Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
İbadetlerin, önemine göre dereceleri
İbadetlerin en kıymetlisi ve en efdali, haramlardan sakınmak; ikincisi ise farzları yapmaktır. Sual: Dinimizde, emirleri yapmak ve yasaklardan sakınma...
Ne mutlu beni görüp, sonra bana îmân edene! Ne mutlu beni görmeyip de, bana îmân edene! Hadîs-i şerîf
- Genel ve Mahallî seçimler (1999) Türk-Yunan Harbi’nin başlaması (1897)
YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
Osmanlı tebaası olan Balkan Milletleri, 350 sene millî benliklerini muhafaza ettiler. Çünkü Osmanlılar bütün azınlıklara; en geniş dinî, idarî ve kültürel hakları tanıyordu. Osmanlı Devleti'nin siyase...
YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
Osmanlı tebaası olan Balkan Milletleri, 350 sene millî benliklerini muhafaza ettiler. Çünkü Osmanlılar bütün azınlıklara; en geniş dinî, idarî ve kültürel hakları tanıyordu. Osmanlı Devleti'nin siyaseti böyle idi. Bu sayede, dünyanın üç kıtasına yayıldı ve “İlâyı Kelimetullah” için çalıştı.
Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya’da en küçük köyler bile; kendi rahipleri ve yöneticileriyle idare edilirlerdi. Kendi lisanlarıyla konuşur, yazar; kendi öğretmenleri tarafından, kendi okullarında ders görürlerdi. Millî tarih ve edebiyatlarını, destanlarını öğrenirlerdi.
Kendi şarkılarını terennüm edip, gelenek ve göreneklerini devam ettirirlerdi. 3.5 asır, böyle devam etti. Ne zaman ki; Devlet-i Âliyye, gücünü kaybetmeye başladı; işte o zamana kadar “kuzu kuzu” yaşayan bu kavimler, toprak üstüne çıkıp kurtlaştılar. Çünkü, en küçük köyler bile; birer siyasî, dinî ünite idiler. Derhal birleştiler. Hak istemeye, hürriyet istemeye başladılar.
Bütün mesele “Devletin Kuvveti” meselesidir. Boşuna denmemiştir: “Ya Devlet başa, ya Kuzgun leşe!”
Prof. Dr. İsmet Miroğlu
TÜRKİYE GAZETESİ
GÜNÜN TARİHİ........... TÜRK-YUNAN SAVAŞI
Yunanistan’ın Girit’i işgâli ve Teselya’da çete savaşlarını başlatması üzerine,18 Nisan 1897’de Türk-Yunan savaşı başlamıştı. Mareşal Ethem Paşa kumandasındaki Türk ordusu, Yunanlıları hezimete uğrattı. 81 yaşındaki Abdulezel Paşanın bu savaştaki kahramanlığı Avrupa’da destanlaşmıştır. Savaşın sonunda Osmanlı Devleti lehine İstanbul’da sulh antlaşması yapıldı. Sultan Abdülhamid Hân, bu savaşı saraydan ilk defa telgrafla idare etmiştir.
ZEKÂ BULMACASI...........İL İSİMLERİ

Boş karelere yatay olarak A harfi ile başlayan öyle vilâyet isimleri yazın ki, gri karelere yukarıdan aşağıya da, A ile başlayan bir vilâyet ismi çıksın?
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
17 Nisan 2026
"Şimdi ektiğimi biçiyorum..."
Tâbiîn’in büyüklerinden olan Sâbit bin Eslem Benânî hazretleri şöyle anlatıyor:Bir mümin; Allahü teâlâdan bir şey isterse, Allahü teâlâ bu iş için Cebrâil Aleyhisselâm’ı vazîfelendirir.O kul “sâlih” ise, Hazret-i Cibrîl’e;“Bu kulumun ihtiyâcını yerin...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Terviye Günü'na 37 gün kaldı
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."