Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
İmamın bağırarak sesini yükseltmesi
“İmamın, cemaat işitecek kadar, sesini yükseltmesi sünnettir. Daha fazla yükseltmesi mekruhtur."Sual: Cemaatle namaz kılarken, imamın sesini cemaate d...
Bir kimse kendisine yapılmasını sevdiğini, din kardeşi için de sevmedikçe îmânı tamam olmaz. Hadîs-i şerîf
- Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün açılışı (1988) Sultan Reşad Hân’ın vefâtı (1918) - Sam Rüzgârlarının başlaması
HARAMLARDAN SAKINMAK
Haramlardan sakınmak için iki türlü yol vardır:
Birinci kısmı; yalnız Allahü teâlânın hakkı olan, O’nun emri olan günahlardan sakınmaktır.
İkinci kısmı; insanların ve mahlûkların hakları da bulunan g...
HARAMLARDAN SAKINMAK
Haramlardan sakınmak için iki türlü yol vardır:
Birinci kısmı; yalnız Allahü teâlânın hakkı olan, O’nun emri olan günahlardan sakınmaktır.
İkinci kısmı; insanların ve mahlûkların hakları da bulunan günahlardan sakınmaktır.
İkinci kısmı daha mühimdir. Allahü teâlâ, hiçbir şeye muhtaç değildir ve çok merhametlidir. Kullar ise, pek çok şeye muhtaç oldukları gibi, cimridirler.
Birgün Resûlullah, Eshab-ı kirama; “Müflis kime denir, biliyor musunuz?” diye buyurunca; “Parası ve malı kalmayan kimseye diyoruz.” dediler. Bunun üzerine buyurdu ki:
“Ümmetimin arasında müflis, şu kimsedir ki; kıyâmet günü, defterinde çok namaz, oruç ve zekât sevâbı bulunur. Fakat, bâzılarına sövmüş, iftira etmiş, malını almış, kanını dökmüş, dövmüş. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilir. Sonra Cehenneme atılır.”
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Üzerinde kul hakkı olan, insanların malına, ırzına dokunan, ölmeden önce helâllaşsın, ödesin! Zirâ âhıret günü altının, malın bir değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınacak, sevapları olmazsa, hak sahiplerinin günahları, buna yüklenecektir.”
“Haramdan sakının! Midesine haram lokma giren kimsenin 40 gün duâsı kabul olmaz.”
“Bir kimsenin üzerindeki elbisesinde, haramdan bir tel iplik olsa, o elbise ile kılınan namaz ve yapılan duâlar kabul olmaz.”
Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri Peygamber Efendimize dedi ki:
- Yâ Resûlallah, duâ buyur da, Allahü teâlâ, benim her duâmı kabul etsin.
Cevabında buyurdular ki:
“Duânızın kabul olması için helâl lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp duâ ederler. Böyle duâ nasıl kabul olunur?
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
03 Temmuz 2026
İslâm'a hizmetle geçen bir ömür...
Hanbelî mezhebinin imâmı olan Ahmed bin Hanbel hazretleri, aslen Basralıdır.164 (m. 780) yılında, Bağdâd’da doğdu.241 (m. 855) senesinde Bağdâd’da vefât etti.Bu zât ne zaman, nerede konuşsaydı, ilim ve hikmet kokuları yayılırdı etrâfa.Nihâyet vefât e...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."