Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Orucun farzı üçtür
Niyet etmek, niyeti ilk ve son vakitleri arasında yapmak ve orucu bozan şeylerden sakınmak farzdır.Sual: Namazın farzları olduğu gibi, orucun da farzl...
YENİ HİLÂL: Ramazan ayının hilâli, bugün Türkiye saati ile 06:42’de Rü’yet olacak ve ilk defa Büyük Okyanus’tan itibaren görülmeye başlayacaktır.
- RAMAZÂN-I ŞERİF YARIN BAŞLIYOR Türkiye’nin NATO’ya girişi (1952) - Islahat Fermânı’nın ilânı (1856)
TİMUR HÂN
Timur Hân, tarihin en büyük cihangirlerindendir. 1336’da doğdu. İyi bir eğitim gördü. 1370’te Semerkand’da tahta çıktı. Hayatında 26 devleti tarihten silmiştir. Çin’e ve Delhi’ye kadar bütün Asya’yı; ...
TİMUR HÂN
Timur Hân, tarihin en büyük cihangirlerindendir. 1336’da doğdu. İyi bir eğitim gördü. 1370’te Semerkand’da tahta çıktı. Hayatında 26 devleti tarihten silmiştir. Çin’e ve Delhi’ye kadar bütün Asya’yı; Irak, Suriye ve İzmir’e kadar Anadolu’yu aldı. Çin’e başka bir sefere giderken 18 Şubat 1405’te vefât etti. Kabri Semerkand’dadır. İlim sâhibi, büyük bir hükümdardı.
∑ ∑ ∑
Emîr Timur Hân, yaptığı savaşlardan birinde her şeyini kaybetti hatta en güvendiği komutanlarını… Kendisi de çâresizlik içinde esir düşmemek için bir dağa sığındı. Her şeyini kaybetmiş biri olarak uzun müddet ne yapacağını düşündü. Aklından geçen tek şey; “Artık mağlup olduğu ve bir kenara çekilip sonunu beklemesi gerektiği .” idi.
Fakat birden gözüne bir şey ilişti: Bir karınca! Ağzına aldığı buğday tanesini yuvasına taşımaya çalışan bir karınca! Buğday tanesini yuvasından içeri sokmak içim bombeli yere doğru zor zahmet çıkarıyor ama gücü yetmediği için de bunu bir türlü başaramıyor, buğday tanesi aşağıya düşüyor. Bir, on, yirmi, otuz, kırk derken en sonunda buğday tanesini yuvasından içeriye sokmaya muvaffak oluyor.
İşte orada Timur’un kafası “dank!” ediyor ve kendi kendine şunu düşünüyor: “Küçücük bir karınca ve ben… Bu karınca ki küçücük bir varlık olarak vazgeçmeden ve kararlılıkla çalışarak, mücadele ederek muvaffak oluyor. Ya eşrefi mahlûk bir insan olarak ben vaz mı geçeceğim? Yoksa Rabbimin verdiği kuvvetle yeniden mi ayağa kalkacağım?”
Sonra ayağa kalktı ve tarihin en mukavemetli ordularından birini kurarak mücadelesini fasılasız sürdürdü. Sahipsize sahip çıktı, darda kalana imdat eetti, mazlumu muhafaza ederek büyük bir medeniyet kurdu. Dünyanın en kıymetli ilim adamlarını yetiştirdi. İlim yuvalarından ordu teşkilâtına kadar her şeyi ama her şeyi yeniden kurdu. Hatta ilme o kadar ehemmiyet verdi ki, bir gün halıları çırpılan medresenin duvar dibine sokularak çırpılan tozları ciğerlerine çekecek kadar... Soranlara da; “Allahü teâlâ beni bu ilim talebelerinin ayaklarından çıkan toz hürmetine affeder belki.” diyecek kadar da yüce gönlüyle ilme her dâim hizmet etti…
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
18 Şubat 2026
Gariplere ikrâmda bulunan zat...
Tâbiîn’den büyük âlim Âmir bin Abdullah hazretleri, bir gün kâfileyle yolculuğa çıkmıştı.Az sonra karşılarına korkunç bir arslan çıktı.Yolcular korktular!Ve telâşa düştüler!Büyük velî, arslana yaklaştı.Ve ağzını sıkıca tuttu.Arslan sâkinleşip hareket...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Ramazân-ı şerifin başlangıcı'na 1 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."