Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Müslüman isyan etmez, fitne çıkarmaz
Müslümanlar ihtilal yapmaz. Fakat, zulme, haksızlığa da teslim olmaz. Meşru yollardan hakkını arar.Sual: Seyyid Kutb'un, Cihân Sulhu kitabında: “Müslü...
Yanında birini gıybet edeni susturan kimseye, Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette yardım eder. Hadîs-i şerîf
- Türkiye’den Kıbrıs’a deniz altından su verilmeye başlandı (2015) İlk Türk Tugayı’nın Kore’ye çıkması (1950) - Gökçeada’nın kurtuluşu (1922)
VAKIF MEDENİYETİ
Osmanlı Pâdişahları, Osman Gâzi’den itibaren vakıf müessesesini kurup geliştirerek, sosyal güvenliği sağlamak yolunda ileri adımlar attılar. Müslümanların ibadetlerini rahatça yapabilmeleri için, her ...
VAKIF MEDENİYETİ
Osmanlı Pâdişahları, Osman Gâzi’den itibaren vakıf müessesesini kurup geliştirerek, sosyal güvenliği sağlamak yolunda ileri adımlar attılar. Müslümanların ibadetlerini rahatça yapabilmeleri için, her şehirde Ulu Câmiler, her mahallede mescidler inşâ ettiler. Mekteb ve medreseleri ile de Osmanlı şehirlerini çeşitli ilimlerin merkezi hâline getirdiler. İlim talipleri artık arzularına, gâyelerine ulaşabilmek için Osmanlı ülkesine akın eder oldular. Tesis edilen vakıflar gün geçtikçe arttı. Böylece kısa bir zamanda, şimdi dünyanın hayranlıkla yad ettiği muazzam bir vakıf medeniyeti doğdu.
İşte bunlardan bir kaçı... Su yolları, su kemerleri, çeşme ve sebiller, yollar, kaldırımlar, aş evleri, dul ve yetim evleri, çocuk emzirme ve büyütme yuvaları, kütübhâne, dükkân , misâfirhane, kuyular, çamaşırhane, helâ, han, hamam, bedesten, türbe, iskele, deniz feneri, ok ve güreş meydanları. Esir ve köle azad etmek, fakirlere yakacak temin etmek, hizmetçilerin efendileri tarafından azarlanmaması için, kırdıkları kâse ve kapların yerine yenilerini almak, gâzilere at yetiştirmek, ağaç dikmek, borçtan hapse girenlerin borcunu ödemek, dağlara geçitler kurmak, öksüz kızlara çeyiz hazırlamak, borçluların borçlarını ödemek, dul kadınlara ve muhtaçlara yardım etmek, çocukları baharda açık havada gezdirmek, mekteb çocuklarına gıda ve yiyecek yardımı, fakirlerin ve kimsesizlerin cenazesini kaldırmak, bayramlarda yetimleri ve yoksulları sevindirmek, kış aylarında kuşların beslenmesi, hasta ve garip leyleklerin bakımı...
Bugün insanımızın aklının dahi almayacağı daha neler neler... Câmi, mescid, medrese, imâret, zâviye yaptıran, gelir getirici bir malını veya mülkünü her hangi bir maksatla vakfeden şahıs (vâkıf), vakıfnâmesini istediği şartlarla yazdırır, tasdik ve tescil ettirirdi. Görevlilere ne kadar maaş verileceği, tamirlerin nasıl yapılacağı, hangi vasıfta ne kadar görevli kullanılacağı, mübârek gün ve gecelerde nelerin yapılacağı, bu vakıfnâmeye kaydedilirdi.
ZEKÂ BULMACASI...........KAÇ İHTİMAL
Bir para arka arkaya 5 defa atılıyor. Aşağıdakilerden hangi şıkkın gelme ihtimâli daha yüksektir? (Cevabı yarın)
1 - 1 yazı, 4 tura,
2 - 2 yazı, 3 tura,
3 - 3 yazı, 2 tura,
4 - 4 yazı, 1 tura,
5 - Hepsi yazı,
6 - Hepsi tura.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
17 Ekim 2026
Tıraşın yarısında kalkıp giden zat!
Konya’da dünyâya gelen Seyyid Ebül Vefâ hazretleri, bir gün berberde tıraş oluyordu.Tıraşın yarısında kalktı.Ve hızla bir yöne gitti.Berber merak etti hâliyle.Niçin böyle acele gittiğine bir mânâ veremedi.Ancak yarım saat geçti.Birden geri gelip otur...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Regâib Kandili'na 54 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."