BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BEŞ DENİZLER coğrafyası

BEŞ DENİZLER Türkiye, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan’ı içine alan dünyanın en bereketli coğrafyasını; Karadeniz, Akdeniz, Basra Körfezi, Kızıldeniz, Hazar Denizi ise bu coğrafyaya isim veren beş denizi ifade ediyor. BEŞ DENİZLER COĞRAFYASI diğer taraftan Türkiye’nin bütünü ile içinde olduğu, etkilendiği ve etkilediği coğrafyayı tanımlamak için oluşturulmuş bir kavram olarak da görülebilir. Türkiye, Beş Denizler coğrafyasının tam ortasında yer alan konumu ile tek başına ne sıradan bir Avrupa ülkesidir ne Orta Doğu ne de bir Akdeniz ülkesidir.  Türkiye aynı anda Avrupalı, Balkanlı, Karadenizli, Kafkasyalı, Orta Doğulu özellikleri taşıyan yegâne ülke konumundadır.
Türkiye Anadolu olarak bilinen zenginliği ile on dört bin yıldır nice bilgi, beceri, gelenek ve görenekler gördü, törenlere şahitlik etti.  Anlar… Sesler, dokular, tatlar, paylaşılan, saklanan, hatırlanan anılar oldu, hayata renkler kattılar ve bu topraklarda yaşamış saygı ile andığımız bütün kadim halklardan gelen birikim ve gelenekleri bir sonrakilere aktardılar sabırla. BEŞ DENİZLER COĞRAFYASI sınırları içerisindeki BEREKETLİ HİLAL, tarihteki ilk kentlerin, bürokrasinin, yazının ve devletin ortaya çıktığı, başka bir deyişle uygarlığın başlangıç noktası. Göbekli Tepe ise birçok manada tarihin sıfır noktasını oluşturuyor.  Çatal Höyük, Maşat Höyük ve daha onlarca özel yaşama yerleri ile keşfedilmeyi bekleyen birçok şeyin daha olduğunu akıllara getiriyor bu kadim coğrafya.  BEŞ DENİZLER COĞRAFYASI mutfak tarihinin de başlangıç noktası, insanlık tarihinin yabani buğdayı (ŞANLIURFA/KARACADAĞ BUĞDAYI) ilk defa kullanarak tarihin bilinen ilk buğday ekiminin ve ilk çiftçiliğin başladığı yer. Göçebe hâlinde ve avcılıkla yaşayan insanlar da ilk defa burada av silahlarını bırakıp toprağı işlemeye ve yerleşik olmaya başladı.
Böyle muhteşem bir birikime sahip ülkede yeme-içme sektöründe kurumsal bir yapılanma oluşturmak ve sektöre yeni bir heyecan getirmek çok önemli ancak amaç irileşmek değil ülkemiz adına hazmederek büyümek olmalı. EMEK VE BİLGİ hırsızlığından, KOPYALAMAKTAN uzak durulmalı. Bu kadim coğrafyanın mutfak adına tüm dünya için kesinlikle çok özel bir hikâyesi var; anlatanı, kahramanları özetle her şeyi ile bu coğrafya ya ait olan. BEŞ DENİZLER COĞRAFYASI denen büyük, derin ve kadim coğrafyanın zenginliklerini bütün dünyaya anlatmalıyız. Birlikte öğrenmeli, gelişmeli ve çoğalmalıyız. Geleneksel kavramının öneminin farkında, dünya gerçeklerinin ve gelişimin önemini bilerek kalıcı işler yapmalıyız. Kadim Anadolu’nun gücüyle Türkiye ideallerine daha yakın olabileceğimize inanmalıyız. Sahip olduğumuz potansiyel ve güçleri kullanmalı ortak bir ruhla TÜRKİYE GASTRONOMİSİ ortak hedefinde buluşmalıyız. Geleneksel mutfaklar adına bütün ilgili topluluk, grup ve bireylerin kültürel miraslarına saygı göstermek konusunda kararlı olmalıyız. Çünkü geleneksel mutfaklar; toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ürünler, yemekler ve içecekler ile mekânları sürdürülebilir kılmak manasına gelir. Geleneklerinizi yok edip ona “YENİ” diyebilirsiniz. Bizim varlık gerekçemiz “KENDİNİ BULMAK, KENDİ DEĞERLERİNİN FARKINA VARMAK VE SAHİP OLDUĞUMUZ DEĞERLERE HAK ETTİĞİ YERİ VERMEK” olmalı.  İnanıyorum ki dünya pazarından pay almaktan daha önemli şey, zihinlerden pay almaktır.

MYLOS Ayvalık Cunda Mutfağı
Siz de bir balık tutkunuysanız,  ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Deniz olmayan yerde balık mı yenir demeyin. Her şeyden önce “lezzet” diyenler için Acıbadem’de açılan MYLOS Ayvalık Cunda Mutfağından söz edeceğim. Ege yemek kültürünün en güzel örneği olan Ayvalık mutfağı, deniz ürünleri, zeytinyağı ve yöresel otlarla yapılan yemeklerin yılın dört mevsimi tüketildiği bir mutfak. İbrahim Darakçı ve Yahya İnce ortaklığında Acıbadem’de açılan Mylos, Cunda’ya gitmeden Ayvalık Cunda mutfağının tüm lezzetlerini ayağınıza getirmiş. Menüdeki tüm seçenekler Cunda’dan gelen ve işinde uzman Yahya Şefin yetenekleriyle harmanlanıp sıra dışı lezzetlere dönüşmüş. Yahya şef, lezzetin yanı sıra keyifli sunumlarıyla misafirlerinin beğenisini kazanan tatlara imza atmış menüde. “Yemek iyi malzemelerle, işini seven birinin elinden çıkınca anlam kazanıyor” diyor. Mottoları her daim taze balık, Ege otları ile hazırlanmış kaliteli Ege lezzetleri, enfes soğuk başlangıçlar, ara sıcaklar ve tabii ki özenle hazırlanan tatlılar. Mylos aslında tam bir şef mutfağı.
Restorana girdiğinizde koca bir meze dolabıyla karşılanıyorsunuz. Bu dolaptan soğuk başlangıçları ve ara sıcakları seçmek mümkün. Soğuk başlangıçlar lezzetli olduğu kadar göze de hitap ettiğinden her şeyden söyleyip ana yemeğe yer bırakmayabilirsiniz, dikkatli olun.  Masanıza sıcak mısır ekmeği ile gelen zeytinyağını denemenizi öneriyorum.  Deniz mahsulleri böreği, zeytinyağlı pazı dolması, Ayvalık lokumu, balık köftesi, levrek marini, ahtapotu, dülger kavurması, enginar ızgarası oldukça başarılı. Balık restoranlarını maalesef daha çok orta yaş ve üzeri misafirler tercih ediyor. Genç nesillerimizin de bu lezzetleri tatması, sahip çıkması gerek. Yahya şef ve bütün ekibin yenilikçi yaklaşımı ve zengin menüsü ile yolları açık olsun.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
606827 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/606827.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT