Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Kıyametin kopması, mahşer haktır
Muhammed aleyhisselamın kıyametten haber verdiği şeylerin hepsi doğrudur.Sual: Peygamber Efendimizin, kıyametten, mahşerden, kabir azabından verdiği h...
∞ Din bilgilerini dünyalık ele geçirmek için edinenler, Cennetin kokusunu duymayacaklardır. Hadîs-i şerîf
- Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi (1989) - Dünya Tasarruf Günü Harp Akademileri’nin açılışı (1846) - Ağaçları budama zamanı
1927 TUĞRA VE KİTÂBE KATLİÂMI
15 Haziran 1927 tarih ve 1057 sayılı kanunla; “Bi’l umum mabâni resmiye ve milliye üzerindeki tuğra ve medhiyelerin kaldırılması” emredilir. Ki bilhassa resmi daire, mektep, belediye binalarındaki arm...
1927 TUĞRA VE KİTÂBE KATLİÂMI
15 Haziran 1927 tarih ve 1057 sayılı kanunla; “Bi’l umum mabâni resmiye ve milliye üzerindeki tuğra ve medhiyelerin kaldırılması” emredilir. Ki bilhassa resmi daire, mektep, belediye binalarındaki arma, tuğra ve kitabeler hedef gösterilir. Kanun "neşri itibarı" ile muteberdir. Yâni geciken hesabını verir! O tuğra ve kitâbeler orada durduğu müddetçe bina faaliyetten men edilecektir.
Şunu da söyliyelim henüz latin alfabesine geçilmemiştir. Halk istiklal mahkemelerinden korkmakta, ürkmektedir. Üstelik karar mercii, icra heyeti tespit edilmemiştir.
Bazı âferin delileri acelecidir, hademelerin eline murç, çekiç verir, güzelim kitâbeleri kırdırtır, bunu sicil, terfi, makam mansıp için basamak edinir. Medreseymiş, sebilmiş, çeşmeymiş bakmaz, hayatında iki tuğlayı üst üste koymayanlar balyozlara sarılırlar.
Kanunu çıkaranlar da tam bunu arzu etmiştir, tepki geldiğinde kenara çekilecek. “Aaa kırmışlar mı? Tüh haberimiz yoktu.” diyeceklerdir.
Abdülaziz Hân Çeşmesi; 1939’da Gümüşsuyu Hastanesinden koparılıp Edirnekapı Şehitliği’ne taşındı.
Yurdun dört bir yanından yağan şikayetleri duymazdan gelinir, cevap verme lütfunda bulunmazlar. O hengamede giden gider tarihi miras ortadan kalkar. (Bkz E. Deniz Subayı Osman Öndeş “Vurun Osmanlıya!”)
Hattat Râkım'ın nice tuğrası, Yesarizade'nin ta’lik kitabeleri kazınarak yok edilir. Sanatsız kalırız, hayat damarlarımız kopar.
İstanbul Üniversitesi'nin kapısının üzerindeki zarif Osmanlı tuğrası, Şevki Bey'in şaheseri Fetih Ayetleri ve Dâire-i Umur-ı Askeriye yazısı ilk hedeftir.
Galatasaray Lisesi'nin kapısındaki muhteşem Osmanlı tuğrası da sökülür, birileri tarafından götürülür. İstanbul Valiliği, Sirkeci Tren Garı, Darülaceze, Çırağan Sarayı da devrimcilerin hışmına uğrar...
Hâlbuki Osmanlı; Yunan'dan, Pers'ten, Roma'dan kalan hiçbir kitabeyi kırmaz, tek kelime kazımaz...
İrfan Özfatura 20.04.2025 TÜRKİYE GAZETESİ
ZEKÂ BULMACASI......OIURNYRLODMAÖZÇGR
Yukarıdaki harflerde 2 ata-sözü saklıdır. Bunları bulabilecek misiniz? (Cevabı yarın)
(Aynı harf fazla kullanılabilir.)
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
31 Ekim 2026
Resûlullah'ın en çok sevdiği kızı
Hazret-i Fâtıma-tüz Zehrâ (radıyallahü anhâ) Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i Hadîce-tül Kübrâ'dan olan dört kızından en çok sevdiğidir.İmâm-ı Hasen ve İmâm-ı Hüseyin (radıyallahü anhümâ) küçük iken hastalanmışlardı. Pederleri Haz...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 40 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."