BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA

Misafir ağırlamada dahî israf helâl değildir. Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker “Rahmetullahi aleyh”

 


GÜNÜN KONUSU

Kadınların namaz kılış şekli

Kadınlar, namazda iftitah tekbirinde iki ellerini omuzları hizasına kaldırırlar.
 
Sual: Kadınların namaza başlayış şekli ve namazdaki diğer hareketleri, erkekler gibi midir?
Cevap: Konu ile alakalı olarak Ni'met-i islâmda deniyor ki:
“Kadınlar, namazda iftitah tekbirinde iki ellerini omuzları hizasına kaldırırlar. Ayakta sağ ellerini sol elleri üstüne getirirler. Sağ el parmaklarını sol bilek üzerine halka yapmazlar. Ellerini göğsü üzerine koyarlar. Rüküda ellerini dizleri üstüne korlar. Dizlerini kavramazlar, parmaklarının arasını açmazlar. Dizleri dik olmaz. Sırtları da düz olmaz. Secdede alçalıp, kollarını yanlarına ve karnını uyluklarına bitiştirirler. Kaynağı üzerine oturup, ayaklarını sağa yatık çıkarırlar. Kadın erkeğe imam olamaz. Kadının kadına imam olması mekruhtur. Erkeğe uyunca, en arkada saf olurlar. Aynı imama uyan kadın, erkeğin önünde veya yanında kılarsa, erkeğin namazı fasid olur, bozulur. Erkek, kadına geride durmasını işaret eder, o da geride durmazsa, yalnız kadının namazı fasid olur, bozulur. Ateşteki yemeğin taşması, çocuğun ağlaması hâlinde namazlarını bozması caiz olur. Dua ederken ellerini ileri uzatmaz, yüzüne karşı eğik tutar."
           ***
Sual: Erkekler, namazdan sonra dua ederken, ellerini nasıl açar ve kollarını nasıl tutarlar?
Cevap: Namazdan sonra dua ederken erkekler, kollarını göğüs hizasına kaldırırlar. Dirsekler fazla bükülmez. Duadan sonra, sübhâne rabbike... âyet-i kerimesini okuyup, elleri yüze sürerler. Hastalık veya soğuk gibi sebeple ellerini kaldıramayan kimse, şehadet parmağı ile işaret eder. Parmaklar kıbleye karşı çevrilir. Kollar, sağa sola doğru açılmaz, birbirine yakın, ileri doğru tutulur.
           ***
Sual: Namazı kıldıktan sonra secde yapmak ve eli göğse koyarak selamlaşmak dinen uygun mudur?
Cevap: Namazı kıldıktan sonra secde etmenin haram olduğu Dürr-ül-muhtârda yazılıdır. Namazlardan sonra imam ile, eli göğse koyarak, selamlaşmak bidattir. Müslümanlıkta el ile ve vücut hareketi ile selamlaşmak yoktur. İbni Nüceym Zeynel'âbidîn Mısrî hazretleri, böyle selamların günah olduğunu bildiriyor.
           ***
Sual: Namazın ilk ve son oturuşlarında, kitaplarda bildirildiği gibi oturmamanın namaza bir zararı olur mu?
Cevap: Namazda, ilk ve son teşehhütlerde, oturmalarda, sünnete uygun oturmamak, tenzihen mekruhtur. Oturmakta özrü varsa, mekruh olmaz.


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 6 REBÎ'UL-EVVEL 1440
Hicrî Şemsî :1397  Rûmî :  01 Teşrîn-i Sânî 1434   Hızır :  Kasım : 7
14
2018

Kasım

Çarşamba

 

Iğdır’ın kurtuluşu (1920) - Dünya Diyabet Günü - Ahıskalı Türklerin, Gürcistan’dan Orta Asya’ya sürgün edilmesi (1944)

 

Misafir ağırlamada dahî israf helâl değildir. Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker “Rahmetullahi aleyh”

 

   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Hasan Yavaş
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
Ragıp Karadayı
AŞKIN EFENDİSİNE
Ünal Bolat
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Yetenekli Kalemler

GÜNÜN MENKIBESİ

Velîlerde kusur aramak!..

Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri zamanında Mısır’da Başkadılık yapan Takıyyüddîn adında biri vardı ki, Ahmed-i Bedevî hazretlerinin büyüklüğünü bilir, severdi kendisini.
Ancak bâzıları, iftirâ atıp, “dedikodu” yaparlardı bu velî zâtın aleyhinde.
Bu da onları duydu.
Hâliyle zihni karıştı...
Gerçeği öğrenmek gâyesiyle ziyaretine gitti bir gün.
Söz arasında;
“Hakkınızda bazı sözler işittim. Bazı kimseler, cemaate gitmediğinizi, hatta bazen de hiç namaz kılmadığınızı söylüyorlar. İnanmadım, ama yine de zihnim karıştı” dedi.
Gadaba geldi bu zât.
Sert bir nazar etti ona.
Takıyyüddîn Efendi, bu nazarın şiddetinden bayılıp düştü! Ayılınca ıssız bir sahranın ortasında buldu kendini.
Hata ettiğini anladı.
O anda nurlu bir zât belirdi ve ona dedi ki:
“Mısır'dan, iki aylık uzak mesafedesin. Sen şimdi şu ilerideki câmiye git. Ahmed Bedevî hazretleri az sonra orayı teşrîf eder. Ondan özür dile. Seni, ancak o kurtarır bu sıkıntıdan.”
“Peki efendim” dedi.
Ve gitti o câmiye.
Büyük velînin arkasında namaz kıldıktan sonra özür dileyip affını istedi.
Mübârek zât;
“Hızır'a rastlamasaydın bu ıssız sahralarda işin zordu” buyurdu.
Sırtını sıvazlayıp;
“Haydi git. Çoluk çocuğun özlemiştir” dedi.
O anda evlerinin önünde buldu kendini...



Kapat
KAPAT