Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Tarlası, bahçesi olanın kurban kesmesi
Üzerine vacip olmayan ibadeti yapan, yalnız nafile ibadet sevabı kazanır.Sual: Elinde dinin bildirdiği zenginlik ölçüsüne göre parası olmayan kimsenin...
Hayâ (Utanma), Cehennemden kurtulmaya vesîle olur. Abdülvehhâb Müttekî “Rahmetullahi aleyh”
- İzmir’in Yunanlılar tarafından işgâli (1919) Dünya Aile Günü ve Haftası - Hava Şehitlerini Anma Günü
KAZA NAMAZI KILMAK
Özürsü̈z senelerce namaz kılmayan bir Mü̈slümanın, kılmadığı namazlarını kazâ etmesi üç şekilde olur:
1– Beş vaktin sü̈nnetleri yerine ve günün her boş zamanında, hep kazâ kılar.
2– Yalnız sünnetlerin...
KAZA NAMAZI KILMAK
Özürsü̈z senelerce namaz kılmayan bir Mü̈slümanın, kılmadığı namazlarını kazâ etmesi üç şekilde olur:
1– Beş vaktin sü̈nnetleri yerine ve günün her boş zamanında, hep kazâ kılar.
2– Yalnız sünnetlerin yerine kazâ kılar.
3– Sü̈nnetler yerine kazâ kılmayıp, başka zamanlarda, hep kazâ kılar.
Bu ü̈ç şekilden en iyisi birincisidir. Böylece, kazâlar, bir an önce biter. İkinci şekilde, kazâlar çabuk bitmez. Hemde, kazâ borcu olanın sü̈nnetlerinin sevâbı olmaz. Fakat, hiç kılmamakdansa, sü̈nnetler yerine kılmalıdır. Çünkü; (Hepsini yapamayan, elden geleni yapmalı, hepsini elden kaçırmamalıdır.) buyurulmuşdur.
Üçü̈ncü̈ şekle gelince, bu, özür ile kılamamış kimse içindir. Çünkü, bunun sü̈nnetleri kılacak kadar kazâyı geciktirmesi gü̈nâh olmuyor. Bâzıları, ikinci şekli yapmamalı, ü̈çü̈ncü̈yü yapmalı diyor. Hâlbuki, üçü̈ncü̈yü ̈yapabilen kimse, birinciyi yapacak kimse demektir.
O hâlde namazı özürsü̈z aylarca terkedenlerin, kılmadığı zamanları hesâb ederek, bu kadar zaman, birinci şekle göre kılması, böyle kılamazsa, ikinci şekilde kılıp, kazâlarını en kısa zamanda bitirerek Cehennemden kurtulması lâzımdır.
Kazâsı olmayan, sünnet yerine kazâ kılarsa, bunlar nâfile olur. Nâfile sevâbının sü̈nnete nazaran çok az olduğu bildirildi.
Tam İlmihål - Seâdet-i Ebediyye s: 285-286
GÜNÜN TARİHİ....... İZMİR’İN İŞGÂLİ
I. Dünya Savaşı’nın galip devletleri, 1919’da yurdumuzu kâğıt üzerinde parselleyip, bunu uygulamaya başladılar. Başta İngiltere olmak üzere, Fransa, İtalya ve Rusya tarafından, İstanbul da dâhil olmak üzere, güzel yurdumuzun birçok yeri işgâl edildi. Bu arada, Yunanistan da, Avrupa devletlerinin teşviki ile 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgâl etti. Bu tarihten sonra, yurdun her köşesinde teşkilâtlar kurularak, düşmanlara karşı mücadeleye başlandı. 3 yıl 3 ay 25 gün süren acılı günlerden sonra, Türk Ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’i ve yurdumuzun batı kısmını düşman işgâlinden kurtardı.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
15 Mayıs 2026
"Bundan daha büyük nimet olur mu?”
Tâbiîn’in meşhur âlimlerinden Ubeyde bin Muhâcir hazretleri, aslen Rum’dur.112 (m. 730) da vefât etti.Bir defâsında ticâret için Azerbaycan'a gitmişti.Bir akşam vakti, gecelemek üzere nehir kenarında bir yere çekildi.Ve bir hâdiseye şâhit oldu.Yâni b...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Terviye Günü'na 10 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."