Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Kazâ-i mübrem ve kazâ-i muallak
“Allahü teâlânın yaratacağı şeyler, iki kısımdır: Kazâ-i muallak ve Kazâ-i mübrem."Sual: Kazâ-i mübrem, kazâ-i muallak hakkında âlimlerin görüşü nedir...
Akıllı kimse hayrı gördüğünde ona tâbi olan, şerri gördü- ğünde ondan kaçınan kimsedir. Bişr-i Hâfî “Rahmetullahi aleyh”
- Bülent Ecevit’in vefâtı (2006) İsmet İnönü’nün CHP’den istifası (1972)
MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
Misyonerlik faaliyetleri, günümüzde değişik bir şekle büründü. Bu faaliyetlerin yan bir ürünü olan “Dinlerarası Diyalog”un devamlı gündemde tutulması da bu değişikliğin bir parçasıdır. Daha önce sadec...
MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
Misyonerlik faaliyetleri, günümüzde değişik bir şekle büründü. Bu faaliyetlerin yan bir ürünü olan “Dinlerarası Diyalog”un devamlı gündemde tutulması da bu değişikliğin bir parçasıdır. Daha önce sadece dinî yönden tehlike teşkil eden bu faaliyetler, ülke güvenliği açısından da ciddî tehlike oluşturmaya başladı. Bunun farkına varan devlet kuruluşlarımız ve istihbarat birimlerimiz karşı atağa geçerek tehlikeyi bertaraf edecek ciddî tedbirler almaya yöneldiler.
Tarihte Afrika’ya yönelik ilk misyonerlik hareketleri, bu hareketin sadece bir din telkini olmaktan çok siyasî, sosyal ve ekonomik amaçlarla bir inanç ve kültür coğrafyası oluşturma teşebbüsü olduğunun en açık göstergesidir. Kenya’nın ilk başbakanı olan Jomo Kenyatta (1889-1978), misyonerlerin gâyesini çarpıcı bir biçimde şöyle özetler:
“Hıristiyanlık Afrika’ya geldiğinde Afrikalıların toprakları, madenleri; Hıristiyanların ise ellerinde sadece İncilleri vardı. Hıristiyanlar bize gözlerimizi kapayarak duâ ve ibâdet etmemiz gerektiğini telkin ettiler. Gözlerimizi açtığımızda onlar bizim topraklarımızı, madenlerimizi, biz de onların İncillerini almıştık. Onların elinde topraklarımızın tapuları, bizim elimizde İncil vardı...” Bu sözler siyasî bir nutuk değil, tarihî bir gerçektir.
Her şeyden önce bir Hıristiyanın Müslüman olması kolaydır, ancak bir Müslümanın Hıristiyanlaşması kadar zor bir şey yoktur. Bunun için hiçbir misyoner, doğrudan bir Müslümana ben seni Hıristiyanlaştırmaya geldim, demez. Onun inancından ve kültüründen bir şeyler koparmaya çalışır. Argümanlarından bâzı örnekler vermek gerekirse... En çok kullandıkları argüman, Hıristiyanlığın kendi mensuplarını ileri götürdüğü, buna karşılık İslâmın geri bıraktığı iddiasıdır. Tabiî az çok tarih okuyan bunun yanlış olduğunu bilir. Rönesans, reform ve aydınlanma hareketlerinin Hıristiyanlığa bir tepki olarak ortaya çıktığını herkes bilir. İleri olduğu iddia edilen batılı düşünce, Hıristiyanlıktan uzaklaştıkça özgürleşmiştir! Aynı şeyleri İslâm için söylemek mümkün değildir.
Eğer sizin muradınız dîninizi tebliğ etmek ise ve eğer gâyeniz Hazret-i İsa’ya îmânı sağlamak ise neden önceliği, dinsiz, ateist, uyuşturucu bağımlısı, satanist vs. gibi pek çok sapıklıklara saplanmış insanlara vermiyorsunuz da, dünyanın en uzak ülkelerindeki Müslüman gençlere yöneliyorsunuz?
Mehmet Oruç TÜRKİYE GAZETESİ
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
04 Kasım 2026
"Hepinizin dönüşü Allah'adır"
Fahreddîn-i Râzî hazretleri bir gün vaaz ediyor, Sultân da dinliyordu.Bir ara Sultâna dönüp;"Ey dünyânın Sutânı! Ne senin saltanatın kalır, ne de Râzî'nin bu hâli" buyurdu.Ağlıyordu! Ardından;"Hepinizin dönüşü Allah'adır" meâlindeki âyet-i kerîmeyi o...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 35 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."