BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİZİM SAYFA

Üç şey kalbi öldürür: Çok konuşmak, çok uyumak ve çok yemek. Fudayl bin ‹yâd “Rahmetullahi aleyh”


GÜNÜN KONUSU

Hıristiyanlıkta cihad emri yok mudur?

"İsa aleyhisselam; 'Ben şeriati yıkmaya değil, tamam etmeye geldim' buyurmuştur."
 
Sual: Hıristiyanlar; “İslamiyette cihad vardır, Hıristiyanlıkta ise yoktur. Bu da, Hıristiyanlığın üstünlüğünü gösterir” diyorlar. Gerçekten böyle midir?
Cevap: Bu konuda Diyâ-ül Kulûb kitabında deniyor ki:
"İsa aleyhisselam; 'Ben şeriati yıkmaya değil, tamam etmeye geldim' buyurmuştur. Böylece, Musa aleyhisselamın şeriatinde mevcut olan cihadı da tamamlayacağını bildirmiştir. Ahd-i atik kitaplarında da cihad emrine ait pek çok âyet vardır.
Geçmiş peygamberler de cihad ile emrolunmuşlardır. İslamiyetteki cihâd-i fî-sebîlillah, Allahü teâlânın ismini yükselterek, bütün insanları doğru yola kavuşturmak, insanları zulümden, işkenceden kurtarmak için yapılır. Hıristiyanlara sormalıdır ki, bu peygamberlerin gazaları Allahü teâlânın indinde razı olunmuş ve helal mi, yoksa buğuz olunmuş, haram mı idi? Eğer razı olunmuş ve helal iseler, bu hâl, iddialarının doğru olmadığını isbat eder. Eğer buğuz olunmuş ve haram iseler, Davut aleyhisselam hakkındaki yazıları ile mukaddes sayılan Pavlos yalancı olmuş olur. Ayrıca, binlerce masum kimsenin kanı, bir müminin kötü bir fiilinden dolayı akıtılmış olur. Böylece, Davut aleyhisselam için, ahirette kurtuluş nasıl mümkün olabilir? Çünkü Yuhannanın bir âyetinde;
'Siz bilirsiniz ki, masum olan nefsi katleden hiçbir katil için, ebedi hayat yoktur' denmektedir.
Cihadın İsa aleyhisselamın dininde bulunmamasının sebebi, Onun dine davet müddeti, üç sene gibi az bir zaman olduğu için, cihad edecek zamanının olmamasıdır. Beş, on kişi ile, Roma devletine karşı cihad etmek, şüphesiz ki, mümkün değildir.
İspanyada, Al-Morafe Katolik cemiyetinin mensupları, resmî olarak krallar ve devlet erkânı da hazır oldukları hâlde, Yahudilerden ve dinden döndüklerini hissettikleri zengin Hıristiyanlardan binlerce kişiyi, diri diri ateşte yakmışlardır. Bu çaresiz insanlar, aman yapmayınız diye bağırdıkça, yalvardıkça, feryad ettikçe, seyirci bulunan papazların, devlet adamlarının ve kadınların ellerini çırparak kahkaha ile güldükleri tarihlerde yazılı duruyor.
İslamiyetin zuhurundan bu zamana kadar, Hıristiyanların yaptıkları bu zulümlere benzer, Müslümanlar tarafından Hıristiyan ve Yahudilere yapılmış bir zulum, bir tek vakıa dahi yoktur. Varsa gösterilsin."


GÜNÜN TAKVİMİ




 
Hicrî Kamerî : 9 REBÎ'UL-ÂHIR 1441
Hicrî Şemsî :1398  Rûmî :  23 Teşrîn-i Sânî 1435   Hızır :  Kasım : 29
06
2019

Aralık

Cuma

 

Fransa Kralı’nın Kânûni’den yardım istemesi (1525) - Jüpiter’e ilk uzay aracı indi (1995) - Kuzey Rüzgârları

Üç şey kalbi öldürür: Çok konuşmak, çok uyumak ve çok yemek. Fudayl bin ‹yâd “Rahmetullahi aleyh”

   Türkiye Takvimi   

Abdüllatif Uyan
Menkıbeler
Ahmet Demirbaş
Gönül Sultanları
Osman Ünlü
Gönül Pınarı
Ragıp Karadayı
U L U Ş A R HACI BAYRAM VELİ
Ünal Bolat
Vehbi Tülek
YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Yetenekli Kalemler

GÜNÜN MENKIBESİ

"Burada bir köpek var!"

Alâaddîn-i Sabîr hazretleri “rahmetullahi aleyh” vefât edince orada bâzı hâdiseler vuku buldu
Şöyle ki;
Bir zaman sonra mübârek kabri kaybolup, belirsiz hâle geldi.
Aradan yıllar geçti.
Bir gün kâfirlerden biri o yerlerden geçiyordu ki, bu yeri çok (parlak) ve (nûrlu) gördü ileriden.
Merak edip yaklaştı.
Mezar kalıntıları gördü.
Kendi kendine;
“Burası, bir Müslümanın mezarı olmalı" diye düşündü.
Zâten sevmezdi Müslümanları.
Eline bir “demir” parçası aldı.
Hırsla vurdu kabir yerine.
O yerden bir “delik” açıldı.
Adam şaşırıp kaldı.
Merak edip başını soktu o deliğe.
Ama bir daha çıkaramadı.
Bir müddet öyle kaldı.
Sıkıntıdan bunaldı.
Yapacak birşey yoktu.
Bu vaziyette ölüp gitti.
O gece, Alâaddîn-i Sabîr hazretleri, sevenlerinden birinin rüyâsına girdi.
Ve o kimseye;
“Burada bir köpek var. Gel, onu uzaklaştır buradan!” buyurdu.
O kimse uyandı.
Hemen oraya koştu.
Birinin öldüğünü, başının da bir “deliğin” içinde kalmış olduğunu gördü.
Başını delikten çıkardı.
Ama korkup geri çekildi!
Zîrâ başı, “köpek başı” gibiydi.
Bir “Fâtiha” okudu büyük velîye.
Sonra üzerine mükemmel bir “türbe” inşâ ettirdi...



Kapat
KAPAT