Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Kefaret orucu tutamayacak kimse
Altmış gün kefaret orucunu tutamayacak olan kimse, altmış fakire bir gün doyurur.Sual: Kefaret borcu olup da, çok yaşlı olan veya devamlı hasta olanla...
Dünya sevgisi, bütün kötülüklerin başıdır. Günahların başı ise küfrdür, îmânsızlıktır. Abdullah-ı Dehlevî “Rahmetullahi aleyh”
- YARIN KADİR GECESİ’DİR - Dünya Tüketiciler Günü Tüketiciyi Koruma Haftası - Kırlangıçların gelme zamanı
FITRA VERMEK
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın fıtra vermesi vacip olur. Bu kişinin, fıtra, zekât alması, haram olur. Fıtra nisabına katılacak m...
FITRA VERMEK
İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın fıtra vermesi vacip olur. Bu kişinin, fıtra, zekât alması, haram olur. Fıtra nisabına katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. Nisaba malik değilse fıtra vermesi vacip olmaz, fakat vermesi iyidir. Diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden hâsıl olan günahları temizler.” [Beyhekî]
“Sadaka-i fıtrı, küçük büyük, zengin fakir herkesin vermesi gerekir.” [Ebû Davud]
“Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. Fakirleriniz de verirse, Allahü teâlâ onlara daha çoğunu verir.” [Ebû Davud]
“Ramazan orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.”
[Ebû Hafs]
Dinen zengin olmayan herkes, fıtra, zekât alabilir. Sadaka-i fıtr, Ramazan-ı şerîfte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek câizse de, bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. Hastalık gibi herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zenginse fıtra vermesi gerekir. Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlâda, toruna, hanıma ve kâfire fıtra verilmez. Fakir olmak şartıyla geline, damada, kayınvâlideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa fıtra verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya fıtra vermek daha çok sevap olur. İmameyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı fıtra verebilir. [Mevkufat]
Fıtra olarak; 1750 gr buğday veya buğday unu, 3,5 kilo arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kıymeti kadar altın veya gümüş de verilebilir.
RAMAZAN MÂNİLERİ
Yarın Kadir gecesi,
Geldi Kur’ânın sesi,
Bu gibi nur vermez,
Seksen yılın nicesi.
Çok nurludur o gece,
Uğurludur o gece.
Bin aylık ibâdetten,
Hayırlıdır o gece.
Davulcuyu severler,
Kaymak ile bal yerler,
Eski bir âdettir bu,
Ona bahşiş verirler.
Çınarın dibi serin,
Gözleri gâyet derin,
Zengin fakir demeyin.
Yağlı börekler verin.
Karşıma fener geldi,
Aklıma neler geldi,
Börek bekledim ama,
Sofraya döner geldi.
Dağların başı duman,
Bugün hâlim pek yaman,
İftârda çok yemişim,
Yok mu bana acıyan?
DÜNKÜ CEVAP: 9. gün
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
15 Mart 2026
Öfkesini yenen kahramandır!
Bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerinin huzûruna sevdiği bir kimse geldi ve;"Efendim! İyi bir Müslüman nasıl olur” diye sordu.Hazret-i Fudayl;"İyi bir Müslüman; hiç kimseyi gıybet etmez, kimseye sû-i zanda bulunmaz, kimseyi kötü bilmez ve hiç kimseyle ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
25. Gün Ramazân-ı Şerif
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."