Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Tedavi olmak ve ilaç kullanmak
Hastayı tedavi etmek sünnettir. Tedavinin, ilaçla, sadaka vermekle ve dua ile yapılacağı bildirildi.Sual: Tedavi olmanın, ilaç kullanmanın dinimizdeki...
Allahü teâlâ, israf edenleri elbette sevmez. (En'âm sûresi: 141)
- Nazilli, Sultanhisar, Susurluk, Pazaryeri, Domaniç, Alaşehir, Datça, Kuyucak, Sındırgı, Gördes ve Salihli’nin kurtuluşları (1922)
ÖLÜME GÜLEREK GİDENLER
Çanakkale Savaşı gerçek mânâda bir destandır. Bu destanın bir tarafında yokluklar içinde çırpınan bir Osmanlı Devleti, diğer tarafında ise bütün teknik imkânlara sahip İtilaf devletleri vardı. Osmanlı...
ÖLÜME GÜLEREK GİDENLER
Çanakkale Savaşı gerçek mânâda bir destandır. Bu destanın bir tarafında yokluklar içinde çırpınan bir Osmanlı Devleti, diğer tarafında ise bütün teknik imkânlara sahip İtilaf devletleri vardı. Osmanlı Devleti'ndeki Alman Danışma Kurulu Başkanı Mareşal Liman von Sanders hâtıralarında şöyle diyor:
“... Türklerin çoğu yarı çıplak, yarı açtılar. Haftada bir öğün, kemikli bir et parçası verilebiliyordu. Bitkisel yağda haşlanmış buğday kırığı yiyorlar, sıhhi vasıflardan mahrum suları içiyorlardı... Acıktıklarında bile düşmandan ele geçirdikleri et konservelerini, domuz eti korkusu ile yemiyorlardı; çünkü maddî açlığa ve perişanlığa rağmen, mânevî bir güçleri ve sağlam bir rûh yapıları vardı... Taş üzerinde yatıyor, güneşe, fırtınalara, soğuğa ve yağmura karşı korumasız çamur ve toz içinde günler geçiriyor, fakat dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanları ile aslanlar gibi savaşıyorlardı... Ölüme bu kadar gülerek giden başka bir millet yoktur... Allah adını yürekten tekrarlayarak saldırganın üzerine saldırıyorlardı...”
Başka bir Alman subayının kaleminden:
“... Elde, tel engeli yapacak dikenli tel, sığınak yapacak kereste yoktu. Erat için istenen sayıda haki üniforma bulunamamıştı. Birliklerin büyük bölümü kaputsuzdu.
Özellikle ayakkabı yokluğu duyuluyordu... Eratın çoğu çarık giyiyordu. Hatta askerler kum torbası için gönderilen çuvalları keserek giyecek yapmak zorunda kalıyorlardı...”
Ertuğrul Bayramoğlu
Kültür ve Siyaset 2005/3
ZEKÂ BULMACASI..........DÖNDÜRÜLEN SAYI
Karton üzerine yazılmış 2 rakamlı bir sayı var. Karton 180 derece döndürülünce elde edilen sayı, ilk sayıdan 21 daha büyük oluyor. İlk sayıyı bulabilecek misiniz? (Cevabı yarın)
FIKRA..........SORULAR
Faruk babasına sorar:
- Babacığım Güneş Sisteminde kaç gezegen var?
- Bilmiyorum oğlum.
- İstanbul'u ilk kuşatan kim?
- Unutmuşum oğlum.
- Sorularımla sıkıyor muyum?
- Sor, sor ki, öğrenesin!
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
05 Eylül 2026
"Kürsüye çık ve vaazına devâm et!"
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri bir gün talebeleriyle sohbet ediyordu ki, gencin birinin abdest tâzelemesi icâp etti.Ancak çıkmak hayli zordu.Zîrâ izdiham vardı câmide.Gavs-ı âzam anladı...Talebe sıkıntıdaydı.Ona, bir “nazar” etti.Genç bir “sahrâda” ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."