Cami Hikayeleri
Günün Sohbeti
Rüyada Resulullah Efendimizi görmek
“Resulullah Efendimizin kendi şeklini ve hele rüyada tanıyabilmek çok güçtür. Bunun için, rüyalara nasıl güvenilebilir?"Sual: Bazı kimseler; “Rüyada R...
Evinde çok namaz kıl ki; hayır bereketi artsın! Ümmetimden kime rast gelirsen selâm ver ki; sevapların çok olsun! Hadîs-i şerîf
- Hazret-i Âişe vâlidemizin vefâtı (676) [H:57] Kanunî Sultan Süleyman Hân’ın Tebriz’i fethi (1534)
HAZRET-İ ÂİŞE VÂLİDEMİZ
Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” zevce-i mutahherası ve Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’ın kızıdır. Annesi, Ümm-ü Rûman’dır. Hicretten önce Mekke’de doğup, hicrî 57 (Mîlâdi 13 Temmuz 676)’de 65 y...
HAZRET-İ ÂİŞE VÂLİDEMİZ
Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” zevce-i mutahherası ve Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’ın kızıdır. Annesi, Ümm-ü Rûman’dır. Hicretten önce Mekke’de doğup, hicrî 57 (Mîlâdi 13 Temmuz 676)’de 65 yaşında Medine’de vefât etti. Bakî Kabristanı’ndadır.
Hatîce-i Kübrâ’nın vefâtından 1 yıl sonra, Allahü teâlânın emri ile, hicretten 1 yıl önce nikâh edildi. 3 sene sonra, Medine’de Hücre-i Seâdete getirilmekle şereflendi. O zaman Peygamber Efendimiz 55 yaşında idi. Resûlullah tarafından çok sevilir ve çok övülürdü. Nikâhı, Allahü teâlânın emri ile yapıldı. O, mü’minler olarak hepimizin annesidir. Evlâdı olmadı.
Çok akıllı, zekî, âlim, edîbe, afîfe ve sâliha idi. Hâfızası çok kuvvetli olduğu için Eshâb-ı kirâm, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Âyet-i kerîme ile methedilmiştir.
SOHBET............. KALBİN SELÂMETİ
İşin temeli kalbdir. Kalb, Allahü teâlâdan başkasına tutulmuş ise, yıkılmış demektir. Bir işe yaramaz. Niyet doğru olmadıkça, hayırlı işlerin, yardımların ve âdete uyarak yapılan ibâdetlerin, hiç faydası olmaz.
Kalbin selâmet bulması için, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye düşkün olmaması da lâzımdır. Yani her yapılan şey, O emrettiği, O beğendiği için yapılmalı, O’nun razı olmadığı her şeyden kaçınmalıdır. Herşey O’nun için olmalıdır.
Hem, kalb selâmeti, hem de bedenin sâlih işler yapması, birlikte lâzımdır. Beden sâlih ameller yapmaksızın. “Kalbim selâmettedir, kalbim temizdir, sen kalbe bak!” demek bâtıldır, boştur. Kendini aldatmaktır.
Bu dünyada, bedensiz rûh olmadığı gibi, beden ibâdet yapmadan ve günahlardan kaçınmadan, kalb, temiz olmaz. Zamanımızın birçok dinsizleri, sapıkları, ibâdet yapmayıp, kalblerinin selâmette olduğunu, hatta keramet sahibi olduklarını söyleyip, saf Müslümanları aldatıyor.
İmâm-ı Rabbânî
(Mektûbât Tercemesi)
Ayet-i Kerime
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez!
Hadis-i Şerif
Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.
Dua
"Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ" ve "Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb"
Menkıbe
13 Temmuz 2026
"Mühim olan öğrendiğiyle amel etmektir"
Şam evliyâsından Ahmed Nahlâvî hazretleri, 1744 (h.1157) de vefât etti.Şam’da, Hâtuniyye Medresesi bahçesine defnedildi.Bir gün talebeleriyle birlikte, Bâyezid-i Bistâmî hazretlerinin kabr-i şerîfini ziyârete gitmişti.Ziyâretini yaptı...Orada oturdu....
Sevgili Peygamberim - 1
Sevgili Peygamberim - 2
Sevgili Peygamberim - 3
Hazret-i Amr bin As
Hazret-i Cafer-i Tayyar
Hazret-i Fatima-tüz-Zehra
Tam İlmihâl Se`âdet-i Ebediyye
Önsöz'den:
"(Se’âdet-i Ebediyye), ya’nî (Tam İlmihâl) kitâbımdaki fıkıh bilgileri, Hanefî mezhebine göre yazılmıştır. Bu bilgilerin çoğu, Muhammed Emîn ibni Âbidîn’in (Redd-ül-muhtâr) kitâbının 1272 [m. 1856] senesinde Mısır’da Bulak matbaasında beş cild olarak yapılan baskısından terceme edilmiş, sahîfe numaraları bu baskıya göre bildirilmiştir."
"Kitâblarımızda âyet-i kerîmelerin tercemeleri değil, tefsîrleri ve meâlleri yazılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği ma’nâlara tefsîr denir. Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından açık bildirilmemiş ma’nâlarından, ahkâm-ı İslâmiyyeye uygun olanı seçmeğe te’vîl ve bu ma’nâya meâl denir."
Âyet-i kerîmeyi başka lisâna nakl edince tercemesi denir. Âyet-i kerîmeler kısa ve tam terceme edilemez. İslâm âlimleri, âyet-i kerîmelerin tercemelerini değil, uzun tefsîr ve te’vîllerini bildirmişlerdir. Kitâbıma en çok (Tefsîr-i Mazherî) ve (Tefsîr-i Hüseynî)’deki açıklamalardan aldım. Âyet-i kerîmelerin sıra numaralarını Hâfız Osman’ın “rahmetullahi aleyh” yazdığı Kur’ân-ı kerîme göre koydum."