Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Bir söz veya işle, iman gidebilir
“Bir kimse, küfre sebep olan bir şeyi, zaruret olmadan, yani isteyerek söylerse, kâfir olur."Sual: Bir Müslüman, İslamiyet'in imanın giderir dediği bi...
Bir kimse, bir çocuğu sevindirirse, Hak teâlâ, o kimsenin şirkten başka geçmiş günahlarını affeder. Hadîs-i şerîf
- Bağ Bozumu zamanı ve Fırtınası İtalyanların Bingazi’yi işgâli (1911) - Deniz suyu Haliç’e akıtıldı (2012)
HAKLARINDAN GELİNE
Osmanlı her işte olduğu gibi gıda işinde de kılı kırk yarardı. Bu mevzuda hafif bir gevşekliğe bile asla müsamahası yoktu. İstanbul, Anadolu, Afrika fark etmezdi. Aynı nizam her yerde tesis edilmişti....
HAKLARINDAN GELİNE
Osmanlı her işte olduğu gibi gıda işinde de kılı kırk yarardı. Bu mevzuda hafif bir gevşekliğe bile asla müsamahası yoktu. İstanbul, Anadolu, Afrika fark etmezdi. Aynı nizam her yerde tesis edilmişti. Osmanlı kanunname ve esnaf nizamnamelerinde gıda işlerinde, ciddiyetle takibi ve cezâyı bir arada görüyoruz:
Ekmekçiler: İşlediği ekmeğin ve çöreklerin çiği ve karası olmaya.
Kasaplar: Koyunu geceden temizleye ve arı (temiz) satalar. Ve semizini saklayıp, zayıfını boğazlamayalar. Halka et yetiştireler. Ve kuzu ve sığır kasaplarına dahi, kanun oluna ki dikkatlice ve temiz hizmet edeler.
Aşçılar: Pişirdiği et çiğ olmaya, tuzsuz olmaya ve pak kotaralar. Ve kâse ve bezi temiz ola. Ve kazanı kalaysız olmaya ve çanakları eski ve sırçasız olmaya. Ve hizmetkârları kâfir olmaya ve bellerindeki futaları (önlükleri) temiz ve yeni ola.
İşkembeciler: İşkembeyi iyice temizleyip temiz su ile yıkayıp temiz su ile pişireler ve pişkin ola ve sirkesi ve sarımsağı tamam ola.
Börekçiler: Hamurları arı undan ola. Meyanesi soğanlı ola. Koyun etinden başka et karıştırmayalar.
Yoğurtçular: Nişasta ve su katmayalar.
Kaymakçılar, peynirciler ve turşucular: Turşu sirke ile kurula, kepek ve ekşisi kurulmaya.
Helvacılar, pekmezciler, şerbetçiler: Bunlar dahi gözlene. Şerbet miski ve gülabi (kokulu) ola. Ekşi ve sulu olmaya. Hoşafları ekşi olmaya ve gayet temiz ola.
Tahıl pazarı: Satılan buğday ve arpa ve hububat her ne ise, samanlı ve kesmüklü olmaya, temiz ola ve tamam ölçeler. Ve kile (ölçek) damgalı ola.
Değirmenciler: Kimsenin buğdayını, arpasını değiştirmeyeler ve değirmeni başıboş bırakmayalar ve yabana gitmeyeler. Taşlarını vakti geldikçe dişleyeler. Haklarından artık tereke almayalar ve çalmayalar. Değirmende tavuk besleyip halkın ununa ve buğdayına zarar vermeyeler. Vakitlerini bilmek isterlerse ancak bir horoz besleyeler...
Aksi takdirde; “Haklarından geline!..” Kim bu derece hassas ve kararlı bir devleti karşısına alabilir?.. 14.06.2026 TÜRKİYE GAZETESİ
Prof. Dr. A hmet Şimşirgil
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
20 Ekim 2026
“Haram, ateş gibidir evlâdım"
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin zamânında bir genç vardı ki, bu büyük velîyi çok severdi.Ama bâzen nefsine uyup günah işlerdi.Yine bir gün şeytana uyup günah olan bir iş yapıyordu.Bu zâtın sesini duydu.Ve toparlandı birden...Zîrâ büyük zât, o gence;...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 50 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."