BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA

Oruç tutanın ağız kokusu, Allahü teâlâ indinde misk kokusundan daha güzeldir. Hadîs-i şerîf

 


GÜNÜN KONUSU

Zekât, hicretten sonra farz oldu

Zengin Müslüman, zekât malının belli miktarını ayırıp, emredilen yerlere vermelidir.
 
Sual: Zekât ne zaman farz oldu ve zekât verilecek malın, paranın mutlak helal yoldan mı elde edilmesi gerekir?
Cevap: Zekât vermek, hicretin ikinci senesinde ramazan ayında farz oldu. Her Müslümanın tam mülkü olan nisap miktarındaki zekât malının, belli zamanda, belli miktarını, zekât niyeti ile ayırıp, emredilen Müslümanlara vermektir. Tam mülk, helal yoldan gelip, kullanması mümkün helal malı demektir. Gasp, hırsızlık, rüşvet, kumar ve fasit olarak satın aldığı mal gibi, haram malı kendi helal malı ile veya çeşitli kimselerden aldığı haram malları birbirleri ile karıştırmamış ise, bu haram mallar, mülkü olmaz. Kullanması, nafaka yapması helal olmaz. Bunlarla cami ve başka hayırlar yapamaz. Bunların zekâtını vermesi farz olmaz, zekât nisabının hesabına katılmazlar. Sahipleri veya vârisleri belli ise, kendilerine geri vermesi farzdır. Belli değilse, hepsini sadaka olarak fakirlere dağıtırsa da, sonra sahibi çıkıp, ödemesini, tazminini isterse, öder. Sahiplerini buluncaya kadar dayanamayıp bozulacak malı, kendi kullanıp, sonra tazmin etmesi, yani benzerini, benzeri yoksa kıymetini ödemesi caiz olur.
           ***
Sual: Hak edilmiş fakat ele geçmemiş olan maaş ve ücretler, zekât hesabına dâhil edilir mi?
Cevap: İbni Âbidînde, alışveriş anlatılırken deniyor ki:
“Din adamlarının, evkaftan alacakları erzakı, teslim almadan önce satmaları caiz değildir. Çünkü bunlar, hak edilmiş ücret iseler de, hak edilen mal, kabz edilmeden, ele geçmeden önce mülk olmaz.” Bunun için memurların, işçilerin alacakları maaş ve ücretler, ellerine geçmeden önce mülkleri olmaz. Maaş, ücret ele geçmeden önce, bunlar nisab, zekât hesabına katılmaz, yani zekâtları verilmez. Memur ve işçilerden kesilen yardım sandığı, sigorta paraları ve tasarruf bonoları zekât hesabına katılmaz. Senelerce sonra birikmiş olarak ele alınınca, yalnız alınan para, o senenin zekât nisabının hesabına katılır. Satış karşılığı alınan bonolar, böyle değildir. Bunlar ve hisse ve tahvil senetleri, her sene zekât hesabına katılır.
           ***
Sual: Bir şirkete ortak olan, sadece kendi hissesine düşenin mi zekâtını verir?
Cevap: Bir ticaret şirketine ortak olanın, hissesi nisab miktarı ise, kendi hissesinin zekâtını hesap ederek vermesi lazımdır.


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 9 RAMEZÂN 1439
Hicrî Şemsî :1396  Rûmî :  11 Mayıs 1434   Hızır :  19
24
2018

Mayıs

Perşembe

 

Selçuklu Devleti’nin kuruluşu (1040) - Kırım Türklerinin Moskova’yı fethi (1571)

 

Oruç tutanın ağız kokusu, Allahü teâlâ indinde misk kokusundan daha güzeldir. Hadîs-i şerîf

 

   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Batuhan Yaşar
M. Said Arvas
Haftanın Sohbeti
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
ROMAN Bizim Sayfa Senaryo Grubu
Ünal Bolat
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Yetenekli Kalemler

GÜNÜN MENKIBESİ

Bu kitapta her şey var

Ahmet Mekkî Efendi “rahmetullahi aleyh” pazar günleri Fâtih Câmii'nde vaaz ederdi.
Yine bir pazar günü vaaza gitmek için hazırlanırken muhterem hanımları; “Efendi! Bugün vaaza gitmeseniz olmaz mı?” diyor.
“Neden hanım?”
“Hava çok soğuk, şiddetli tipi var dışarıda, göz gözü görmüyor.”
O giyinmeye devam ederken;
“Gitmem lâzım” buyuruyor.
Hanımefendisi diretince;
“Hanım, bir Müslüman vaaz için gelir de beni bulamazsa, bunun hesâbını nasıl veririm âhirette, bu işin vebâli var” buyuruyor.
Ve çıkıp gidiyor.
Hem şiddetli kar ve tipide.
Hem de yarım saat yürüyerek...
● ● ●
Bir gün de müftülüğe bir genç geldi. Müftü Efendiye bir şeyler sordu ve cevaplarını aldı.
Tam giderken;
“Efendim, bana, okuyacağım bir din kitabı tavsiye eder misiniz” dedi.
Müftü Efendi eğildi.
Masasının altındaki çantadan, bir “Îman ve İslâm” kitabı alıp verdi ve “Bunu oku, gel, sana başka kitap vereyim” buyurdu.
Delikanlı ertesi gün gelip;
“Bunu okudum” dedi.
Bu defâ ona bir “Ehl-i Sünnet Yolu” kitabını uzattı ve “Bunu da oku, gel başka vereyim” dedi.
Ertesi gün geldiğinde “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye” kitabını verip, “Bu kitabı okursan, başka şey okumana lüzum kalmaz. Çünkü bu kitapta, bir Müslümana lâzım olan her bilgi var” buyurdu...



Reklamı Geç
KAPAT