BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

DÜNDEN BUGÜNE ‘KUZEY EMPERYALİZMİ’ Rusların Türkistan’ı işgalinin neticeleri ağır oldu

Geniş Açı - Fikir ve tartışma
Facebook
Numan Aydoğan Ünal
turkdunyasi@hotmail.com
İhlas Vakfı Türk Dünyası Koordinatörü

 

 

Rus halkı, küçük "knezlik"ler hâlinde yaşıyordu. 12. asrın ikinci yarısında Moskova Knezliği merkezî bir durumda olması dolayısıyla çok çabuk gelişti. Kısa zamanda diğer knezlikleri de hâkimiyeti altına almaya muvaffak oldu. Böylece bugünkü Rusya’nın temelleri atıldı…

 

 

On ikinci asırdan önce Rusya diye bir devlet yoktu. Bu asrın sonlarına doğru Rusya’da sırasıyla Peçenek, Hazar, Kuman Türklerinin hâkimiyeti mevcuttu. Ruslar bunlardan çok şey öğrendi ve yavaş yavaş teşkilatlanmaya başladılar.
Rus halkı, küçük "knezlik"ler hâlinde yaşıyordu. 12. asrın ikinci yarısında Moskova Knezliği merkezî bir durumda olması dolayısıyla çok çabuk gelişti. Kısa zamanda diğer knezlikleri de hâkimiyeti altına almaya muvaffak oldu. Böylece bugünkü Rusya’nın temelleri atıldı...
Ruslar devlet olunca Türklerle arasında mücadele başladı. İdil-Ural bölgesindeki ilk Türk devleti olan Bulgar Hanlığı 1399’da, Kazan Türk Hanlığı da 1552’de Ruslar tarafından ortadan kaldırıldı. Bu hanlıklar Ruslara karşı çok büyük mücadele gösterdiler fakat sonunda mağlup oldular. Daha sonra Ruslar 1556’da Hazar Denizi'nin kıyısındaki Astrahan’ı ele geçirdi. Buralarda çok büyük katliam yaptılar, taş üstünde taş bırakmadılar.
 
DON-VOLGA HAYALİ
 
Osmanlı Devleti tehlikeyi görünce Astrahan’ı kurtarmak ve Rusların Türkistan’a doğru ilerlemelerini engellemek için “Don-Volga’’ kanalı projesini hazırladı. Bu projenin esası Don ve Volga (İdil) nehirlerini birleştirmekti. Kuzeyden güneye doğru akan Volga Hazar Denizin’e, Don Nehir’i Karadeniz’e dökülür. Bu iki nehir denize dökülmeden önce Hazar Denizi’nin kuzey batısında birbirlerine 50 kilometreye kadar yaklaşırlar.
Kanuni Sultan Süleyman Han aynı projeyi gerçekleştirmeyi düşünmüştü. Ancak, ömrü vefa etmedi. Kanuni’nin ölümünden sonra oğlu Sultan II. Selim kanalın açılma vazifesini Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya verdi. Osmanlı Devleti ve Kırım’dan yaklaşık yüz bin asker ve işçi ile kanalı kazmaya başladı. Ancak o sene bölgede hüküm süren çok şiddetli soğuğa işçiler dayanamadı; pek çok ölenler oldu. Ayrıca Kırım Hanı Devlet Giray da Osmanlı buralara yerleşirse kendi otoritesi sarsılır diye işi ciddiye almıyor, savsaklıyordu. Bu sıralarda Osmanlı Devleti’nin başına bir de Yemen meselesi çıkınca kanal inşaatı yarıda bırakıldı. Muazzam emekler boşa gitti. Bu kanalın açılamaması Türk tarihinin en hazin sayfalarından biridir.
Tarihçi Yılmaz Öztuna diyor ki: “Ruslar, gelişen teknik imkânlarla Don-Volga kanalını ancak 383 sene sonra açabildiler. Osmanlı Türklerinin 16. asırda bu işi projelendirip kazmaya başlamaları, Osmanlı Devleti’nin o günkü gücünü göstermektedir.”
Şayet bu kanal açılabilseydi Osmanlı donanması Karadeniz’den Azak Denizi’ne çıkıp oradan Don-Volga nehirlerinden geçerek Hazar Denizi'ne inecekti. Böylece hem Astrahan kurtulacak ve hem de Rusların Kafkasya ve Orta Asya’ya ilerlemesi durdurulacaktı.
 
ÇARLIK RUSYA’SININ TÜRKİSTAN’I İSTİLASI
 
Çarlık Rusya’sı zaman zaman mağlup olsa da hep ilerlemişti. Bilhassa, 19. asırda Rusya, dünyanın en hızlı büyüyen emperyalist gücüydü. Günde yüz kırk kilometrekareyi istila ediyordu. Rusya, sırasıyla 1865 Taşkent, 1866 Hokand, 1868 Semerkant, 1873-1875 Hive ve Buhara, 1879 Göktepe, 1882 Aşkabat ve 1884’te de Merv’i ele geçirdi.
Ruslar Türkmenistan’ın Göktepe şehrini işgal edince Türkmenler kadın-erkek büyük bir cesaretle çarpıştılar. Üstün ateşli silaha sahip olan Ruslar, kaleyi müdafaa eden 6 bin 500 ve Aşkabad’a doğru çekilen 28 bin Türkmen’in hepsini öldürdüler. Güzel Göktepe şehri harabeye döndü.
Türk Hanlıkları ülkelerini müdafaa için kahramanca savaştılar. Bütün bu işgal zamanında insanlık tarihinin en iğrenç, en korkunç zulümleri yaşandı; yüz binlerce insan katledildi, her tarafta oluk gibi Türk kanı aktı. Bütün evler yağmalandı, camiler, medreseler yıkıldı, din adamları öldürüldü veya Sibirya’ya sürgün edildi.
Dr. Baymirza Hayit bunlar hakkında “Türkistan’ın yüz yıllardır sakladığı Timur’dan da intikal eden bütün hazineler Ruslar tarafından yağmalandı. Buhara şehrinin işgalinden sonra yüz tren vagon altın ve mücevher Moskova’ya götürüldü” demektedir...
 
SOVYET RUSYA’SININ YAPTIĞI ZULÜMLER
 
1917 Çarlık Rusya’sının yıkılmasından sonra Türkistan Türkleri, bu defa da komünizm esaretinden kurtulmak için büyük bir millî mücadeleye başladılar. Basmacılar Harekâtı olarak anılan bu mücadele 1916’dan 1935’e kadar devam etti. Ancak, başarısızlıkla neticelendi.
Dr. Baymirza diyor ki: “Fergane Vadisindeki vahşet akıllara sığmazdı. 1917-1923 yıllarında Fergane Vadisinde nüfusun üçte biri katledildi. 1922-1935 yıllarında bir milyondan fazla Türkistanlı; İran, Afganistan ve Doğu Türkistan’a kaçtı. Ayrıca, 1923-1927 senelerinde 270 binden fazla insan Sibirya’ya sürgüne gönderildi. Basmacılar Harekâtı neticesinde 7 milyon Türkistanlı öldürüldü.’’
Sovyetler Birliği zamanında da Türkistan Türklerine daha büyük zulüm, facia ve felaketler getirdi. İslamiyet tamamen yasak edildi. İnsanları dinsizleştirmek için büyük propagandalar yapıldı; mezarlıklar, türbe ve camilerin tamamı yok edildi.
Çarlık zamanındaki Rus işgallerini iyi öğrenmek için Kazakistanlı Profesör Hamid Ziyayev’in hazırladığı ve Doç. Dr. Ayhan Çelikbay tarafından Türkçeye tercüme edilerek Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilen “Türkistan’da Rus Hâkimiyetine Karşı Mücadele” kitabını, Sovyetler Birliği zamanında Türkistan’daki Basmacılar Harekâtını iyi anlamak için de Özbekistanlı büyük dava adamı Dr. Baymirza Hayit’in BKY tarafından yayınlanan “Ruslara Karşı Basmacılar Harekâtı’’ adlı eserini her Türk gencinin mutlaka okuması gerekir.
 
AÇLIK FACİASI
 
1929-1933 yılları arasında Sovyetler Birliği bütün Kazak, Kırgız halkının hayvanlarını ellerinden zorla alarak Kolhoz (devlet çiftliklerine) gönderildiler. Bu sebepten özellikle Kazakistan’da insanlık tarihinin en büyük açlık faciası yaşandı. Halk, kedi, köpek ve fareleri yedi, nüfusunun yarısı da açlıktan öldü. Bu büyük faciayı öğrenmek için de Kazakistanlı Damira İbrahim ve Vahit Türk’ün hazırladığı “Kazakistan’da Kızıl Kıtlık” kitabı okunmalıdır. 
 
TÜRKİSTAN’DA SON BÜYÜK FELAKET
 
1939 yılında İkinci Dünya Savaşı başlayınca, Stalin Türkistan’da ne kadar Türk genci varsa hepsini askere alarak eğitimsiz ve silahsız olarak Alman cephesine gönderdi. Bunların da yüz binlercesi ya esir oldu veya öldü. Çok az kimse yurduna, ailesine geri dönebildi.
Bütün Türkistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmesinin ve halka esir muamelesi yapılmasının sebeplerini Prof. Dr. Mehmet Saray şöyle ifade etmektedir:
1. Türkistan Türklerinin merkezî bir idareyi hâkim kılan tek bir devlet yerine, parçalanmış 3-4 küçük Hanlıklar hâlinde bulunmaları,
2. Osmanlı Padişahlarının, onların birlik ve beraberlik hâlinde olmaları için yaptıkları tavsiye ve ikazlara rağmen birbirileri ile uğraşmaları, varlık ve enerjilerini boşu boşuna tüketip zayıf düşmeleri,
3. Şii İran’ın Türkistan’ı Orta Doğu’ya bağlayan ticaret yollarını kapatması, böylece, Çin ve Hint mallarının Karadeniz ve Akdeniz limanlarına ulaşamaması; bu yoldan büyük ticaret kazançlar temin eden Türkistan halkının sosyal ve kültürel alanda gittikçe fakirleşmesi. Ayrıca Rusların ateşli silahlar ve iktisadi yönden üstün olması.
Bu hususta, tarihçi Ömer Faruk Yılmaz da "Belgelerle Osmanlı Tarihi" isimli kitabında İran’da Osmanlı Konsolosu olarak vazife yapan Binbaşı Ali Rıza Bey’in İran hakkında Sultan Abdülhamid Han’a sunduğu raporda şunlar kaydediliyor:
“Osmanlı Padişahları bütün gayret ve kuvvetlerini Avrupa’dan sel gibi akıp gelen Haçlılara mâni olmaya; himmet ve muhabbetlerini de daima Hindistan, Çin gibi Uzak Doğu'da bulunan Müslümanları yüce Hilafet merkezine bağlamaya muazzam bir azim ile çalıştıkları ortada iken, Safevilerin ‘Hilafet-i Muazzama’ya karşı meydana getirdiği Şii’lik, geçilmez bir derya hâline gelmekle, Hive ve Buhara’nın Rusya; Kaşgar Müslümanlarının; Çin ve Hind Müslüman ahalisinin İngiltere’nin eline geçmesine ve milyonlarca Müslümanın küffar elinde kalmasına sebep olmuştur ki, bu zararlar cihan ve insanlık baki kaldıkça izleri kalıp müminlerin kalplerinde de unutulmaz yaralar açacaktır."
 
...Ve Günümüzde
 
1979’da Sovyet Rusya bütün Afganistan’ı işgal etti. Afganistanlı mücahidler kahramanca savaşarak Rusları mağlup ettiler. İlk defa kesin olarak yenilen Ruslar geri çekilmek zorunda kaldılar.  Bu yenilgi Sovyetlerin dağılmasına ve Türk Cumhuriyetlerinin kurulmasına yol açtı.
1990’lı yıllardan itibaren kurulan Türk Cumhuriyetleri ve Azerbaycan hatta Rusya Federasyonu içindeki Müslümanlar son asrın en huzurlu bir devrini yaşamaktadır. Artık her türlü dinî ibadetlerini rahatça yapabilmekte ve pek çok yeni cami ve medrese inşa etmektedirler. Aynı zamanda Sovyet zamanında mümkün olmayan tam bir seyahat hürriyetine sahiptirler. Türkiye’ye her gün bu bölgelerden yüzlerce Türk, vizesiz, okumak, ticaret ve sağlık için gelmektedir. Türklerin bundan sonra da böyle felaket ve facialara düşmemeleri için birlik ve beraberlik içinde olmaları ve asrın teknolojisine sahip bulunmaları gerekir...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612688 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/genis-aci-fikir-ve-tartisma/612688.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT