Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Teravih namazında okunacak dua
Teravih namazına başlarken ve bittikten sonra çeşitli şekilde okunan dualar vardır.Sual: Teravih namazına başlarken ve sonunda, çeşitli dualar okunuyo...
Dîne hizmet eden azîz olur. Ölürken şehîd olarak ölür. Enver Ören “Rahmetullahi aleyh”
- İhlas Holding’in kurucusu Enver Ören’in vefâtı (2013) - Vergi Haftası Süleyman Şâh’ın kabri taşındı (2015) - Maraş’ın işgâli (1919)
ENVER ÖREN
Enver Ören, 10 Şubat 1939’da Denizli’nin Honaz ilçesinde dünyaya geldi. Babası Nazif efendi, annesi ise Melike hanımdır. 22 Şubat 2013’de İstanbul’da vefât etti. Kabri, Eyüp Sultan Mezarlığındaki aile...
ENVER ÖREN
Enver Ören, 10 Şubat 1939’da Denizli’nin Honaz ilçesinde dünyaya geldi. Babası Nazif efendi, annesi ise Melike hanımdır. 22 Şubat 2013’de İstanbul’da vefât etti. Kabri, Eyüp Sultan Mezarlığındaki aile kabristanındadır.
İlk ve orta tahsilini Denizli’de tamamlayan Enver Ören’in hayatını değiştiren dönüm noktası, Kuleli Askerî Lisesi’ne gelmesiyle başladı. Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretlerinin (Kuddise sirruh) talebesi kimya öğretmeni Albay Hüseyin Hilmi Işık efendi ile burada tanıştı. Lise eğitimini tamamladıktan sonra, ileride kayınpederi olacak Hüseyin Hilmi Işık efendinin tavsiyesi ile İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne giren Enver Ören, 1961 yılında lisans öğrenimini başarıyla tamamladıktan sonra, bir buçuk yıllığına meslekî çalışmalar yapmak üzere İtalya’ya gitti. Dönüşünde bir müddet İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Anarşi ve terör olaylarının üniversitelere sıçraması ve ilmî çalışma yapmanın âdeta imkânsız hâle gelmesi üzerine, 1970 yılında üniversiteden ve akademik hayattan ayrılmak zorunda kaldı. Birkaç idealist arkadaşı ile birlikte, ülke şartlarının kendilerine yüklediği misyonun gereği olarak, gazeteciliğe başladı. 22 Nisan 1970 tarihinde “Hakikat” gazetesi ile başlayıp, isim değiştirilerek Türkiye Gazetesi ile devam eden bu zamanı; “İkinci doğumum.” diye niteleyen Enver Ören, Japonya’da katıldığı bir kongrede edindiği fikirle, 1978 yılında Türkiye’de ilk defa elden kapıya gazete dağıtım sistemini başlattı.
Enver Ören, hayatının bundan sonraki bölümünü, bütün yorgunluklara ve meşakkatli yıllara rağmen dînine, vatanına, milletine ve bütün insanlığa hizmet etmeye harcadı.
İnternet ve özel televizyonların olmadığı yıllarda, “orta sayfa”daki bilgilerle Türk milletinin dînini doğru öğrenmesine vesîle olan Türkiye Gazetesi, 1990’da, bir daha kimsenin ulaşamadığı tiraj rekorunu kırarak, günlük 1.361.553 satış sayısına çıktı.
Bu bilgilerin kaynağını meydana getiren ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları, neredeyse bütün dillere çevrilerek, dünyaya yayılmaya başladı.
Birkaç kişi ile başlayıp, halka halka milyonlara ulaşan hizmet yarışı, 1993 yılında, bünyesinde onlarca şirketi barındıran “İhlas Holding” adı ile taçlandı.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
22 Şubat 2026
"Kendisini beğenmek, felakettir!"
Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti.Bir gün sohbetinde;"Bir kimse ibâdetlerini kusurlu görünce, bunların kıymeti artar. Böylece kabûl edilmeye lâyık olurlar. Siz de iyiliklerinizi kusurlu görmeye ça...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Ramazân-ı şerifin başlangıcı'na 0 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."