BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Rusya Federasyonu: Şerefle refah arasında...

Geniş Açı - Fikir ve tartışma
Facebook

Mevcut iç ve dış politik realite göz önüne alındığında Rusya’nın merkeziyetçi ve güvenlikçi politikalardan vazgeçerek liberal-demokratik açılım gerçekleştirmesi muhtemel görünmüyor. İşte böyle bir ortamda yapılacak seçimlerde, Rus halkı şeref ve refah arasında umut olarak gördüğü Putin’i yeniden seçmeye hazırlanıyor.

Dr. Telman Nusretoğlu (t.nusretoglu@mail.ru)

Görünen o ki Rusya yine tarihinin endişe verici dönüm noktalarından birine doğru gidiyor. Tarih boyu genişlemeye, yeni sömürgeler elde ederek güvenliğini artırmaya, sürekli askerî gücüne yatırım yapmaya eğilimli olması, Rusya’nın bilinen özelliğidir. Buna paralel olarak içerideki sosyal ve ekonomik sorunların, artarak kriz sınırına dayanması, toplumsal fay hatlarını, yönetici elit kesim arasındaki kavgayı derinleştirip darbeler ve rejim değişikliklerine davetiye çıkarması da Rusya tarihinin başka bir gerçeğidir. 17 milyon km²’lik topraklarıyla dünyanın coğrafi süper gücü olan Rusya’nın en büyük stratejik açmazları, topraklarında 160 ayrı milletin yaşamış olması, modernitenin getirmiş olduğu demografik sorunlar bağlamında Slav nüfusun azalmaya başlaması (devlet istatistik komitesinin raporlarına bakılabilir), Rus millî kültür ve mefkûresinin Rusya’da yaşayan milletleri ortak potada birleştirme vasfını giderek kaybetmesi, Çin başta olmakla yabancı nüfuzunun Rusya toplumu ve devleti üzerindeki etkisinin artmasıdır. SSCB’nin çökmesiyle başlayan özgürlük döneminin Rusya’nın bir bölgesel güç olarak da sonunu getirebileceğini tespit eden güvenlik çevreleri, Putin projesiyle asrın felaketi olarak gördükleri SSCB’nin dağılmasının Rus devletçiliğini de tehdit eden kötü sonuçlarını ortadan kaldırmaya, tedricî metodu tatbik ederek Rusya’nın yeniden güçlenmesi için güvenlik eksenli politikalar üretmeye başladılar.

NATO’nun Rus sınırları boyunca genişleme isteği, ABD’nin Rusya’yı çevreleyerek kontrol altına almak, iç ve dış siyasetini dizayn etmek arzusu da Rusya’yı yeni jeostratejik hamleler, riskli müdahaleler yapmaya zorladı. Yazımızda bu uzun ve karmaşık süreci analiz etmek, Putin dönemi Rusya-ABD, Rusya-Avrupa ilişkilerinin detayına inmek, Kırım ve Suriye müdahalesinin derinleştirdiği küresel kutuplaşmanın perspektifini irdelemek, yüzyıllar boyunca Rusya ve Türkiye arasında süregelen fetih ve nüfuz mücadelelerinin Suriye etrafında gelişen jeostratejik durumu ve her iki ülkeyi de tehdit eden ABD projelerinin etkisiyle nasıl verimli iş birliğine dönüştüğünü anlatmak fikrinde değiliz. Bütün bu küresel ilişkileri de etkileyebilecek Rusya içi siyasi durum ve dengeler, yaklaşan başkanlık seçimleri arifesinde Rus halkının “şeref mi, refah mı?” ikileminde kalması, genişleyen ambargolar şeraitinde yeni soğuk savaş rüzgârlarının Rusya siyasetini nereye savuracağı, yazımızda cevap aradığımız sorulardan biridir...

Nüfusunun kahir ekseriyeti beslenme ve giyim ihtiyacını güçlükle karşıladığı Rusya’da, Başkan Putin dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmayan son teknoloji ürünü yeni kıtalar arası balistik füzelerin videosunu paylaşıyor, su altında çalışacak nükleer başlıklar taşıyabilen insansız araçlar üzerinde çalıştıklarını ilan ediyor. Bunun yanı sıra Suriye’de, Çeçenistan’da Rus güvenlik güçlerine ait uçak ve helikopterler düşüyor, üst düzey Rus askerler bu kazalarda hayatını kaybediyor. Putin’in galip edasıyla Suriye’de savaş bitti mesajı vermesinden hemen sonra Hmeymim ve Tartus’taki Rus üslerine dron sürüsünün saldırması, Rus özel kuvvetlerine ait Vagner grubunun ABD uçaklarınca bombalanması ise Moskova’nın ne denli derin bir savaşın içindeki olduğunu ortaya koyuyor. İç siyasi dengeler açısından da Rusya’nın çok girift ve karmaşık bir ülke olduğunu unutmamak gerekir. Batıcı, Avrasyacı etkin gruplarla beraber farklı etnik yapılanmaların da Rusya’da örgütlü bir güç olduğu bilinen bir gerçektir. Yukarıda da vurguladığımız gibi Rusya’nın dört büyük stratejik probleminden en ciddisi demografik yetmezlik problemidir. Rus milliyetçi çevrelerinin sözcüsü Jirinovski de internette yayılan videosunda “İran’ı alalım, Türkiye’ni Avrasya Birliğine almayalım. Çünkü içimizdeki yoğun Türk ve Müslüman nüfus, ekonomik imkânları ve genç nüfusu sebebiyle Türkiye’nin üzerimizde tahakküm oluşturma tehlikesi var” demişti... Rusya’nın görünürde istikrarlı, büyüyen, güçlenen ülke profiline aldanmamalı...

