Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Namazı kaza edince tövbe de etmelidir
“Farz namazı, özürsüz yani İslamiyetin gösterdiği bir sebep olmadan vaktinden sonra kılmak, büyük günahtır."Sual: Vaktinde kılınmayan, kazaya kalan na...
Allahü teâlâ, yardım isteyenin yardımına koşulmasını sever. Hadîs-i şerîf
- (Kırşehir) Ahîlik Kültür Haftası - Muhtarlar Günü Türk Standartları Haftası - II. Kosova Zaferi (1448)
RADYODA İLK MEVLİD YAYINI
İsmet Bozdağ’ın Kültür İhtilâlimiz kitabında, Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu anlatıyor:
“9 Mart 1951 günü Başbakanlıkta çalışıyordum. Telefon çaldı. Cumhurbaşkanının, Başbakanı aradığını söylediler...
RADYODA İLK MEVLİD YAYINI
İsmet Bozdağ’ın Kültür İhtilâlimiz kitabında, Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu anlatıyor:
“9 Mart 1951 günü Başbakanlıkta çalışıyordum. Telefon çaldı. Cumhurbaşkanının, Başbakanı aradığını söylediler; “Bağlayın” dedim. Sayın Bayar, çok yüksek tonda bir sesle şöyle diyordu:
- Nedir bu yaptığınız!.. Devlet’in radyosunu câmiye çevirmişsiniz!.. Bu konuda kiminle mutâbıksınız acaba?.. Eğer demokrasiden anladığınız bu ise, yanıldığınızı göreceksiniz!.. İcraatınızın içinde, Radyo’yu câmiye dönüştürmek olmamalıydı!..
Telefonu yüzüme kapattı. Ben, Başbakan Yardımcısı olduğum hâlde, radyoda Mevlid okunması kararı alındığını bilmiyordum. Başvekil, Basın Yayın Genel Müdürü Halim Alyot’a tâlimat vermiş... Radyo da, bu tâlimat gereği, “Mevlid” akşamı münâsebeti ile yayına geçmiş. Evet, böyle olmuş ama, bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan Yardımcısına telefon açıp hakâret ederse, üstelik telefonu da yüzüne kapatırsa, yapılacak tek iş vardır: İstifa etmek...
Ben de öyle yaptım. Hemen oracıkta istifamı yazdım ve Başvekile gittim ve olayı kısaca anlattıktan sonra istifamı verdim! Menderes dedi ki:
- Bu konu, senin istifanı değil, Bakanlar Kurulunun istifasını gerektirir.
Adnan Bey arabasına bindi ve Çankaya’ya çıktı. Cumhurbaşkanı orada kendisine; “İstifasının kabul edilmediğini” ısrarla söylemişse de fikrinde direnerek demiş ki:
- Beyefendi... Bu, bir prensip anlaşmazlığıdır. Fikirlerinize saygım var. Ancak bendeniz, zât-ı devletiniz gibi düşünmüyorum!.. Dünyanın bütün ülkelerinde ve hatta bizim gibi lâik devlet olan Fransa’da bile radyoları, kiliselerindeki âyinleri halka duyururlar. Türkiye’de tek bir radyo var. O radyo da dinen kutsal kabul edilmiş bir günde mevlid naklediyor. Benim vatandaşım dinleyecek ve Devletinin kendisinden olduğunu anlayacak!..
Bayar, ne kadar olayı kapatmaya çalıştıysa da Menderes’in direnmesini kıramamış, böylece ayrılmışlar...”
TÜRKİYE GAZETESİ Ahmet Kabaklı
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
18 Ekim 2026
Her görüştüğü kimseden duâ isteyen zat...
Türkistan’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin kabr-i şerîfi Semerkant’tadır.Gençliğinde her görüştüğü kimseden duâ isterdi.Kim olursa olsun...Bunu âdet etmişti kendisine.Bir gün buğday satın alır bir köylüden.Parasını ödeyip ayr...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 52 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."