Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Uygunsuz işleri terk etmeli
Birkaç günlük dünyâ hayatını, Hak teâlânın razı olduğu şeyleri yapmakla geçirmelidir.Sual: Bir Müslüman, nefsine uyarak uygunsuz işleri yapmaya başlar...
Allahü teâlâyı tanıyan, O'nun rızasına kavuşmak için çalışır. Ebûl Havârî “Rahmetullahi aleyh”
- Şeyh Şâban-ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası TRT’nin kuruluşu (1964) - Emek ve Dayanışma Günü
İSTANBUL İÇİN NE DEDİLER
Rus Çarı Büyük Petro (18. asır başı): “İstanbul’a hükmeden, bütün cihana hükümran olur. Onun için, mümkün olduğu kadar İstanbul’a yaklaşmak gerekir...”
Napolyon (18. asır sonu): “İstanbul’a sahip olan...
İSTANBUL İÇİN NE DEDİLER
Rus Çarı Büyük Petro (18. asır başı): “İstanbul’a hükmeden, bütün cihana hükümran olur. Onun için, mümkün olduğu kadar İstanbul’a yaklaşmak gerekir...”
Napolyon (18. asır sonu): “İstanbul’a sahip olan dünyaya hükmeder. Dünya tek bir devlet olsa idi, taht şehrinin İstanbul olması gerekirdi...”
Hammer tarihini Fransızca’ya çeviren Joseph Heller (19. asır): “İstanbul dünyanın gerçek başkentidir. Coğrafya konumu bakımından yeryüzünde rakibi yoktur. Herkes bu hususta aynı fikirdedir...”
İspanyol gezgini Pedro (16. asır): “Yeryüzünde İstanbul kadar uygun bir yere kurulmuş şehir yoktur...”
Baron de Tott (1785): “Dünyanın başkenti olarak tercih edilecek en müsait şehir İstanbul’dur. Âdeta kâinatın merkezidir...”
Alphonse de Lamartine (1869): “İstanbul biricik ve kıyas kabul etmez şehirdir. Manzarasının güzelliğini hiçbir fırça ve kalem lâyıkıyla tasvir edemez...”
P. Gyllius (16. asır): “Dünyanın her şehri ortadan kalkabilir. Fakat coğrafya konumu bakımından İstanbul ise insanlar var oldukça devam edecektir...”
Ermeni coğrafyacısı İnciciyan (1804): “Eski ve yeni bütün yazarlar, İstanbul’un, dünyanın en seçkin yerinde bulunduğunu bildirmişlerdir...”
İspanyol generali Miranda (1786): “Manzarasının olağanüstü olması hakkında bir fikir vermem bile mümkün değil. Tabiatla iç içe girmiş çok uyumlu bir mimari, gözlerimi kamaştırdı...”
Fransız D. de Fontmagne (1856): “Dünyada hiçbir şehir İstanbul kadar güzel olamaz. Yalılar, köşkler, konaklar, bahçeler, minâreler, kubbeler, saraylar şehri ki; Asya ile Avrupa’nın uyumlu estetiğini, güzelliği karşısında insanın dili tutulacak derecede âhenkle yansıtıyor...”
İngiliz Mrs. Max Müller (1893): “Doğu ile Batı’yı çok iyi birleştirmiş, insana hayat ve yaşama sevinci, neşe ve canlı bir güzellik duygusu veren emsalsiz bir şehir...”
İngiliz Lady Dorina Neave (1933): “Daha muhteşem bir manzara yeryüzünde mevcut değildir. Haşmetli kubbeleri, birbirinden güzel sayfiyeleri ile İstanbul, dünya şehirlerinin kraliçesidir...” Yılmaz Öztuna TÜRKİYE GAZETESİ
t27.06.2009
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
30 Nisan 2026
"Günah işlediği zaman üzülen mümindir"
Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiînin âlimlerinden olup ibâdete çok düşkündü.Aslen İsfehânlıdır.Bu zât ile Fudayl bin Iyad hazretleri, çok arzu etmelerine rağmen bir türlü tanışamamışlardı.Bir gün, Basra çarşısında, bu iki velî zât ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Terviye Günü'na 24 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."