BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ne istiyorsanız çabuk söyleyin!

Yücel Koç
Facebook
 
Si vis pacempara bellum.
17 asır önce söylenmiş, acı tecrübelerin ürünü bir söz…
Latince’den Osmanlıca’ya Abdülhak Molla çevirmiş;
“Hazır ol cenge eğer ister isen sulh u salah…”
Günümüz Türkçesi;
Barış istiyorsan, savaşa hazır ol!
           ***
2002 Temmuz'u...
Henüz ortada AK Parti iktidarı falan yok.
ABD’nin Nevada eyaletinde “Millenium Challenge-2002” tatbikatı yapılıyor.
Birçok NATO ülkesi tatbikata davetli, bir tek Türkiye hariç.
Aslında varmışız, sonra öğrendik…
Ama hedefinde!
Detayı da şöyle;
Mevzu bahis olan iki kıtada konuşlu bir ülke.
Birtakım deniz yollarını kontrol ediyor.
Akdeniz’de bir ada ülkesiyle problemleri, içeride azınlıklarla ilgili sıkıntıları var.
Senaryo, o ülkede meydana gelen çok yıkıcı bir depremle başlıyor.
Uluslararası yargı baskıları falan derken…
Finalinde ülke ablukaya alınıyor ve 96 saat içerisinde havadan indirme yapılarak işgal ediliyor.
​           ***
Senaryonun gerçekle bire bir örtüşmesi gerekmiyor elbet…
Lakin, biz olanlara ve bize yaşatılanlara bakalım.
Kimsenin niyetini gizlediği de yok.
Gezi, 17/25 Aralık, 15 Temmuz neydi ki!
Mücadele bitmedi.
Mesela CIA’in yan kuruluşu RAND Corporation tarafından bu sene başında ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) hazırlanan rapor.
Rapordaki senaryolardan bazıları şunlar;
-Muhalif bir lider veya ortaklık 2023 seçimlerinde mevcut iktidara üstünlük sağlayarak 2017 yılında gerçekleşen anayasa değişikliklerini (Başkanlık sistemi) iptal eder, daha Batılı dış ilişki ve güvenlik politikası güder. Türkiye ile İsrail’in ilişkileri gelişir, Kürt (PKK/YPG) ve Kıbrıs (Rum) meselelerinde yol alınır(!)
- Şayet muhalefet işbaşına gelmezse; Türkiye, NATO müttefikleri ve Avrasya blokunda yeni oluşan ortaklıkları (Rusya ve Çin) arasında dengeyi daha açık şekilde ortaya koyar, değişken koalisyonların parçası olur. Uzun vadede Türkiye ABD’nin Rusya, İran ve Çin’e karşı caydırıcılık ve savunma gayretlerini zorlaştırır.
- Batı ile karşılıklı güvensizlik ve politika farklılıkları kırılma noktasına ulaşınca Türkiye NATO’dan resmî olarak ayrılır, Avrasya ve Orta Doğu’da gelişmekte olan ortaklıkları ile daha yakın ilişkiler kurar. Bu, askerî çatışma riski barındırmaktadır.
​           ***
Laf dönüp dolaşıp çatışma riskine geliyor yani.
Raporun daha çok detayı var da, bu kadarı kâfi…
Bir de son dönem etrafımızda neler olup bittiğine bakalım;
-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa'ya deniz üssü veriyor.
-İngiltere güneydeki üslerine Tornado uçakları yerine, olağanüstü F-35 yığınağı yapıyor.
-İsrail’in en seçme birliği Güney Kıbrıs'a asker indirme provası gerçekleştiriyor.
-İsrail, Girit adasına çok büyük bir radar üssü kuruyor.
-Bulgaristan ve Yunanistan'a ABD askerleri konuşlanıyor.
-Fırat'ın doğusunda PKK/YPG’ye silah sevkiyatı devam ediyor.
-Yunanistan savunma bütçesini beş kat artırıyor.
-Yunanistan, Fransa’dan 18 Rafale savaş uçağı alıyor ve ordusuna 15 bin yeni asker takviye ediyor.
Bu hazırlıklar kimin için?
​           ***
Türkiye de boş durmuyor elbet.
Zoraki açık bırakılan hava sahasını S-400’lerle korumaya aldı diye ABD çıldırıyor.
Washington’un umudu CHP ve ortakları ise S-400’ü krizin sebebi olarak gösteriyor.
O zaman soralım; 2002’de S-400 mü vardı, niye işgal tatbikatları yapıldı?
Bu sistem alınmasaydı Türkiye daha mı güvende olacaktı?
Hoş, kime ne soruyoruz ki…
Suriye’de DEAŞ ve PKK/YPG’ye operasyonlara karşı duran,
Doğu Akdeniz’deki en büyük kazanımımıza imza atmış Libya için Meclis’te tezkereye ret oyu veren,
ABD’de Biden Başkan seçilince “Biz gelirsek S-400’leri depoya kapatırız, merak etmeyin” diyen bir muhalefetten ne bekliyoruz?
Bütün umutları koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik buhrandan yararlanıp iktidara gelmek olan bu güruh, geleceğimiz için ne vadediyor?
Yapacakları, Rand Corporation’un raporlarında ve Biden’ın seçim öncesi açık açık ifade ettiği açıklamalarında.
​           ***
Onları boş verip, bu partilere oy veren tabana sorayım;
Desteklediğiniz partilerin arzusunu AK Parti hükûmeti yerine getirip, Türkiye’yi koruyacak savunma yatırımlarından vaz mı geçsin?
Doğu Akdeniz’deki iddiasından geri adım atıp, Türkiye’yi Antalya körfezine hapseden Sevilla planına boyun mu eğsin?
Suriye sınırımızda kurulmak istenen PKK devletine eyvallah mı desin?
Teknoloji yatırımlarını çöpe atıp, prangayı bu sefer Türkiye'nin boynuna mı geçirsin?
Söyleyin, ne yapsın?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616800 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/616800.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT