Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Hazret-i Mehdi'nin alametleri
Geleceği bildirilen Mehdi'nin alametleri meydanda iken, başkalarını Mehdi sananlar, ne kadar cahildir!Sual: Zamanımızda bazı kimseler için Mehdi denil...
Yemeğin bereketi, yemekten önce ve yemekten sonra elleri yıkamaktır. Hadîs-i şerîf
- Dünya Mimarlık Günü - Dünya Çocuk Günü Bosna ve Hersek’in kaybı (1908) - Dünya Öğretmenler Günü
SİNSİ DİN DÜŞMANLARI
İnsan, ancak kendisi gibi olan kimselerle arkadaşlık yapar, kendisi gibi olan kimseleri sever, kendisi gibi olan kimseleri tavsiye eder. Atalarımız ne güzel söylemişler:
“Bana arkadaşını söyle, sana k...
SİNSİ DİN DÜŞMANLARI
İnsan, ancak kendisi gibi olan kimselerle arkadaşlık yapar, kendisi gibi olan kimseleri sever, kendisi gibi olan kimseleri tavsiye eder. Atalarımız ne güzel söylemişler:
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyliyeyim.”
Her insanı inceleyip, geçmişini araştırıp, nasıl biri olduğunu tespit etmek zordur. Hele, ilmi olmayanların, dînî konularda, gerçek âlim ile, sinsi din düşmanlarını ayırt etmesi çok zordur. Çünkü, düşmanlar çok sinsi hareket ediyorlar. Bunu anlamanın en kolay yolu, kimlere hücüm ediyorlar, kimlere arka çıkıyorlar, bunu iyi tespit etmek lâzımdır.
Her devirde olduğu gibi, sinsi düşmanların, günümüzdeki temsilcileri de, kendilerine İslâm âlimlerini hedef seçtiler. Bunları kötülemek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. İmâm-ı a'zâm, İmâm-ı Gazalî, İmâm-ı Rabbanî gibi İslâm büyüklerini her fırsatta kötülüyorlar. Bununla da yetinmeyip, sinsi düşmanlığı temsil eden, kendilerinden önceki kuklaları göklere çıkarıyorlar. Bir kimsenin gerçek niyetini anlamak için, övdükleri ve kötüledikleri kimselere bakmak kâfi.
Tabiî bu arada, Hallacı Mansur, Hacı Bektaş-ı Velî ve Mevlâna gibi gerçek mânâda büyüklerden de bahsediyorlar. Bunlardan bahsetmelerinin iki sebebi var:
Birincisi, dikkati çekmemek, bunların arasına yukarıdaki büyükleri de karıştırarak, işin aslını bilmeyenleri kandırmak.
İkincisi, bu zatların kapalı, izaha muhtaç çok sözlerinin oluşu. Bu sözlerini, istedikleri gibi izah ederek, dîne zarar vermek.
Meselâ; Mevlânâ hazretleri; “Kim olursan ol, yine gel!” demiş. Bu kapalı bir söz olup, izah gerekir. İstismarcılar, bu sözü esas alıp; “Bak, Mevlâna, kim olursan ol, yine gel, diyor. Dinli dinsiz ayırımı yapmıyor. Herkesi sevmeliyiz. Herkesi kardeş bilmeliyiz.” diyerek, dinsizlik olan hümanizmi aşılıyorlar.
Halbuki, Hazret-i Mevlana; “Kim olursan ol gel! Biz kimsenin geçmişine bakmayız, geçmişine tevbe edip, Müslüman olan kimseyi, bağrımıza basarız, kardeş biliriz.” diyor. Kâfirleri de kardeş biliriz, demiyor. Nitekim, Mevlâna'nın talebeleri arasında, ateşperest, ateist, Yahudi, Hıristiyan yoktu. http://www.bizimsahife.net
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
04 Ekim 2026
Resulullah uğruna…
Hazret-i Süheyb, mallarıyla birlikte hicret ederken, müşrikler mâni olmak istediler.Hicrete izin vermediler.Hazret-i Süheyb’in Peygamber Efendimize olan muhabbeti ve Ona kavuşmak arzusu yanında, mallarının hiç kıymeti yoktu...O müşriklere;"Bütün mall...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 66 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."