Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
İyi bir Müslüman olmak için
Hakiki Müslüman ibadetini, büyük bir arzu, istek, sevgi ile yapar.Sual: İyi, hakiki bir Müslüman’ın özellikleri, hâlleri nasıl olmalıdır?Cevap: Hakiki...
Cehennemin en pis kokan yeri, zinâ yapanların bulun-duğu kısımdır! Atâ bin Meysere el-Horasânî “Rahmetullahi aleyh”
- İlk atom bombası Hiroşima’ya atıldı (1945) Pakistan’da büyük sel baskını (2010) [1500 ölü]
UZAT ELİNİ DE YUKARI ÇEKEYİM
Bir kış günü akşamı, Üftâde hazretleri talebelerini toplamış sohbet ediyordu. Bir ara; “Dostlarım! Canımız tâze üzüm istedi. Acaba bulmak mümkün müdür?” buyurdu. Talebeler içlerinden; “Bu kış günü, bu...
UZAT ELİNİ DE YUKARI ÇEKEYİM
Bir kış günü akşamı, Üftâde hazretleri talebelerini toplamış sohbet ediyordu. Bir ara; “Dostlarım! Canımız tâze üzüm istedi. Acaba bulmak mümkün müdür?” buyurdu. Talebeler içlerinden; “Bu kış günü, bu karda tâze üzüm olur mu?” diye düşünürlerken, Azîz Mahmûd Hüdâyî de kendi kendine; “Mâdemki bu sözü hocam söyledi, mutlakâ bunda bir hikmet vardır.” diye düşünerek ayağa kalktı ve; “Efendim! Müsâade ederseniz bendeniz getireyim.” dedi.
Müsâade edilince sepeti aldığı gibi Bursa'nın Çekirge mevkiindeki bağa gitti. Bağ, karlar altında idi. Bir asma çubuğunun üzerinden karları temizlediğinde, salkım salkım üzümler gördü. Bunun hocası Üftâde hazretlerinin bir kerâmeti olduğunu anlayıp, üzümleri sepete koymaya başladı. Asmadaki üzümler bittiğinde, sepet de ağzına kadar dolmuştu. Sepeti omuzuna alarak dergâha doğru yürüdü...
Hızlıca yürürken, birden ayağı kayıp bir çukura düştü. Çukur derin olduğundan, çıkmak için çok uğraştıysa da başaramadı.
Çâresiz kalınca hocası Üftâde'den yardım istemek hatırına geldi ve içinden; “İmdât! Yâ mübârek hocam!” der demez, çukurun başından bir ses; “Ey Mahmûd! Uzat elini de yukarı çekeyim” dedi. Bu sesin sâhibine baktı, fakat tanıyamadı. Çukurun başındaki kimsenin kendisine gülümsediğini gördü. Utanarak elini uzattı. Yukarı çıktığında o kimseyi göremez oldu.
Yine sepeti omuzuna alarak dergâha doğru süratle gitti. Hocasının huzûruna vardığında sohbet devam ediyordu. Omuzunda üzüm dolu sepeti gören talebeler şaşırıp kaldılar. Başından geçenleri anlatınca, Üftâde hazretleri, yardım edenin Hızır aleyhisselâm olduğunu söyledi.
Talebeler hocaları hazreti Üftâde'nin, Allahü teâlânın katında yüksek bir velî olduğunu ve Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin hocalarına olan teslîmiyetini bir kere daha anladılar.
KIBLE SAATİ VAKTİ
Takvimimizde her şehir için gösterilen Kıble Saati vaktinde, Güneş’e doğru dönen kimse, Kâbe yönüne dönmüş ve o yerin kıblesini bulmuş olur.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
06 Ağustos 2026
Feryat etti ve bayıldı
Tâbiîn devrinin büyük velilerinden olan Atâ Süleymî hazretlerinin bir tanıdığı anlatıyor:Atâ Süleymî bir gün bana;“Ey Beşir! Ölüm peşimde; kabir önümde, gideceğim yer mahşer, geçeceğim yol Cehennem üzerindeki sırat köprüsüdür. Bilemiyorum ki, Rabbim ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."