Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Cenaze sessiz götürülür
Cenazeyi, çok yavaş değil, meyyiti sarsmayacak kadar, hızlı götürmelidir.Sual: Cenazeyi taşıyanların dışında kalanlar, cenazenin önünde mi arkasında m...
Eğer cahiller susup, konuşmasalardı, insanlar arasında ihtilâf olmazdı. İmâm-ı Takî “Rahmetullahi aleyh”
- Dünya Talasemi Günü Dünya Kan Günü ve Haftası
ECDADIMIZIN MUTLU HAYATI
Ecdadımız zamanında toplum huzurlu ve mutlu idi. Çünkü toplum hayatı millî ve mânevî değerler üzerine inşa edilmişti. Doğru îmân, adâlet, iyilik, doğruluk, fedakârlık, vefa, güvenilirlik, cömertlik, a...
ECDADIMIZIN MUTLU HAYATI
Ecdadımız zamanında toplum huzurlu ve mutlu idi. Çünkü toplum hayatı millî ve mânevî değerler üzerine inşa edilmişti. Doğru îmân, adâlet, iyilik, doğruluk, fedakârlık, vefa, güvenilirlik, cömertlik, affetme, tevâzu ve alçakgönüllülük, muhtaçlara yardımcı olmak, kul hakkına titizlikle ehemmiyet vermek, akrabaları ve komşuları arayıp sormak, onlarla iyi geçinmek ecdadımızın en bariz özellikleriydi. Yalan, gıybet, söz taşımak hile, hırsızlık, gasp, başkasının malına canına zarar vermek, zulüm gibi kötülüklerden de çok sakınırlardı.
Fransız generallerinden Comte de Bonneval şöyle der:
“Haksızlık, tefecilik, tekelcilik ve hırsızlık gibi suçlara Müslüman Türkler arasında rastlamak mümkün değildir. Gerek vicdanî bir akideden gerekse ceza korkusundan dolayı, Müslüman Türkler o kadar dürüstlük gösterirler ki, insan ister istemez onların doğruluklarına hayran kalır.”
A. L. Castellan’ın, anlattığı şu hâdise, çok ibretliktir:
“Dostlarımdan biri anlattı: İçinde bin kuruş bulunan bir torba ile İstanbul’dan Beyoğlu’na dönüyordum. Tophane İskelesi’ne çıkarken torbam yırtıldı. İçindeki bütün paralar da dökülüp rıhtımın üstüne dağıldı, bâzıları da denize yuvarlandı. Ben ‘Eyvah!’ bile diyemeden, hemen oradaki halk, paraların üstüne üşüştü. Herkes bulabildiği kadar topluyordu. Ben şaşkınlıktan donmuş bir vaziyette ne yapacağımı bilemiyor, sadece bu hareketleri büyük bir endişe içinde takip ediyordum. Ne göreyim? Herkes, topladığı paraları deniz kenarında kalan torbama koyuyordu. Bunun üzerine içim biraz ferahladı. Hatta kayıkçılar da suya dalıp, denizin dibine gitmiş olan kuruşları çıkarmışlardı... Bunun üzerine onlara bahşiş vermek istedimse de vazîfelerini yapmış olduklarından bahsederek, her biri bir tarafa çekildi. Zaten o kadar kalabalıktılar ki hepsine bahşiş yetişmezdi. Toplanan bütün paralar torbaya konduktan sonra, bir hamal da onu yüklenip doğru evime kadar götürdü. Eve girdikten sonra büyük bir merak içinde paramı hemen saymaya başladım. Çok ziyâna uğramış olduğumu zannediyordum ki, 1000 kuruşumun da tam olarak torbada olduğunu görünce hayretler içinde kaldım. Gözlerime inanamadım, bir daha saydım. Bir kuruşum bile eksik değildi.”
Batı'nın ilim, fen, teknik ve her sahadaki fennî gelişmelerini elbette almalı fakat onların örf, âdet, moda ve gayriahlâki hâllerini asla almamalı, bunlardan son derece uzak durmalıdır. Salim Köklü TÜRKİYE GAZETESİ
17 Kasım 2024
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
08 Mayıs 2026
İftâr vaktinde ağlayan zat...
Tebe-i tâbiînin büyük hadîs âlimlerinden Selâm bin Ebî Muti hazretleri 164. (m. 780) senesinde vefât etti.Kendisi Basralıdır.Bu zât şöyle anlatıyor:-Hasen-i Basrî hazretleri oruçluydu.Akşam olunca iftârını açması için su getirdiler.Suyu alıp içeceği ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Terviye Günü'na 17 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."