Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
İnsanların iyisi, faydası çok olanıdır
"Bir kimse, din kardeşine yardımcı oldukça, Allahü teâlâ da ona yardımcı olur."Sual: İnsanların iyileri, insanlara ve bütün yaratılanlara karşı iyiliğ...
Bir kimse bir günah işler, sonra pişman olursa, bu pişmanlığı günahına keffâret olur. Hadîs-i şerîf
- II. Balkan Savaşı’nın Başlaması (1913) - Yaprak Fırtınası Türk Futbol Milli Takımı dünya üçüncüsü oldu (2002)
KIRMIZI ARABALI KAZAK
Çocukluğumun geçtiği Gördes’te yaşayan annemi ziyâret ettiğimde, fotoğraf albümünü karıştırırken bir fotoğraf dikkatimi çekti.
Fotoğrafta en çok dikkat çeken husus ise benim üzerimde olan kırmızı ara...
KIRMIZI ARABALI KAZAK
Çocukluğumun geçtiği Gördes’te yaşayan annemi ziyâret ettiğimde, fotoğraf albümünü karıştırırken bir fotoğraf dikkatimi çekti.
Fotoğrafta en çok dikkat çeken husus ise benim üzerimde olan kırmızı arabalı kazak. Bu kazak beni mâziye, çocukluğuma götürdü. O yıllar şimdiki gibi gidip istediğin mağazadan kıyafet almak ne mümkün. Fotoğrafa dikkatli bakılırsa, 3 kardeş üçümüzün de kazağı el örmesi. Annem, üçümüze de kazak örmüş. Diğer iki kazak neyse de o araba desenli kazağı annem nasıl ördü? Sarı kazağın üstünde kırmızı araba. Arabanın arkasında ağaçlar, dağlar, bulutlar…
O kazak kimlere nasip oldu bir bilseniz! Aslında çocukluğumuzun o meşhur kazağını annem abim için örmüştü. Abim çok mutlu olmuştu o kazağı ilk giydiğinde. O zamanın şartlarını düşünürsek kolay değil böyle bir kazak örmek. Abim en az 3 yıl giydikten sonra büyüdü, kazak küçük gelmeye başladı. Sonra hâliyle o kazak evin ikinci çocuğu olan bana kaldı. O yıllar öyleydi. Evin büyük çocuğundan kalan kıyafetler küçüğe giydirilirdi. Böylelikle bu kırmızı arabalı kazağın ikinci sahibi ben oldum. Bir müddet de ben giydim. Sonra aynı büyüme döngüsü sonucu, kazak bana da küçük gelmeye başlayınca kardeşime kaldı. Böylelikle 3 kardeş de aynı kazakla çocukluğunu geçirmiş oldu...
Peki eskidi mi o kazak, atıldı mı derseniz? “Hayır” diyeceğim. Çünkü kırmızı arabalı kazağın hikâyesi devam ediyordu.
Mahallemizde yaşayan gariban bir aile vardı. Bu ailenin de üç erkek çocuğu vardı. Kazak eskimeyince, annem bu aileye vermişti kazağı. O ailenin en büyük çocuğu bizim meşhur kazağı giymeye başladı. Ben yıllar sonra o kazağı o ailenin iki çocuğunun da giydiğine şahit oldum. En küçük çocukları o kazağı giymiş miydi, o kazağa ne olmuştu, bilemiyorum. Ama benim şahit olduğum, benimle beraber o kazağın 5 çocuğu büyüttüğüydü...
O yıllar zor yıllardı. Şimdi çevreme bakıyorum. Hepimizin elbise dolabında ortalama 20-30 adet (kazak, pantolon, gömlek vs.) kıyafet mevcut. Üstelik kıyafetimiz tam gelmezse atıp yenisini alıyoruz. Bir kazağın 5 çocuğu (en az diyeyim, 6 da olmuş olabilir) büyüttüğü günler mazide kaldı...
İsmail Aybey - Manisa TÜRKİYE GAZETESİ 24.11.2024
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
29 Haziran 2026
"Şu sinekleri kov da gitsinler!"
Mısır’da yetişen evliyânın büyüklerinden Abdülkâdir Deştûtî hazretleri, 931 (m. 1524) senesinde vefât etti.Bâb-üşşa’riyyenin dış kısmında defnolundu.İnsanlar arasında olduğu gibi, devlet adamları ve sultânlar arasında da itibâr sâhibiydi...Meselâ Mem...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."