Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Kura çekerek pay etmek
Bir mekân, bir mal, buna müşterek, ortak olarak malik olan ortaklar arasında kura ile taksim edilebilir.Sual: Hediye dağıtımında ve benzeri şeylerde k...
Bir insanın evlâdı ibâdet edince, kazandığı sevab kadar, babasına da verilir. Hadîs-i şerîf
- Ordumuzun Kıbrıs’a çıkması (1974) - Esir Milletler Haftası Ankara Savaşı (1402) - Adlî tatil - (20 Temmuz-31 Ağustos)
- HEİDİİİ
Çocukken Heidi’yi izleyenler, Alp dağlarının o özgür rûhlu, al yanaklı kızıyla içten içe bir bağ kurmuştur mutlaka. Hani şu ayakkabı giymeyi sevmeyen, çıplak ayakla dağ bayır dolaşan sevimli kız… Ama ...
- HEİDİİİ
Çocukken Heidi’yi izleyenler, Alp dağlarının o özgür rûhlu, al yanaklı kızıyla içten içe bir bağ kurmuştur mutlaka. Hani şu ayakkabı giymeyi sevmeyen, çıplak ayakla dağ bayır dolaşan sevimli kız… Ama gelin görün ki, Heidi’nin bu ‘özgürlük’ hâli belki de sadece bir tercih değil, gözlerden kaçan büyük bir acının simgesiydi.
Heidi’nin yazarı Johanna Spyri, 53 yaşındayken kaleme aldığı bu hikâyede aslında İsviçre’nin o dönem ‘konuşulması bile tabu olan’ bir yarasına parmak basıyordu: Verdingkinder, yânî “sözleşmeli çocuklar.” Daha açık bir ifadeyle; yoksul, yetim, gayrimeşru yâhut “uygunsuz” ailelerden gelen çocukların, kilise ve devlet eliyle çiftlik sahiplerine âdeta kiralanması yâhut satılması.
Bu çocuklar çıplak ayakla gezerdi. Çünkü “ayakkabıya layık görülmezlerdi.” Ayrıca normal çocuklardan böyle ayırt edilirlerdi. Ne kadar acı bir şey değil mi?
Çuvallardan dikilmiş kıyafetlerle gezer, sadece ekmekle beslenir, ahırda yatırılırlardı. Dayak, sömürü, istismar… Hepsi bu çocukların “kaderi” sayılırdı. Çünkü toplum, bu çocukların kötü ailelerinden kurtarıldığını, artık ‘şanslı’ olduklarını düşünür, başlarına gelen hiçbir şeyi sorgulamazdı…
Bu sistem, sanılanın aksine çok da eski değil. 1981 yılına kadar tamamen yasaklanmadı!.. Ve İsviçre Devleti, bu çocuklardan resmî olarak ancak 2013 yılında özür diledi.
Çok az kişi sesini çıkarabildi bu düzene karşı. Onlardan biri de yazar Carl Loosli’ydi. Küçük yaşta bir çiftliğe verilmiş, tacize uğramış, çocukluğu çalınmıştı. Büyüdüğünde yazdığı her satıra içindeki isyanı döktü ama ne yazık ki yaşarken pek ciddiye alınmadı. Ressam Albert Anker ise tablolarında sık sık çıplak ayaklı çocuklara yer verdi; susanlara karşı fırçasını konuşturdu. 2011’de filmi bile yapıldı…
Ve bir gün geldi, Heidi’nin çıplak ayakları artık sadece masum bir çocukluk hayali değil, bastırılmış bir utancın sesi oldu.
Medeniyet Avrupa’dır!
Bazen en masum hikâyelerin ardında, en acı gerçekler saklıdır…. TÜRKİYE GAZETESİ Halime Gürbüz 04.05.2025
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
20 Temmuz 2026
"Allah'ın öyle kulları vardır ki…"
Evliyânın büyüklerinden Alvân Hamevî hazretleri, 1530 (h.936) senesi Cemâzil evvel ayında Hama’da vefât etti.Bir gece, yatsı namâzından sonra talebesiyle sohbet ederken, lâmbanın yağı bitti.Bir genç kalktı.Yağ koyacaktı.Alvân Hamevî o gence;"Yavrum s...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."