Herkesin bir AK Parti’si var

Türkiye’nin fasılasız en uzun süre iktidarda kalan partisi..
Demokrat Parti’nin ilk dönem oylarını saymazsak, ülkenin siyasi hayatında en yüksek oyla iktidar olan parti...
‘AK Parti’nin ilkleri’ yazısı değil bu yazı, ‘şu da ilkti, bu da tekti’ diye zihninde liste yaparak okuyacaklara hatırlatayım.
Herkesin bir AK Parti telakkisi ve tarifi var.
Bu 2007’ye kadar tam olarak böyle değildi.
AK Parti’den, ölesiye nefret edenler (ki onlar daima var), kendine yakın hissedip oy verenler ve kayıtsız kalanlar vardı.
Oy verenlerin ekseriyeti ise çok homojen olmasa da, devletin ‘ötekileştirdiği’ insanlardan müteşekkildi.
2007’de alınan % 47 -ve tabii 27 Nisan muhtırasının hükümetçe bertaraf edilmesi- ile bu paradigmayı değiştirdi.
Statükoya fazla da itirazı olmayan, daha ‘ortadan’ insanlar da AK Parti’ye meyletmeye başladılar.
Tabii bir de % 47’yi görüp ‘hidayete eren’ ve eleştiriden övgüye doğru hızla ‘evrilenler’ oldu.
Bu ‘çeşitlenme’, özellikle 2011 seçimlerinden sonra belirginleşti.
AK Parti sadece oy oranıyla değil, heterojen seçmen kitlesiyle de kitle partisi olmaya başladı.
AK Parti’yi seçenler, kendi tercih önceliklerini de seçtikleri partide tarif etmeye başladılar.
Haliyle bu tercih öncelikleri birbirleriyle örtüşebildiği gibi, kimi zaman zıtlıklar da olabiliyor.
İktisadi, sosyal, hatta fikrî ve dinî sebeplerle oy verenlerin öncelikleri örtüşmeyebiliyor.
Başbakan Erdoğan’ın bir sözü tabanın bir bölümünde heyecan uyandırırken bir diğerinde şaşkınlık, hatta hayal kırıklığına yol açabiliyor.
Herkes oy verdiği partide kendi fikriyatının, hayallerinin tecessüm etmesini ister.
Lakin, demokrasiye giden yol asgari müşterekleri oluşturabilmekten geçiyor.
Bugün belki 2002’nin ‘en homojen haliyle’ AK Parti’si yok ama, ülkedeki değişim enerjisini taşıyan yegane parti de hâlâ AK Parti...
Herkes kendi AK Parti’sini tarif ediyor belki ama, bu esasında sağlıklı bir durum...
Zira farklı AK Parti telakkilerinden bir ortak irade de oluşuyor.
Elli yıl rötarlı bir demokrasinin cilvesi bu...


>> Sandalyeli camiler
Birkaç yıl önce, her bid’atin hızla yayıldığı gibi, camilerde sandalye ile namaz kılanlar hızla çoğaldı.
Öyle ki, bazı camilerde sabit sıralar hâlinde ayrı bir ‘sandalyeli bölümler’ yapıldı.
Diyanet, geç de olsa, gidişatın farkına varmış olacak ki, bu sene temmuz ayında ‘sandalyede namazın dinen uygun olmadığına dair’ tafsilatlı açıklama yaptı.
Lakin camilerdeki sandalyeler hiç yerlerinden kıpırdamadı.
Yine ‘dizi, sırtı ağrıyan cemaat’, konforlu localarında oturmaya devam ediyorlar.
Camiler Diyanet’in denetim ve gözetiminde..
İmamları cemaat tayin ediyor.
Aynı Diyanet ‘camide sandalye olmaz, dinen uygun değil’ diyor.
Ama dinleyen yok.
Yukarıdaki resim dün Erenköy Zihnipaşa Camii’nde çekildi.
Fazla söze hacet yok, değil mi?


5.11.2012