Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Peygamberlerin ümmetlerini sevmesi
Aklı başında bir kimse, Resulullah'ın ümmetine olan sevgisinin, bir babanın oğluna olandan kat kat fazla olduğunu görür.Sual: Bir babanın oğlunu sevdi...
Allah korkusundan müminin kalbi ürperdiği vakit, ağacın yaprakları düşer gibi günahları dökülür. Hadîs-i şerîf
- Mihrican Fırtınası - Kırgızistan’ın istiklâli (1991) II. Abdülhamîd Hân’ın taht’a çıkması (1876) - Adlî tatil sonu
TARAFSIZ OLUNUR MU
Hiç kimse tarafsız olamaz. Bir kimseyi tarafsız davranmaya zorlamak yanlıştır. İyinin yanında olmak, kötünün karşısında olmak, yanlış değildir. Ülkenin, milletin menfaati nerede ise, o tarafta olmak g...
TARAFSIZ OLUNUR MU
Hiç kimse tarafsız olamaz. Bir kimseyi tarafsız davranmaya zorlamak yanlıştır. İyinin yanında olmak, kötünün karşısında olmak, yanlış değildir. Ülkenin, milletin menfaati nerede ise, o tarafta olmak gerekir. Hakkın, doğrunun, iyinin yanında olanı taraf tutmakla suçlamak doğru olmaz.
İyi ile kötü, suçlu ile suçsuz, acı ile tatlı, soğukla sıcak ayrımı elbette yapılır. Dostla düşman, mü’minle kâfir ayrımı yapılır. Yapılmazsa, kim iyi, kim kötü bilinemez. Her işte tarafsız olmak çok kötüdür. Israrla tarafsızlıktan bahsedenler, kendileri asla tarafsız davranmazlar. Ancak başkaları, kendilerine muhalif olmasın da, hiç olmazsa tarafsız olsunlar diye, tarafsızlığı savunurlar...
Bunlara göre, iyiye iyi, kötüye kötü demek, tarafsızlığa gölge düşürür. Hâlbuki iyiye iyi, kötüye kötü dememek sûretiyle doğruyu örten bir tarafsızlık, ne kadar kötüdür! Bunun için; “Ya olduğun gibi görün, yâhut göründüğün gibi ol!” buyurulmuştur. Bukalemun gibi, ortama uyarak rengini gizlemek çirkindir!..
Ana baba, bir evlâdını diğerinden ayırmaz, ayırıyorsa demek biri iyi, diğeri kötüdür. Fâsık, sâlih evlât, söz dinlemeyenle, söz dinleyen evlât, bir tutulmaz. Hakkın, doğrunun, iyinin tarafında olmalı ve tarafsız olmaktan veya tarafsız görünmekten kaçınmalı.
Birkaç misal vermek gerekirse:
1- Çeteciler, birçok masum vatandaşı öldürüyor. Bu durumda, çetelerin moralini bozmak ve daha fazla insan öldürmemeleri için, hiçbir kuvvet gelmese de; “Filan çeteye karşı en yeni silahlarla mücehhez büyük ve kuvvetli bir birlik gönderildi.” demek tarafsızlığa aykırıysa da, memleketin, milletin menfaatine yaradığı için uygundur.
2- Düşmanla savaşırken, soba boruları veya kütükler, ağır birer top gibi gösterilse, bir kimse de, tarafsız olmak için, onların boru veya kütük olduğunu, gidip düşmana açıklasa, bu tarafsızlığa ihanet olmaz mı? Bunun için; “İyiliğe sebep olan yalan, fitneye sebep olan doğrudan iyidir.” denmiştir.
3- Bir Müslüman, dînî bir kitap yazıyor. Her dinden bahsediyor. “Yalnız İslâmiyet haktır, diğerleri bâtıldır.” diyerek tarafını belli etmesi gerekirken, tarafsız olmak için, hiçbirine bâtıl, yanlış demezse, böyle “renksiz” olmanın topluma ne faydası olur ki?..
Ahmet Demirbaş TÜRKİYE GAZETESİ 10.05.2025
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
30 Ağustos 2026
“Yetiş yâ gavs-ı âzam!”
Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerini sevenlerden bir âlim, bâzı talebesiyle bir yere gidiyordu...Derken, siyah bir yılan gördü yerde.Bastonuyla vurup, öldürdü!O anda âlim gözden kayboldu.Bir saat sonra geldi.Talebeleri;“Merak ettik hocam, ne oldu?” diye...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."