BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Her yeni yılı inançla keyifle kucaklayalım

Dünyanın pek çok ülkesinde insanların yeni bir yıldan beklentileri, geleneklerine göre şekillenir. Çinliler her yılı dans ederek karşılarken Brezilyalılar okyanusa çiçekler bırakır, Danimarkalılar ise eski çanaklarını, en sevdiklerinin kapısında kırar. Yapılması gereken çok daha basit: Sağlıkla, huzurla, kendimizden başlayarak ailemizi, çevremizi, şehrimizi, ülkemizi ve dünyayı daha yaşanılır kılmak adına HER YENİ YILI inançla, bize yakışan şekliyle, keyifle; ama abartmadan kucaklamalı.

Tüm insanlar, yeni yıla farklı beklentilerle girer. Yeni bir yıldan sağlık, huzur, başarı, para, aşk beklentileri çoğalır şüphesiz. İstekler kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Ancak şu veya bu şekilde maddi ya da manevi büyük ya da küçük herkesin dilekleri olur. 31 Aralık da aslında her gün gibi bir gündür, bizim kattığımız anlam kadar değerli olur. Elbette yeni bir yıla girmek heyecan doğurur. Ancak yeni yılın sonrası doğan güneşin farklı bir özelliği var. Güneş’in etrafında bir tam turunu tamamlayan Dünya, tekrar başladığı noktaya gelir. Kimileri için başa dönülmüştür ya da yeni umutların, heyecanların başlangıcıdır. Aslında bana göre gözümüzü açtığımız her gün bir hediyedir. Ama yıllardır yaşanan gelenekler etrafında yeni bir yılın karşılanması bir taraftan da güzel sofralar, geçmişi hatırlamak ve geleceğe hazırlanmanın ilk adımı olabilir.

ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞİYOR
Dünya üzerinde birçok farklı ülkede farklı anlamlar ile kutlanır yeni yıl. Çin’de yeni yılın başlangıcı 21 Ocak ile 21 Şubat arasında bir güne denk geliyor ve her yıl ayın hareketine göre değişiyor. Çin’de en önemli hadiselerden biri ve bir haftalık tatil var. Çin’de yeni yıl ve kutlamaların dayanağı ilginç. Nien adlı bir canavarın her yılın sonunda köylülere saldırdığı ve bu sebeple gürültü çıkarıp dans edilmesi, canavarı kovmanın bir yolu olarak kabul ediliyor. Yeni yılın en coşkulu kutlandığı yerlerin başında Brezilya ve elbette Rio de Janeiro var. Rio’da milyonlarca insan sadece beyaz giysiler giyerek şehrin kilometrelerce uzunluğundaki kumsallarında buluşuyor ve tam gece yarısında ellerindeki çiçekleri okyanusun dalgalarına bırakıyor. Bu çiçekler, “Afrikalı deniz tanrıçası” YEMANJA için... Danimarkalılar ise yıl boyunca eskiyen tabak çanaklarını atmıyor ve yılbaşı gecesi için saklıyor. Saatler gece yarısına yaklaşırken de bu eskileri en sevdikleri insanların kapılarının önünde kırıyorlar! Bunun amacı, kötü şansı kaçırmak veya yok etmek.

TÜRKLERDE “GÜNEŞ’İN ZAFERİ”
Dünya üzerinde ülke ve yeni yıl geleneği çok. Biz Türklerde de farklı gelenekler var. Eski Türklerde doğuş bayramı NARDUGAN. NAR; GÜNEŞ, DUGAN ise DOĞAN GÜNEŞ anlamına gelir. İslam öncesi eski Türk inanç ve kültürüne göre dünyanın tam ortasında hayat ağacı olan bir Akçam vardır. Gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gündüz, geceyi yenmiş yani güneş zafer kazanmış olur. Zira gece karanlık, kötü; gündüz aydınlık, iyidir. Bütün bu mitler ve rivayetler, dünya insanlarının farklılıklarına da işaret. MÖ 2000 yılında Mezopotamya’da, şimdilerde Nevruz olarak kutlanan Yeni Ay, yılın başı olarak kutlanıyordu. Bir başka yaklaşım MÖ 2000’lerde Mezopotamya’da, ilkbahar ekinoksundan sonra görülen ilk Yeni Ay, yeni yılın başlangıcı olarak kabul ediliyormuş. Günümüzde de Nevruz olarak süren bu kutlamalar, bazı kaynaklara göre 4.000 yıl kadar önce, Babil’de 11 gün sürüyor.

