Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Alışveriş bilgisini öğrenmeden...
"Alışveriş ve başka sözleşmeleri yapacak kimsenin bunların sahih ve helal olması şartlarını öğrenmesi lazımdır."Sual: Alışveriş bilgisini, kendisine l...
Hasedçi kimse için rahat yoktur. Ahnef bin Kays “Rahmetullahi aleyh”
- Balık Avlama Sezonu’nun başlaması - Özbekistan’ın İstiklâli (1991) II. Dünya Harbi’nin başlaması (1939) - Uşak’ın kurtuluşu (1922)
DESTANLARDA OĞUZ HÂN (1)
Oğuz Destanı; Türklerin kurdukları büyük devletlere ve Cihân İmparatorluklarına âit bir destandır. Türk töresinin kuruluşu, Oğuz Destanı’nın ana konusudur. Türk milleti ile Türk devletinin düzeni ve d...
DESTANLARDA OĞUZ HÂN (1)
Oğuz Destanı; Türklerin kurdukları büyük devletlere ve Cihân İmparatorluklarına âit bir destandır. Türk töresinin kuruluşu, Oğuz Destanı’nın ana konusudur. Türk milleti ile Türk devletinin düzeni ve disiplini, Oğuz Destanı’yla özetle şöyle anlatılmıştır:
È È È
“Oğuz Hân doğduğunda, yüzü gök, ağzı ateş kızılı, gözleri al, saçları ise, kara idi! Gözleri ateşli, göğsü ise alevli idi!.. Oğuz Hân, 3 gün ve 3 gece annesinin sütünü emmedi. Annesinin rüyâsına girip, şöyle dedi: “Eğer sütünü emmemi istiyorsan, biricik Allaha inan ve itiraf et!” Annesi, gizli olarak Allaha îmân etti. Elini göğe kaldırıp, duâ etti ve şöyle dedi: “Ey Allahım! Bari ben biçâre kulunun sütünü, bu çocuğumun zevkine uydurup, tatlı kıl!” Oğuz, o anda annesinin göğsüne yapışıp, emmeğe başladı...
Ramazan ayında, ayın tam onbeşinde, Perşembe gününün Cuma akşamında, dolunaylı ayla güneşin kavşağında, soyu bütün bir asilden, dünyaya böyle geldi.
Bir yaşına gelende, bilekli bir bey oldu! İki yaşına gelende, bütün il ile denk oldu! Üç yaşına gelende, erkenden atına bindi! Akşama kadar, atından inmedi! Çağrılmadıkça, aş yemedi! Dört yaşına gelende, kara çamdan mızrağını attı... Oğuz Kağan, babasının tek oğlu idi. Çocukluğunda ve büyüme çağında, ergin oluncaya kadar, Allahı anıp, ona şükretti...
Babası, oğlu Oğuz’a ad vermek için büyük bir ziyâfet çekti. Herkes, boğazına kadar yediler. Oğuz Hân, bir yıl sonra, tıpkı İsa Peygamber gibi dili açılmış ve konuşmaya başlayarak, şöyle demişti: “Ben bir otağda doğduğum için, adımı Oğuz koymak gerekir!” Oğlanın böyle konuşup, kendi adını vermesine, herkes şaşırdı. Hân, oğlunun beline bir kılıç bağlayıp; “Adı Kılıç Arslan olsun!” dedi... Birkaç yıl geçtikten sonra Kılıç Arslan bülûğ çağını geçip, delikanlı oldu... (Devamı yarın)
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
01 Eylül 2026
"Bu iddianı nasıl ispat edeceksin?”
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, bir gün bir yerden geçerken iki kimseyi gördü.Münâkaşa ediyorlardı.Biri Hristiyan, öteki Müslümandı.Onlara yaklaştı ve sordu:“Niçin münâkaşa edersiniz?”Müslüman arz etti ki:“Efendim, bu kimse, (Bizim Peygamberimiz, si...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."