Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Mubahlar, iyi niyetle yapılınca sevap olur
Her mubah, iyi niyetle yapılınca taat olur. Kötü niyetle yapılınca, günah olur.Sual: Helal ve mubah olan şeyleri yaparken, niyetin iyi veya kötü olmas...
Din bilgilerinin, alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibâdetlerinin sevabını bulamaz. İmâm-ı a’zam “Rahmetullahi aleyh”
- İmâm-ı a’zam Hazretlerinin vefâtı (767) [H:150] Hızır Günleri (Yaz) başlangıcı - Hıdrellez
İMÂM-I ÂZAM EBÛ HANİFE
Ehl-i sünnetin amelde 4 hak mezhebinden biri olan Hanefî mezhebinin kurucusudur. Mutlak müctehiddir. Asıl ismi Numan’dır. Babası Sabit, Hazret-i Ali ile görüşmüş, zürriyet...
İMÂM-I ÂZAM EBÛ HANİFE
Ehl-i sünnetin amelde 4 hak mezhebinden biri olan Hanefî mezhebinin kurucusudur. Mutlak müctehiddir. Asıl ismi Numan’dır. Babası Sabit, Hazret-i Ali ile görüşmüş, zürriyeti için duâ almıştır. Hicrî (80-150), mîlâdî (699-767) seneleri arasında Kûfe ve Bağdat’ta yaşadı. Burada şehîd edildi.
Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik ile birlikte beş kişiyi görmekle şereflendi. Ehl-i beytten Zeyd bin Ali ve Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi. Tasavvuf ilmini Câfer-i Sâdık’tan alarak yüksek derecelere kavuştu. Fıkıhdaki çok geniş bilgisini ve hele kıyasdaki harikulâde kuvvetini, zühd ve takvadaki, hilm ve salahdaki akıllara hayret veren üstünlüğünü bildiren kitaplar sayılamayacak kadar çoktur.
Önce İmâm-ı Şabî'den kelâm ve münazara ilmini çok iyi öğrendi. Sonra Hammâd bin Ebî Süleyman’dan fıkıh öğrendi. 28 yıl derslerine devam etti. Bir yandan da insanların inancını bozmakta olan sapık fırkalarla mücadele etti. Dehrî denilen inkârcılarla, şiî, mu'tezilî kimselerle münazara yaparak ehl-i sünnet itikadını yaydı. Din bilgilerini kelâm, fıkıh, tefsir, hadîs vs. isimleri altında ayırarak bu ilimlere âit kâideleri tespit etti.
Kûfe Câmii’nde ders verirken bin talebesi her dersinde bulunurdu. Bir meseleye cevap bulunca talebelerine söylerdi. Hepsi uygun görürlerse; “Elhamdülillah” diyerek talebelerine; “Bunu yazınız!” buyururdu. Hanefî mezhebi Osmanlı Devleti zamanında her yere yayıldı. Bugün bütün dünyadaki Müslümanların dörtte üçü, onun yolundadır. Kalan dörtte birinde de ortaktır.
YEMEK........... TOYGA ÇORBASI
MALZEMELER: 1 bardak yarma, 1 kaşık un, 1 kâse yoğurt, 1 diş sarımsak, 1 kaşık tereyağı, tuz ve kuru nane.
YAPILIŞI: Yarma suda haşlanır, altı kısılır. Diğer yanda bir kaşık un ve bir kâse yoğurt az miktar su ile ezilerek haşlanmış yarmaya yavaş yavaş ilâve edilir. Ayrı bir tavada tereyağı eritilir. Sarımsaklar ezilir ve tereyağında sarartılır, nane eklenir. Çorbanın üzerine gezdirilir ve servis edilir.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
06 Mayıs 2026
"Günâhı kime karşı işlediğinizi düşünün"
Saîd bin İyâs hazretleri, Basralı hadîs âlimlerindendir.Kendisi şöyle anlatıyor:Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) bir evde sohbet ediyordu ki, o sırada Cerir bin Abdullah geldi.Cemaat çok kalabalıktı.Oturacak yer bulamadı.Mecbûren ayakta d...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Terviye Günü'na 19 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."