Rusya’nın Kazan ve Astarhan hanlıklarını işgal ederek sömürgeci kimlik edinmesi, büyümesi ve genişlemesi istikametinde önemli adımlar atan Korkunç İvan’ın içeride, hâkimiyet elitindeki durumdan kaynaklanan tehdit ve tehlikeleri dikkate alarak kıymetli eşyalarla dolu vapurunu hazır bekletip olağanüstü bir durumda İngiltere’ye sığınmak için Kraliçe’yle gizli görüşmeler yaptığı pek bilinmez. Rusların “Smuta” olarak adlandırdıkları uzun süren dış müdahaleler ve iç karışıklıklar döneminde Rus devletçiliği tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Ya 1915’te Boğazlar ve İstanbul’u ele geçirmek için İngiltere ve Fransa’yı ikna etmeye çalışan Rusya’nın iki sene sonra dağılacağını kim öngörebilirdi? (Kanaatimizce o dönem Sultan II. Abdülhamid gibi bir siyasi deha iktidarda kalabilseydi İran’dan Türkistan’a uzanan stratejik Türk coğrafyası, Bolşevik esareti değil bambaşka bir yüzyıl yaşamış olacaktı.) Rusya’daki Avrasyacı akımın öncülerinden, Kremlin’e yakınlığıyla da tanınan A. Dugin bile Rusya’nın eğitim, kültür, sosyal politika, moral değerler açısından hızla çöküşe doğru gittiğini açıkça ifade ediyor. A. Dugin bir konuşmasında, beka sorunuyla refah arzusu arasına sıkışmış Rusya’nın mevcut durumdan kurtulması için bir öneri sunmaktan bile aciz olduğunu beyan ederek Rus mefkûresinin Rusya’daki milletleri kendi cazibesinde tutma vasfını kaybettiğini dile getiriyor. 

Mevcut iç ve dış politik realite göz önüne alındığında Rusya’nın merkeziyetçi ve güvenlikçi politikalardan vazgeçerek liberal, demokratik açılım gerçekleştirmesi olası görünmüyor. Böyle bir sürecin merkezden kopma eğilimlerini güçlendireceği ihtimali yüksek. İşte böyle bir ortamda Rus halkı şeref ve refah arasında umut olarak gördüğü Putin’i yeniden seçmeye hazırlanıyor. Seçim sonrasında Rusya’nın iç ve dış politikasında ciddi gelişmelerin yaşanması ihtimali yüksek. Türkiye-Rusya ilişkilerinde de farklı bir süreçle karşılaşabiliriz. Özellikle mevcut konjonktürde, ABD’nin Türkiye’ye karşı terör koridoru projesinden vazgeçmemişken bu ilişkinin daha ileri bir noktaya taşınması kaçınılmaz. Rusya ve Türkiye’nin tarihten ve yakın dönemde yaşananlardan ders alarak ABD’nin oyununda figüran olmamak için kendi aralarında herhangi bir çatışma sebebi oluşturmamaya, Suriye’de başlayan iş birliğini geliştirmeye çalışacağı bellidir. Rusya ve Türkiye bizzat sorunları kendileri çözmeyi denediklerinde Orta Doğu, Kafkaslar hatta Avrupa’da barışın, istikrarın egemen olması mümkündür. Rusya’da Türkiye’ye olan ilginin arttığı gözlemleniyor. Suriye tecrübesinden yola çıkarak Türkiye ve Rusya’nın barış gücü oluşturarak kriz noktalarına göndermeleri, AB benzeri ittifak kurmaları, kurulacak ortak konsorsiyumla Kazakistan petrolünü, Türkmenistan doğalgazını Türkiye üzerinden dünyaya pazarlamaları, Karadeniz’in deniz ticaretindeki rolünü artırmaları, demir yolu bağlantıları kurmaları mümkündür...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601238 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/genis-aci-fikir-ve-tartisma/601238.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT