Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Kabir, derin olmalıdır
“Kabrin derinliği, insanın göğsüne kadar olmalıdır. Adam boyunca olması daha iyidir.”Sual: Kabrin derinliği, genişliği ne kadar olmalı ve ölünün kabir...
Vaktini boş yere harcayan kimse, cahildir. Hadîs-i şerîf
- Sultanahmet Câmii’nin ibâdete açılması (1617) Pirinç ekme zamanı - Çevre Koruma Haftası
ÇOK HÜHİM TENBÎH
Erkek olsun, kadın olsun, her Müslümanın, her sözün de, her işin de, Allahü teâlânın emirlerine, yânî farzlara ve yasak ettiklerine [haramlara] uyması lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sa...
ÇOK HÜHİM TENBÎH
Erkek olsun, kadın olsun, her Müslümanın, her sözün de, her işin de, Allahü teâlânın emirlerine, yânî farzlara ve yasak ettiklerine [haramlara] uyması lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya ehemmiyyet vermeyenin îmânı gider, kâfir [Allahın düşmanı] olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabir de azap çeker. Âhıretde Cehenneme gider. Cehennemde sonsuz yanar. Af edilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimal yoktur. Kâfir olmak çok kolaydır. Her söz de, her iş de kâfir olmak ihtimâli çoktur.
Küfürden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahî, her gün bir kerre; (Yâ Rabbî! Bilerek veya bilmeyerek küfre sebep olan bir söz söyledim veya bir iş yaptım ise, nâdim oldum, pişman oldum. Beni af et!) diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak af olur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennem de sonsuz yanmamak için, hergün muhakkak tevbe etmelidir.
Bu tevbeden daha mühim bir vazîfe yoktur. Tekrar bildirelim ki, kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş namazlar için tevbe ederken, bunları kazâ etmek lâzımdır. Tam İlmihål Seâdet-i Ebediyye (S: 123)
GÜNÜN TARİHİ............ SULTANAHMET CÂMİİ
Osmanlı Devleti’nin ihtişamını, kudretini ve o devirdeki sanatın inceliğini, zerâfetini ve tezyinatını ifade eden, Osmanlı Devleti’nin 6 minâreli tek tarihî câmiidir. Sultan I. Ahmed Hânın emriyle, Mimar Sinan’ın talebesi Başmimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılmıştır.
İnşaatına 4 Ocak 1609’da başlanıp, 9 Haziran 1617’de ibâdete açılan bu âbide; Osmanlı mimarisinin bir şâheseridir. Ön cephesi 72 metre, yan tarafı ise 64 metredir. Minârelerinde toplam 16 şerefesi mevcut olup, 4 minâre arasındaki kubbesi 23,5 metredir. Kubbenin yerden tepesine kadar olan yüksekliği 43 metredir. 260 pencere sayesinde ferah bir havaya bürünmüştür. Avrupalılar, bu sanat şâheserine “Mavi Câmii” ismini verirler.
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
09 Haziran 2026
Namaz vakti girince iyileşen felçli zat!..
Ebül Hüseyin Şirvânî hazretleri, İran'da yetişen büyük velîlerdendir.Hicrî dördüncü asırda, Mekke’de vefât eyledi.Ömrünün sonlarına doğru felç oldu.Eli ayağı tutmazdı.Ayağa kalkamazdı.Fakat her gün beş namaz vakitleri girince iyileşirdi.Sohbet esnâsı...
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."