BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Bu devlet işi" demişler..

Ahmet Sağırlı
Facebook
Size masal gibi gelecek ama gerçek..
Bir Anadolu köylüsü, 952 senesinde kalkıp İstanbul'a gelmiş. Yakınlarının tavsiyesi üzerine gece bekçiliğine müracaat etmiş.
Boyu posu münasip bulunmuş, mülakata çağrılmış, kazanmış..
"Tamam" demişler; "işe alındın, diplomanı getir giriş işlemlerini yapalım."
"Benim diplomam yok ki " demiş; "ben okuma yazma bilmem."
"Bu devlet işi" demişler, "devlet diploması olmayana maaş vermez"
Bir hafta kara kara düşündükten sonra köyüne dönmektense baba mesleğinin bir benzerini yapmaya karar vermiş. Babası topraktan çanak çömlek yaparmış.. Oğlu sacdan tencere tava yaptırıp sokak sokak satmış.
....
İşler büyüyünce bir atölye açmış, biraz daha büyüyünce o devirde kuş uçmaz kervan geçmez bölge sayılan Gebze ile Kartal arasında bir bölgede 40 dönüm arazi almış.
Aynı yılın sonunda Türkiye'de fabrika kurmak isteyen büyük bir lastik firması arsasına talip olmuş. Bizimki de satmamak için o günün şartlarında çok yüksek bir fiyat istemiş.
Yabancılar "tamam" demiş.
Bugünün rakamları ile 20-25 milyon lira.
Atölyesini fabrikaya çevirmiş.. İşleri büyütüp han hamam yaptırmış ama okumayı öğrenmemiş.
"Ben" diyor; okuma yazma bilmediğim için bugünlere geldim. Mazallah bir de bilseydim şimdi bekçi emeklisiydim. Öğrenir miyim hiç.."
Okuma bilmemesinin tadını biraz da abartılı olarak çıkarıyor. Tek kişiye değil, üç kişiye gazete okutturuyor.
Birinci adam magazin haberlerini, ikincisi köşe yazarlarını, üçüncüsü haberleri okuyor.
Duruma göre bazen de özetliyorlar.
Ama patron evraklara imza yerine parmak basacak kadar ileri gitmiyor.
 
 
PAYLAŞALIM
Rivayet edilir ki, devr-i zamanında Vehbi Koç’a bir adam mektup yazmış.
-Sıkıntı içindeyim, demiş, bu ülkede yaşayanlar olarak kardeş sayılırız, bana destek ol.
Vehbi Koç da zarfın içine 25 kuruş koyup yazdığı notla birlikte göndermiş:
Servetimi kardeşlerim arasında pay ettim, payına düşeni gönderiyorum.
Kardeşlerim dediği o günkü Türkiye nüfusu.
.....
Ben de aynı taksimatı bugün yaptım kardeş başına 150 dolar düşüyor.
Düşüyor ama kâğıt üzerinde düşüyor. Bugünkü sistemde zengin bir iş adamı bütün mal varlığını devlete bağışlasa.. Bunu eşit olarak bu ülke insanına dağıt dese.. Dağıtılıncaya kadar 2 dolar da kalmaz.
Dağıtım organizasyonunun masrafları dağıtılan paradan çok olur.
O işverenin şirketlerinde çalışan 25-30 bin kişi ve ailesinin işsiz kalması da cabası..
.....
Sıkıntı içinde yüz binlerce aile var.
Gelir dağılımı adaletsizliği gibi laflar ediyoruz ya.. Ne olduğunu tam bilmiyoruz.
Sıkıntı içindekilere pompalanan çözüm şu: Herkes parasını bir çanağa doldursa ve yine herkese eşit dağıtılsa herkes sıkıntıdan kurtulur.
Böyle bir formül tarih boyunca bulunamadı.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
596752 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-sagirli/596752.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT