BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mia!

Meryem Aybike Sinan
Facebook
Yok daha neler…
Çok kızgın olduğum kadar şaşkınım da… Son yıllarda ipe sapa gelmez, bizim kültür ve medeniyetimizde rastlanmayan, menşe itibarıyla çeşitli milletlere ait tuhaf tuhaf isimleri, çocuklarına ad olarak veren insan sayısında ciddi artış var.
Nüfus idaresi buna nasıl izin veriyor gerçekten de anlamakta güçlük çekmekteyim. Anlamsız isimleri bildiğim kadarıyla eskiden nüfus idaresi kabul etmiyor, kültür ve medeniyetimize dair isimleri şart koşuyordu. Bu yasa değiştirildiyse şayet gerçekten yazık diyorum!
Geçtiğimiz gün kadının biri, minik kızını "Mia" diye çağırınca herhâlde bu bir kısaltmadır diye düşündüm önce. Sonra bunun kızın ismi olduğunu gördüm. Birileri her zamanki gibi "Bunda ne var, Araplara ait isimleri koyuyorsun da başka milletlere ait isimler neden olmasın?" diye çemkirebilir bana lakin bu durumla Arapça isimleri tartışamayız. Çünkü Arapça dediğimiz isimler, bizim kültür ve medeniyet dairemizde artık milletimizin malı olmuş isimlerdir yani öylesine Türkçeleşmiş, öylesine bizim olmuşlardır… En önemlisi de Mustafa, Hatice, Emine, Muhammed, Mehmet, Ahmet vs. isimler dinimiz İslam’la ilişkili isimlerdir…
Ceylin, Melissa, Hilda, Mia, Alara, Jasmin, Adara, Mina, Aden gibi isimler Allah aşkına bizim isimler mi?
Türk ve İslam geleneğinden gelen binlerce isim dağarcığından bir isim beğenemeyip de gidip tercihini Avrupa menşeli isimlerden yana yapan insanların bu tercihlerinin kültür emperyalizminin değirmenine su taşımak olduğunu söylemek lazım. Dolayısıyla bu buna karşı tedbirler almak ise zaruret.
Türk milleti sadece gül isminden kız çocuklarına yüzlerce isim türetmiş bir millettir. Gül, Gülendam, Gülce, Gülfem, Gülistan, Gülşen, Gülsen, Gülseren, Gülderen, Gülin, Gülsima, Gülçiçek, Gülfeza, Gülsenem, Gülbike, Gülçin, Gülbahar, Güllü, Gülnur… Bu şekilde uzar gider bu liste…
İsimler insanın kimliğidir. Türk milleti, yeni doğmuş çocuğa hemen isim koymuyor, belli bir yaşa gelinceye kadar göstermiş olduğu davranışlara uygun seçtikleri ismi, bir törenle çocuğa ad olarak veriyordu. Dede Korkut hikâyelerinde bu açıkça görülür.
“Adını ben verdim, yaşını Allah versin, adıyla yaşasın” diye dua eden Türk Bilgesi Dede Korkut’un bu dileği, dikkat edilirse ne kadar önemlidir. 
Gerek kız isimleri gerekse de erkek isimleri cinsiyet özelliklerini de yansıtacak şekilde yüzyılların imbiğinden geçerek günümüze kadar gelmiş asırlık isimler olarak, milletimiz tarafından bugüne kadar getirilmiştir. Şimdi birileri kalkmış bu isimleri beğenmeyip isim transfer ediyor ki hakikaten bu millete saygısızlık olduğu kadar büyük bir bilinçsizliktir! Aymazlıktır!
-Mia, hadi kızım!
İsmin müzikalitesine bakınız lütfen!.. İlk duyuşta bir kız ismi değil de bir kedi ismi imiş gibi izlenim bırakıyor kulakta. Bir insan çocuğuna böyle bir haksızlığı nasıl yapar? Bu çocuk yarın Gülce, Buket, Merve, Reyyan, Nesrin, Ayşe ve Zeynepler ile aynı sıraları paylaşınca bir Hilda, Mia olarak kendine nasıl bir yer edinecek, ismi ile arkadaşları arasında nasıl karşılanacak acaba?
Bunu gerçekten de merak ediyorum ve bir yandan da korkuyorum! Maalesef taklit ve imrenme yoluyla bu isimlerin kısa zamanda patlama yapmasından gerçekten de endişe ediyorum. Öğretmen arkadaşlar iyi bilirler. Yıl yıl isim analizlerine bakıldığında bazı isimlerin kimi yıllarda ciddi artış gösterdiği görülür. Mesela bir yıl sınıfta ağırlıklı olarak Kübra, diğer yıl Merve, Sude sonra Büşra gelir ve sonra bunlar biter başka bir isim sırayı kapar! İşte bu durum bile isim tercihinde güncel popülaritenin ne kadar etkili olduğunu bize gösteriyor!
Hasılı isimler millî ve yerli olmalıdır diyoruz...
Anlamlı ve bizden isimlerle bin yıl yaşayınız...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611632 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/meryem-aybike-sinan/611632.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT