Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
İbadetlerin faydası, yapanadır
Emirleri yapmanın, haramlardan sakınmanın faydası yapan kimseyedir.Sual: Yapılan ibadetlerin ve haramlardan sakınmanın Allaha bir faydası yoktur bu se...
Bu dünyada neyi çok istersen, o senin imtihanındır. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî “Rahmetullahi aleyh”
- İşgâl kuvvetlerinin İstanbul’dan ayrılması (1923) Dünya Çalışanlar Günü
GIYBET BÜYÜK GÜNAHTIR
Gıybet, küfre en yakın günahlardan biridir. Gıybet, karşı tarafın işitince üzüleceği bir kusûrunu arkasından söylemektir. Meselâ̂, bedeninde, nesebinde, ahlâkında, işinde, sözünde, dînin...
GIYBET BÜYÜK GÜNAHTIR
Gıybet, küfre en yakın günahlardan biridir. Gıybet, karşı tarafın işitince üzüleceği bir kusûrunu arkasından söylemektir. Meselâ̂, bedeninde, nesebinde, ahlâkında, işinde, sözünde, dîninde, dünyasında, hattâ elbisesinde, evinde bulunan bir kûsur arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Kapalı söylemek, işâret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir.
Kim dikkat edip gıybetten, dedikodu yapmak, yânî söz taşımak günahlarından sakınmazsa, artık tabiî bir hâl alır ve önem vermez olur. (Ben olanı söyledim, yalan söylemedim, bunun neresi günah?) diyerek günahı hafife alırsa Allah korusun küfre girer. Zaten olanı söylemek gıybettir, olmayanı söylemekse iftira olur. İftirâ etmek, nemmamlık yapmak, yânî söz taşıyarak ara açmak gıybet etmekten çok daha fenadırlar. Gıybet gibi, nemmamlık, yânî dedikodu yapmak, söz taşımak gibi günahlara önem vermemek küfürdür. Küfür demek, sonsuz Cehennemde yanmak demektir. Küfre tevbe edince îmân geri gelir, fakat önceki bütün ibâdetleri ve sevapları yok olur. Bunun için küfre girmekten çok sakınmak lâzımdır.
Gıybet kanser gibidir, girdiği yeri mahveder, girdiği vücut iflâh olmaz. Bugün gıybet, dedikodu maalesef hem erkekler hem de kadınlar arasında salgın hâle gelmiştir. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmin Hucürat sûresi, 12. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Sû-i zandan kaçınmayı emr etmekte, birbirini çekiştirmeyi men etmekte, gıybeti ölü kardeşinin etini yemeğe” benzetmektedir. Dikkat edilirse, birçok ailelerin, toplumların, milletlerin, hep bu yüzden bölünüp parçalandıkları görülür.
Hiçbir kimsenin hakkında dedikodu yaparak aleyhinde konuşmamalı, gıybet etmemelidir. Kötü ve çok günahkâr bildiğimiz birini gıybet ederek, onun günahlarını almamalıdır. Başkasının günahlarını yüklenmek akıl işi midir? Bir kimsenin günâhı ve kusûru söylenince; “Elhamdülillâh, Allah bizi böyle hayâsız yapmadı.” gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. “Falanca kimse, çok iyidir, şu kusûru olmasa, daha iyi olurdu.” demek de gıybet olur.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
01 Ekim 2026
“Vallâhi sen sıratı geçtin!"
Ömer bin Abdülazîz hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” hanımı, bir gün kendisine;“Bu gece rüyâda Cehennemi gördüm ve çok korktum!” dedi.Hanımına sordu:“Nasıl gördün?”O da şöyle anlattı:“Cehennem bütün şiddetiyle yanıyor, çok korkunç seslerle kükreyip ...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 69 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."