BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anadolu mutfağı birikimini dünya ile paylaşmalıdır

Türkler sadece et ve et yemekleri yer gibi yanlış bir algıya rağmen aslında pek çok yemek çeşidinde hiç et kullanılmaz. Meyveli yemekler, sebzeli yemekler, tahıl ailesine dayandırılan pilavlar ve yahnilerle zenginleşen bu mutfak, doğru anlaşıldığında bir hazinedir.

Türk mutfağı, zengin bir yemek repertuvarına sahip. Elbette coğrafya, iklim ve kültür gibi belirleyici kriterler yanında, derin yapısal özelliklerini koruyan ve doğaçlama yoluyla oluşmuş bölgesel mutfaklar bu repertuvarın oluşmasında önemli rol oynamışlar.
Mutfak ve kültür arasındaki ilişki gözle görülebilir açık bir gerçektir. Mutfağın sanat ve zanaatla ilişkisi de aynı oranda gerçektir. Anadolu’nun uluslararası arenada kültürel önemini vurgulamak açısından mutfak sanatlarının önemi ise kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor. Bütün dünyada olduğu gibi Anadolu coğrafyasında da mutfak, günlük hayatın ritüelleri arasında büyük önem taşır.
Ülkemiz BİYO-ÇEŞİTLİLİKTE en zengin ülkelerden biridir. Anadolu, yalnızca bu kadim coğrafyaya özgü olan endemik türler yanında pek çok tahıl ürünü için bir gen merkezi. Kiraz, incir, kayısı, badem gibi birçok meyve de dünyaya bu topraklardan yayılmış ya da köprü olmuştur.
Türkler bilgi ve birikimleri ile 11. yüzyılda Anadolu’ya geldiler. Geldikleri coğrafyanın muhteşem kültür zenginliklerine ve coğrafyanın sunduğu çeşitliliğe kayıtsız kalmadılar. Anadolu yarımadasını çevreleyen üç denizde yetişen yüzlerce balık türüyle, zeytin-zeytinyağı ve farklı sebze-meyvelerle tanıştılar. Anadolu coğrafyasında iklim ve eko-coğrafya alanları o kadar çeşitlilik gösterir ki, her iki veya dört saatte bir, kendinizi farklı manzara, topoğrafya, bitki örtüsü, nem oranı, sıcaklık gösteren yeni bir eko-kuşakta bulursunuz. Mutfaktaki çeşitlilik, peyzajdaki bu bölgesel farklılaşmayı ve bu peyzaj üzerinde oluşan kültürleri de yansıtır.
Bu gerçeklere dayalı her biri kendine özgü malzeme, hazırlanış ve sunumlarıyla karşımıza çıkan yemek çeşitliliği, Anadolu mutfağının temel yapısını anlamayı kolaylaştıracaktır. Türklerde gücün göstergesi, farklı dönemlerdeki saray mutfakları dışında damak tadı öteden beri sadelikten yanadır, yemekler genelde iki öğün üzerine kurgulanmıştır. Diğer taraftan kullanılan ana malzemenin lezzeti, sos veya baharatla saklanmak yerine ortaya çıkarılır, dolayısıyla domatesin tadı domates gibi, kuzu eti kuzu eti gibi olmalıdır. Batı’da yaygın olan izlenimin aksine, Türk mutfağında rayihalı otlar ve baharatlar gayet ölçülü kullanılır.
Türkler sadece et ve et yemekleri yer gibi yanlış bir algıya rağmen aslında pek çok yemek çeşidinde hiç et kullanılmaz. Meyveli yemekler, sebzeli yemekler, tahıl ailesine dayandırılan pilavlar ve yahnilerle zenginleşen bu mutfak, doğru anlaşıldığında bir hazinedir. Haritası bellidir, saklandığı yeri bellidir ve yeterince farkında olamasak da bu hazine bizim bahçemizdedir. Yani bizimdir, sadece ortaya çıkarılmayı bekler; ancak görünen hâliyle korkarım başarılamamıştır. Önümüzdeki yıllar içinde gönül ferahlığı ile yakında başarabiliriz diyemem ama; çıkmayan candan da umut kesilmezmiş diyelim. Ve devamla ANADOLU MUTFAKLARI sürdürülebilir derinlikli ve kişilikli ilişkilerinden, bereketli coğrafyasından ve kültür derinliğinden doğan mutfak adına “var” oluşunun ifadesi birikimini dün olduğu gibi bugün de bütün dünyayla paylaşmalıdır.

‘ÖDÜL’lük tasarımlar
Şimdiye kadar hep lezzetten ve bu lezzetleri ortaya çıkaran değerli isimlerden bahsettik. Bugün sizi lezzetlerin ortaya çıkmasını sağlayan ürünleri üreten Ödül Madenî Eşya firması ve ikinci kuşak genç yönetim kurulu üyesi Mustafa Kemal Saçmacı ile tanıştırmak istiyorum. Kayseri’de beni şaşırtan, en çok da gururlandıran bu şirket 1973 yılında babası Emin Saçmacı tarafından kurulmuş. Hayatta iken bütün yönetimi çocukları Mustafa Kemal ve Murat Saçmacı’ya devrederek şirketin onursal başkanlığını yapmış. Kayseri’nin sevilen lezzeti katmer sacı üretimiyle başlayan hikâye bugün Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde 350 çalışanıyla faaliyet gösteren, 102 ülkeye ihracat yapan bir şirket hâline dönüşmüş. Katmer sacı, ocak derken fırın, ankastre ürünler, aspiratör, davlumbazın yanı sıra şimdilerde karavan içi özel tasarımlar bile üretiyorlar. Soğutucu grubunda ise Özbekistan’da ortaklıkların olduğu fabrikalar, yine ortağı oldukları bir fırın fabrikası bulunuyor. Ürünlerin kalitesi yanında ülkelerin hayat ve mutfak kültüründe oluşan ihtiyaca göre üretim yapmaları onları tercih edilen bir marka hâline dönüştürmüş. Bünyelerinde özel tasarımları planlayan 12 kişilik AR-GE ekibi bulunduruyorlar. Modern tesislerinde tecrübeli kadrosuyla faaliyetlerini sürdüren şirket AR-GE ve tasarıma verdikleri önem sayesine dünya pazarında sadece kendilerine ait özel ürünler üretmeyi başarmışlar.
SAÇMACI kardeşler devraldıkları aile şirketinin uzun ömürlü olması için babalarından öğrendikleri en önemli şeyin birbirlerine saygı ve sevgi duymaları, birbirlerinin fikirlerini dinleyip geliştirmeleri, kendilerinden sonra gelecek nesillere de bu kavramları en doğru şekilde aktarmak için çabalamaları olduğunu ifade ediyor.
Büyümelerini sorumlulukla gerçekleştirmeye çabalayan, profesyonellerin tercihi ÖDÜL, beyaz eşya sektöründe Türkiye’nin parlayan yıldızlarından.
Ülkem adına onları yürekten kutluyorum.
Yolları açık olsun.

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN RESME TIKLAYIN

 

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614782 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/614782.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT