Cami Hikayeleri
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Günün Sohbeti
Hilâli görünce oruca başlamak
Şabanın otuzuncu gecesi, bir şehirde hilâl görülünce, bütün dünyada oruca başlamak lazım olur.Sual: Ramazan ayının başladığının bilinmesi için, gökte ...
Not: Bugün Halkalı Güneş Tutulması meydana gelecek ve Ülkemizden izlenemeyecektir.
- Kafkas Kartalı Şeyh Şâmil’in vefâtı (1871) - İctimâ vakti: 15:01 Kosova’nın bağımsızlığı (2008) - Medenî Kânûn’un kabûlü (1926)
ORUCUN FARZLARI
Orucun farzı üçtür: 1- Niyet etmek, 2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak, 3- İmsak vaktinden Güneş batıncaya kadar orucu bozan her şeyden sakınmak.
Birgün evvel güneş batmasından, oruç günü...
ORUCUN FARZLARI
Orucun farzı üçtür: 1- Niyet etmek, 2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak, 3- İmsak vaktinden Güneş batıncaya kadar orucu bozan her şeyden sakınmak.
Birgün evvel güneş batmasından, oruç günü dahve vaktine (öğleden bir saat önce) kadar, Ramazan orucuna kalb ile niyet etmek farzdır. Dahve-i kübra vakti: Buna kaba kuşluk da denir. Oruç müddetinin yarısıdır. Bu da öğleden bir saat kadar önceki vakittir. Meselâ bir şehirde, imsak 05.00’de, akşam vakti de 17.00’de oluyorsa, oruç müddeti 12 saat olur. Bunun yarısı 6 saattir. İmsak vaktinden 6 saat sonraya kadar, yânî saat 11.00’e kadar niyet edilebilir.
İmsaktan önce niyet ederken, “Niyet ettim yarın oruç tutmaya”, imsaktan sonra niyet ederken de, “Niyet ettim bugün oruç tutmaya” denir. Yanılıp yanlış söylense de mahzuru olmaz. Her gün ayrı niyet etmek lâzımdır. Belli gün olan adak orucunun ve nâfile orucun niyet zamanı da böyledir. Kazâ ve keffâret orucuna ve zamanı belli edilmeyen adak oruçlarına, imsaktan sonra niyet edilmez.
GÜNÜN TARİHİ.......... ŞEYH ŞÂMİL’İN VEFÂTI
Rus ordusuna karşı 35 sene vatanını savunan Kafkasya millî kahramanı Şeyh Şâmil, 1797’de Dağıstan’da doğdu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin talebesidir.
İmâm Şâmil, boyu iki metreden uzun, geniş omuzlu, pehlivan vücutlu, engin ve sağlam îmânlı, dînî ilimlere ve her türlü muharebe sanatına fevkalâde vâkıf, son derece cesur ve çevik müstesna bir zâttı.
Ömrü, Ruslarla mücadele ile geçti. Sonunda, hîle ile oyuna getirdiler. Ruslara esir düştü. 10 sene esir kaldı. Hacca gitmesi için izin verildi. İstanbul’a geldiğinde, halk, kahramanı görmek için yollara döküldü. Hacca gitti. Medine’yi uzaktan görünce yere kapanıp, gözyaşı dökerek, sürüne sürüne Resûlullahın huzuruna geldi. Huzura gelince, selâm verdi. Peygamber Efendimiz, selâmına mukâbele etti. Medîne-i Münevvere’ye yerleşip, 17.02.1871’de orada vefât etti.
Menkıbe
17 Şubat 2026
"İyilerle berâber olan kurtulur!”
Tâbiîn-i kirâm’dan Âmir bin Abdullah hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan Zübeyr bin Avvam hazretlerinin torunudur.Bir gün bu büyük zâta;"Efendim, bir mübârek geceyi ihyâ etmek için sabaha kadar ibâdet etmek gerekir mi?" diye sordular.Cevâbında;"Hayır, bir s...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Ramazân-ı şerifin başlangıcı'na 2 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."