Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Nafile ibadetlere de çok sevap verilir
Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene, bu işleri yapmak nasip olur.Sual: Ramazan ayında yapılan hayırlara, verilen sadakalara, çekilen te...
Mallarınızı zekât vererek koruyunuz! Hastalarınızı sadaka vererek tedâvi ediniz! Belâları duâ ile önleyiniz! Hadîs-i şerîf
- Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olması (2003) - Tıp Bayramı Selimiye Câmii’nin ibâdete açılışı (1575) - Rûmî Yılbaşı (1442)
SELİMİYE CAMİİ
Selimiye Câmiî Pâdişah Sultan II. Selim Hân tarafından inşa ettirilmiştir. Mimarı, Hassa mimarbaşı Sinan Ağa’dır. 1568 yılında başlayan inşaat 1574 senesinde tamamlanmış ve 14 Mart 1575’de ibâdete açı...
SELİMİYE CAMİİ
Selimiye Câmiî Pâdişah Sultan II. Selim Hân tarafından inşa ettirilmiştir. Mimarı, Hassa mimarbaşı Sinan Ağa’dır. 1568 yılında başlayan inşaat 1574 senesinde tamamlanmış ve 14 Mart 1575’de ibâdete açılmıştır. Câmi sekizgen plânlıdır. Namaz kılınan büyük mekân 32 m çapında büyük ve muhteşem bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe 8 fil ayağı sütunu ile taşınmaktadır.
Selimiye câmiînin 4 minâresi vardır. Yapının 4 köşesinden yükselen bu minâreler 72 m yüksekliğindedir ve 3 şerefelidir. 2 minâresi 3 merdivenli olup her şerefeye ayrı ayrı yollardan çıkılır. Batıya bakan 2 minârenin arasına, her kurtuluş gününde büyük bir Türk Bayrağı asılır. Selimiye Câmiinin bir son cemaat yeri, iç avlusu ve bir de dış avlusu bulunmaktadır. Mimar Sinan; “Çıraklık eserim.” dediği Şehzâde Câmiini 1548 yılında tamamlandı. Bunu; “Kalfalık eserim.” olarak söylediği ve 1550-1557 yılları arasında yaptığı Süleymaniye Câmii takip etti. Nihayet II. Selim Hân adına 1574 de bitirdiği ve; “Ustalık eserim.” dediği Edirnedeki Selimiye Câmii ile, sanat hayatının şâheserini verdi.
ZEKÂ BULMACASI......MUSLUKLAR
Bir havuza, musluklardan su akmaktadır. Ama, her gün geçen günlerin toplamı kadar, meselâ; 2. gün, birinci günün 2 misli, 3. gün 1. ve 2. günün toplamı kadar. Havuz hesaplara göre 10 günde dolacaktır. Acaba kaçıncı gün yarısı dolmuş olacaktır? (Cevabı yarın)
RAMAZAN MÂNİLERİ
Gözler harama bakmaz,
Az söyler, gönül yıkmaz,
Doğru oruç tutanı,
Cehennem aslâ yakmaz.
Neden böyle uyursun?
Çalışmayıp durursun,
Tutmazsan orucunu,
Mahşerde kavrulursun.
Duâ edip zikreyle,
Nimet için şükreyle,
Rahmet ayıdır bu,
Her güçlüğe sabreyle.
Davulcu eve dalar,
Bahşiş der davul çalar,
Ecdâddan kalma sözdür,
Bal tutan parmak yalar.
Komşuyu dövecekti,
Yemek az diyecekti,
Böyle obur görmedik,
Beni de yiyecekti.
Oburlukta pek tekmiş,
Siniyi hemen çekmiş,
Kimse yemesin diye,
Tatlıya tuz ekmiş.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
14 Mart 2026
“Cehenneme girmemenin yolu nedir efendim?”
Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti.Hârun Reşid, bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerine geldi.Nasîhat istedi.Hazret-i Fudayl;"Ey Hârun! İyi bil ki, senin şu güzel yüzün Cehennemde yanar da çirkin...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
24. Gün Ramazân-ı Şerif
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."