Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Ehl-i sünnet âlimleri vesiledir
Allahü tealanın rızası için sahih ibadet ve Ehl-i sünnet âlimleri vesile kılınabilir.Sual: Kur’ân-ı kerimde; (Bana yaklaşmak için, vesile arayınız!) b...
Bir hurma bile olsa sadaka veriniz! Çünkü sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları yok eder. Hadîs-i şerîf
- III. Selim Hân’ın şehâdeti ve II. Mahmud Hân’ın taht’a çıkması (1808) I. Cihân Harbi’nin başlaması (1914) - Burak Reis’in şehâdeti (1499) [H:905]
ŞEYHÜLİSLÂMIN MATBAA FETVASI
Fen; “Mahlûkları, hâdiseleri görmek, inceleyip anlamak ve deneyip benzerini yapmak.” demektir ki, bu üçünü de, Kur’ân-ı kerîm emretmektedir. Fen bilgilerine, sanata ve en modern harp silâhlarını yapma...
ŞEYHÜLİSLÂMIN MATBAA FETVASI
Fen; “Mahlûkları, hâdiseleri görmek, inceleyip anlamak ve deneyip benzerini yapmak.” demektir ki, bu üçünü de, Kur’ân-ı kerîm emretmektedir. Fen bilgilerine, sanata ve en modern harp silâhlarını yapmaya uğraşmak, farz-ı kifâyedir. Düşmanlardan daha çok çalışmamızı dinimiz emretmektedir. İslâmiyet, fenni, tecrübeyi, müspet çalışmayı emreden dinamik bir dindir. Avrupalılar, fen bilgilerinin çoğunun temelini İslâm kitaplarından aldılar...
Bugün, aklı başında olan herkes, maddî ilim ile fennin evvelâ Müslümanlar tarafından kurulduğunu kabul etmektedir. Batılı ilim adamları da, bunu tasdik etmektedirler. İslâm ülkelerine sızarak ve Müslüman görünerek, sözlerini dinletmek imkânını bulan bâzı İslâm düşmanları, fennin yeni buluş ve imkânlarını, yaptıkları yeni silâhları anlatıp; “Bunlar gâvur icadıdır.” ve “Avrupa'da matbaa yapılırken, kitaplar basılırken bizdeki gericiler, matbaa gavur icadıdır, diyerek yaptırmadılar. Yıllarca geri kalmamıza sebep oldular.” diyerek, câhilleri aldattılar...
Matbaacılığın Osmanlı idaresi altında bulunan İslâm memleketlerine Avrupa’dan ancak 200 sene sonra gelmesini; “İslâm dînî matbaa ile kitap basmayı meneder.” tarzında izah etmeye kalkanlar tamamıyla yanılmaktadırlar. Matbaacılığın Türkiye’ye gelmesinin gecikmesine, kitaplar basılırsa işsiz kalacaklarından korkan para karşılığında kitap yazanlar sebep olmuştur. Bunlar, matbaanın Türkiye’ye gelmemesi için türlü propagandalar yapmışlar, divitlerini bir tabuta koyarak, Bâb-ı âliye kadar yürümüşlerdir. Hattâ bunlar bâzı kimselerin; “Matbaacılık İslâmiyet’e aykırıdır.” tarzında konuşmalarını sağlamışlardır. Bunu gören Osmanlı Pâdişahı, Sultan Üçüncü Ahmed Hân, sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın da yardımı ile bu işi kökünden hâlletmek için, İslâm dîninin en büyük reisi olan Şeyhülislâmdan matbaacılık hakkında bir fetva talep etmiştir. O zamanki Şeyhülislâm Abdullah Efendi tarafından verilen fetvâ Behcet-ül-fetâvâ'da) fetvâ kitâbının 262. sayfasında yazılıdır:
“İlim, fen ve ahlâk kitaplarını, matbaada kalıba alarak, az zamanda ve kolaylıkla çok kitap basmak, faydalı kitapların ucuz elde edilmelerine ve her yere yayılmalarına sebep olacağı için, matbaa yapılmasının câiz ve güzel olduğunu bildirir fetvâ.”
Salim Köklü TÜRKİYE GAZETESİ 07.08.2022
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
27 Temmuz 2026
Malını fakirlere dağıtırdı
Amr bin Kays hazretleri, Kûfe'de yetişen âlim ve velîlerdendir. 763 (H.146) senesinde Kûfe’de vefat etti.Sevgili Peygamberimizin ve onun Eshâbının hayatı gibi yaşamaya çalıştı.Ticaret yapardı.Çok da kazanırdı.Malını fakirlere dağıtırdı.Güzel ahlakıyl...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."