde edilmesi yöntemi” olarak kullanılmıştır. Günümüzde de klasik (bireysel) teverruk yöntemi Anadolu’nun bazı yörelerinde nakit elde etme amacıyla halk tarafından kullanılmaktadır. Klasik teverruk yöntemi fakihlerin ekseriyeti tarafından caiz olarak görülmüştür. Klasik teverruk yöntemine bireysel, fıkhi veya ferdi teverruk adları da verilmektedir. Klasik teverruk yönteminde tarafların arasında zımnî veya açık bir iş birliği ya da anlaşma bulunmamaktadır.
Organize teverruk yöntemi ise “satıcı ile nakit ihtiyacında bulunan tarafın anlaşmalı bir şekilde oluşturdukları bir düzen içerisinde gerçekleşen alım satım işlemleri sonunda nakit elde edilmesi yöntemidir.” Günümüzde organize teverruk işlemleri bankalar tarafından gerçekleştirildiği için, bu işlemler banka teverruku olarak da adlandırılmaktadır.
TEVERRUK CAİZ Mİ?
Caiz olmayan "ıyne" satımı ile caiz olan "teverruk" arasındaki önemli fark, vadeli olarak satın alınan malın, bu malı satana daha ucuz ve peşin olarak geri satılması ile ilgilidir. Böyle olursa "ıyne" satımı olur ve caiz değildir. Vadeli satın alınan mal üçüncü bir şahsa peşin satılırsa "teverruk" olur ve bu işlem birçok fıkıhçı ve özellikle AAOIFI (Çeşitli ülkelerden âlimlerin katıldığı İslâmî Finans Kuruluşları İçin Muhasebe ve Denetleme Kurumu-Menâme-Bahreyn) tarafından caiz görülmüştür (bk. 30 numaralı mi’yar-standart).
Katılım bankaları için bu konuyu müzakere ettiğimizde -caiz görülse bile- şekle değil de maksada bakarak bunun, normal hallerde bir banka işlemi olarak değil, dara düşenler, sıkışanlar, kaynak elde edemediği takdirde önemli zarara uğrayacak olanlar, hâsılı zaruret sayılan ihtiyaç halinde kullanılmasına karar verdik.
Mecelle’nin 32. maddesi önemli ihtiyacın zaruret sayılacağını şöyle ifade etmiştir: “Hâcet, umumî olsun, hususî olsun, zaruret menzilesine tenzil olunur.”
Bey’ bi’l-vefânın tecvizi bu kabildendir ki, Buhara ahalisinde borç tekessür ettikde görülen ihtiyaç üzerine, bu muâmele mer’iyyül icra olmuştur.”
Katılım bankalarından bu usulü (teverruku) uygulayanlar, fetvaya göre şöyle yapıyorlar:
Paraya önemli ölçüde ihtiyacı olan, bunu sağlayamazsa ya maddi ve manevi zararlara uğrayacak ya da faizli bankaya gitmeye mecbur olacak durumda bulunan müşteri bankaya müracaat eder, banka mesela Londra borsasından gerektiği kadar mesela bakırı peşin para ile satın alır, bunu müşteriye kârlı ve vadeli olarak satar, vadeli alan müşteri de üçüncü şahsa bakırı biraz daha ucuz olarak peşin satar, böylece paraya olan ihtiyacını vadeli satın alıp peşin satarak karşılamış olur. Bakırın üçüncü şahsa satımı da yine Londra’da bu maksatla kurulmuş ve çalışan kuruluşlara olmaktadır.
Mecelle’nin zaruret saydığı önemli ihtiyaç, lüks olmayan, temin edilemediğinde hayatı zorlaştıran, maddi veya bedeni zarara sebep olan, sıkıntı veren ihtiyaçtır. Zorunlu ulaşım, beslenme, tedavi, araç ve gereçler, eğitim ve öğretim, mesken, ödenmediği zaman katlanan veya haciz, hapis gibi sonuçlar doğuran borçluluk, bu ihtiyacın örnekleridir.
Katılım bankaları ve tekâfül sigortacılığı yaşatılmalı, desteklenmeli, kooperatifçilik geliştirilmeli, büyük işleri faize bulaşmadan yapabilmek için gerekli olan sermayelere katılım bankalarının gücü yetmediğinde halka açık şirketlerle, uzun vadeli yatırım fonlarıyla veya başka usullerle bu projeler gerçekleştirilmelidir.