AVRUPA’DA YILBAŞI...
Roma İmparatorluğu’nun dağılması ve Hristiyanlığın Avrupa’da yayılmasının ardından Noel ve Paskalya gibi dinî bayramlar, yeni bir yılın başlangıcı olarak kabul gördü ve 25 Aralık’taki Noel veya mart sonlarındaki Paskalya, uzun bir dönem bazı Avrupa ülkelerinde yılbaşı sayıldı. 1582’de Papa XIII. Gregorius, dört yılda bir artık yılın da eklendiği, hata payı en az olan miladi takvimi düzenledi. Bugün dünyada en yaygın kullanılan bu takvimin benimsenmesiyle, yeni yıl tekrar 1 Ocak’ta kutlanır oldu. Ağaç süslemenin ve yılbaşı kutlamanın Hristiyan geleneği olduğu konusunda tartışmalar yıllar boyu devam edecek gibi gözüküyor...
Neyse bu konu uzun. Yapılması gereken basit. Sağlık ve huzurla kendimizden başlayarak ailemizi, çevremizi, şehrimizi, ülkemizi ve dünyayı daha yaşanılır kılmak adına, geçmişi unutmadan, HER YENİ YILI inançla, bize yakışan şekliyle, keyifle ama lütfen abartmadan kucaklamak gerektğine inanıyorum.

ÜRETEN, ÜRETTİĞİNİN FARKINDA OLAN, PAYLAŞAN JANET ÇİLİNGİR
Bereketli bir coğrafyada yaşıyorum, bu beni özel kılıyor, diyor Janet Çilingir. Yeryüzünde bilinen ağaçların ilkidir zeytin ağacı. MÖ 6000 yılından beri kullanıldığı tespit edilmiş, belki de bu nedenle kutsal kitaplarda yer alabilmiş meyvedir zeytin, diye devam ediyor. Tek bir zeytin dalı, barış ve kardeşlik kavramlarının simgesi değil midir? Varın siz düşünün zeytin ağacının insan uygarlığındaki yerini, önemini ve anlamını.

“ATA YADİGÂRI” GEÇİM KAYNAĞI
Hatay’ın Altınözü ilçesinde Tokaçlı Mahallesi’ndeyim. Mahalle sakinlerinin çoğunluğu gibi Janet ve ailesinin geçim kaynağı, atalarından öğrendikleri geleneksel yöntemlerden vazgeçmeden ürettikleri zeytinyağı. Makine değmeden çıkarılan yağın kalitesi ve aromasının hiçbir üründe bulunmadığını söylüyor Janet. Yapımı çok zahmetli olmasına rağmen bu geleneğin kuşaktan kuşağa devam etmesi, ailesi ve tabii ki Altınözü için çok önemli. Yörede “zeyt” adını alan zeytinyağı, “su zeyti” denilen özel bir teknikle halhalı zeytinlerinden üretiliyor. “Yörenin en gözde zeytininden kırma, kilye ve kül ile salamurası da yapılıyor. Olgunlaşmış zeytinleri topladıktan sonra binek hayvanı yardımı ile çalışan dibekte eziyoruz. Zeytinyağı ezilirken kırılmış acı çekirdek yağının karışmaması için çekirdeğinin kırılmamasına özellikle dikkat edilmeli. Ezilen zeytinleri kazanlara alıyoruz, üzerine sıcak su döküyoruz. Bu aşamadan sonra Janet’in annesi giriyor devreye, püre hâline gelen zeytini avuçlarıyla sıkıyor, yıkıyor ve su üzerinde biriken yağı toplayarak su zeyti zeytinyağını elde ediyor. Çilingir ailesinin hazırlamış olduğu harika kahvaltı sofrasında geleneğe göre ilk çıkan zeytinyağını tandır ekmeğiyle tüketerek ürettiğimiz yağın kalitesi ve damakta bıraktığı eşsiz lezzetini test ediyoruz.

MÜZENİN GÖNÜLLÜ YÖNETİCİSİ
Dört sene öncesine kadar babasıyla çalışan Janet, 2017’den beri Altınözü Tokaçlı Zeytin Müzesinin gönüllü yöneticiliğini yapıyor. Hem üretici hem de yönetici olarak bir ilçenin ekonomik geleceğine ilişkin çok önemli bir çaba içinde. Tarihî taş bir binadan restore edilen müze, eskiden insanlar için aş kapısı olan yaklaşık 300 yıllık zeytinyağı sıkma atölyesi iken şimdilerde Altınözü’nün tanıtımı için bir fırsat olarak görülüyor.  Anadolu’daki zeytin ağacının serüveninin görsellerle anlatıldığı müzede, zeytin ve zeytinyağı üretimine tarihî yolculuk yapılıyor.  Ülkemizin Janet Çilingir ve ailesi gibi üreten, ürettiğinin farkında olarak anlatan, paylaşan insanlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var. Yüreğiniz gibi yolunuz da açık olsun.
Janet ve ailesinin ürettiği ürünleri alabileceğiniz adres: GSM: 535 660 1027
Instagram: @tokacli_yoresel

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN GÖRSELE TIKLAYIN

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616946 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/616946.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT