BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Türklerde temizliğin hayata ve lisana yansımaları

Geniş Açı - Fikir ve tartışma
Facebook
Prof. Dr. Suat Ungan
Trabzon Üniversitesi
 
Türklerin temizliğe verdiği kıymet, dildeki kelime zenginliğinden de anlaşılmaktadır. Eski lisanda pak ve pakize kelimeleri, maddî-manevî temizlik için kullanılmıştır. Namuslu kadınlar için “pak damen” (temiz etekli), temiz vasıfları olan kişiler için “pak evsaf”, huyu temiz olanlara “pak meşreb”, soyu sopu temiz olanlara “pak nijad” denilmiştir.
 
Türk dilinde, ak, arık, pâk, berrak, pâkize, saf, taze, lekesiz, duru, tahir, çimmek, banyo yapmak, duş almak gibi temizliğe dair onlarca kelime yer almaktadır.
 
Türkler, hamamı tesirli bir tedavi yöntemi olarak kullanmışlardır.
 
Türkler Müslümanca yaşamanın gereği olarak kalbin, aklın, duyguların ve lisanın temizliğine önem vermiş, İslam’da temizlik hem maddî hem de manevî anlamda kullanılmıştır. İmam Gazali hazretleri, “İhyaü ulûmi’d-din” adlı eserinde bedenin dış ortamın kirinden, pasından temizlenmesi; organların günah davranışlardan korunması; kalbin kötü huylardan arındırılması ve ruhun masivadan temizlenmesi şeklinde dört çeşit temizlikten bahsetmektedir ki bunların içinde maddî ve manevî tüm temizlikler bulunmaktadır.
Vefat eden bir Müslümanın ebedî bir hayata berrak bir başlangıç yapması için İslami esaslara göre vücudunun yıkanmasına “gasil”, beyaz bir kefene konulmasına “tekfin”, yüzü kıbleye gelecek şekilde mezara gömülmesine “defin” denilmiştir.
 
TEMİZLİĞE DAİR KELİMELER
 
Dilimizde, ak, arık, pâk, berrak, pâkize, saf, taze, lekesiz, duru, tahir, çimmek, banyo yapmak, duş almak, suya girmek, yunmak, yıkamak, sabunlamak, keselemek, liflenmek, hamam yapmak, paklamak, kazımak, silmek, ovalamak, durulamak, kırklanmak gibi temizliğe dair onlarca kelime kullanılmaktadır.
Özellikle eski şiirimizde pak, pakize kelimeleri maddî ve manevî temizlik için çok kullanılmıştır. Pak kelimesinin temiz, arık, saf, halis, kutsal, mübarek manaları vardır. Bu pak kelimesi ile birlikte birçok terkip meydana getirilmiştir. Eskiden namuslu kadınlar için “pak damen” (temiz etekli), temiz vasıfları olan kişiler için “pak evsaf”, huyu temiz olanlara “pak meşreb”, “pak nihad”; soyu sopu temiz olanlara “pak nijad”, “pak zad”, kelimeleri kullanılmıştır. Yine “Pakize” kelimesinin de temizliği işaret eden birçok kullanımı mevcuttur.
İtikadı ve imanı tam, saçı sakalı beyaz, yüzü temiz yaşlılar için “nurlu” tanımlamasının yapılması, meleklerin nurdan yaratılmış, temiz varlıklar olarak görülmesi, maddî ve manevî temizliğin hayatımızda çok büyük bir öneme sahip olduğunun işaretidir.
 
YABANCI SEYYAHLAR ANLATTI
 
Özellikle ilk dönemlerde Osmanlıya gelen seyyahlar, İstanbul’un fethini hazmedemedikleri için Türklere karşı ön yargılı davranmalarına, onları küçük düşürmek gibi bir amaçlarının olmasına rağmen atalarımızın temizliğe vermiş olduğu önemi inkâr edemeyecek duruma gelmişlerdir. Yabancı seyyahlar atalarımızın hayat tarzını, ev düzenini, sosyal hayatını özellikle hamamlara vermiş olduğu ehemmiyeti gözlemleyerek Türklerin temizliğe çok büyük önem verdiklerini dile getirmişlerdir.
Türklerin hayatlarında çeşme ve hamamların büyük bir önemi vardır. Zengin kişiler özel hamamlı ev yaptırırken halk da belirli sıklıklarla umuma açık hamamlara gitmekteydi. Osmanlı zamanında çoğu hamamlar yirmi dört saat açık bulunurdu. İnsanlar hamamlara günün her saatinde gitme ve istediği kadar kalma şansına sahipti. Türklerin temizliğe verdiği önem yabancıların ilgisini çekmiş, Ricaut, Türklerin son derece temiz insanlar olduğunu, yıkanmayı sevap olarak gördüğünü, Hıristiyanlara “taharetsiz” diye iyi gözle bakmadıklarını, Türklerin yemekten önce ve sonra ellerini yıkadıklarını ve “Allah yemeği, biz ellerimizi daha sık yıkayalım diye yarattı” diye söylemlerde bulunduklarını ifade etmiştir.
Hamam ilk zamanlarda eski Mısır, Hint, Antik Yunanlılarda görülmüş olmasına rağmen onu en verimli şekilde kullanan, temizliği bir eğlenceye dönüştüren Türkler olmuştur. Eski Osmanlı toplumunda insanlar yorgunluğu atmanın en güzel yerinin hamam olduğuna inanır, gruplar hâlinde hamama giderek bunu bir eğlenceye dönüştürürlerdi. Kadınlar hamama gitmeden önce bütün hazırlıklarını yapar, kına, ipek havlular, peştamallar hatta varlıklı kişiler gümüşten yapılmış hamam taslarını, nalınlarını yanlarına alırlardı.
 
HAMAM SEFALARI
 
Özellikle Anadolu’da nişanlı kızlar için erkek tarafı özel hazırlanmış hamam takımı alırdı ki bu takımlar maliyet bakımından ağır bir yekûn tutmaktaydı. Kahvelerin erkeklerin hayat ve düşünce tarzına etkisine benzer bir tesiri hamamlar kadınlara yapmakta, onların düşünce dünyalarının, hayata bakış açılarının en önemli noktasını oluşturmaktaydı. Yine kötü yola düşmüş kadınların tövbe edip bu hayatı terk ettiklerinde hamama gidip yıkanmaları, insanımızın maddî ve manevî temizliği bir arada yürüttüğünün işareti olmaktadır.
Türklerin hamamı etkili bir tedavi yöntemi olarak uyguladığını dile getiren Howard, “Türk Sularında Seyahat”  adlı eserinde “Bizler derimizi okşamakla kendimizi temizlediğimizi sanıyoruz. Türkler ise gerçek temizlik numunesi kişilerdir. Sıcak odalarda ve çok nefis bir keselenmeden sonra kahve, limonata ve çubuk getirmeleri çok güzel bir şey” diyerek Türklerin hamamı nasıl bir safa şekline çevirdiklerini dile getirir.
 
SIHHATLER OLSUN!
 
Bizim toplumumuzda hamamdan çıkana, banyo yapana “sıhhatler olsun” denilmesi, temizliğin sıhhat getireceğine olan inançtan kaynaklanmaktadır. Bu da insanımızın hamamı sadece temizlik aracı olarak değil, aynı zamanda şifa bulunan mekân olarak da algıladığını göstermektedir. Thévenot, “1655-1656’da Türkler” adlı eserinde Türklerin uzun ömürlü ve sağlıklı olmalarını, “hamama gitmelerine, Hıristiyanların aksine, ölçülü miktarda ve çeşitte yemelerine, içki içmemelerine ve egzersiz yapmalarına” borçlu olduklarını ifade etmiştir.
Tarihi eski olan şehirlerde derelerden gelen sular kanallara ayrılmakta bazı kanallar doğrudan hamamların içine yönlendirilirken bazı kanallar da halkın içme suyunu oluşturacak şekilde düzenlenmekteydi. Bu durum Türklerin hamama vermiş olduğu önemi göstermektedir. Hamamların içi en güzel mermer taşları ile döşenirken, dışı da kubbe şeklindeydi. Mimarinin fazla abartılı olmamasına dikkat edilir, mahremiyete önem verilirdi.
 
TÜRKLERİN HAMAM KÜLTÜRÜ KADİM
 
Ancak Türkler Anadolu’yu fethetmeden önce de hamam kültürüne sahiptiler. Bugün Anadolu’nun birçok bölgesinde bulunan ılıca isimli yerleşim yerleri “ılı(k)ça”, ılık suyun aktığı yer manasında kullanılmış, yine aynı şekilde şifa bulunduğuna inanılan kaplıcalar da “kap(a)lıca” dört tarafı çevrili, üstü açık yer manasında kullanmıştır. Halkımız yerden çıkan sıcak bir su bulduğu zaman onun etrafını derme çatma şekilde (kapalıca) çevreleyerek yaz kış buralarda yıkanıp temizliği eğlenceye dönüştürmüştür.
Grelot ise “İstanbul Seyahatnamesi” adlı eserinde, Türklerin sık sık yıkanmalarının, kafalarının devamlı ıslak kalmasına ve hastalanmalarına sebep olduğunu, bunu her zaman yapmalarını dinin emirlerine sıkıca bağlı olmalarından kaynaklandığını iddia etmiştir.
Gezgin Burnaby, “At Sırtında Anadolu”, adlı eserinde Türk-Ermeni ilişkilerini anlatırken Türklerin temizliği hakkında şu konuyu dile getirmektedir: “Sivrihisar’da çok büyük yangın çıktığı sırada buradaki Hristiyan nüfus 30 milyon kuruşluk bir zarara uğramış, Türkler zor durumda kalan Ermenileri evlerine almakta isteksiz davranmış, aldıklarında da konukları gittikten sonra gâvurların vücutlarıyla kirlendiklerini söyleyerek kullanılmış döşekleri pencereden dışarı atmışlardı. Bu olay bana Türklerin fanatikliğine kanıt olarak aktarıldı. Ancak daha sonra Ermenistan’da dolaşırken Türklerin, her şeyden önce evlerine kabul etmemekle, ikinci olarak da onları evlerinde ağırlayacak kadar iyi yüreklilik gösterdikten sonra döşekleri imha etmekle çok akıllıca davrandıklarını anladım. Ermeniler vücut temizliğine hiç önem vermiyorlar, son derece pisler. Evleri, giysileri hep haşerat kaynıyor. Türker ise aksine çok daha temizler.”
Dr. Gürsoy Şahin’in İngiliz Seyahatnamelerinde Osmanlı Toplumu ve Türk İmajı adlı eserinde anlatılan bu olayda Türklerin temizliğe vermiş olduğu önemin yabancıların dikkatini ne kadar çok çektiğini göstermektedir.
 
SADAKA-İ CARİYE
 
Dinimizde “sadaka-i cariye” denilen bir sadaka çeşidi de bulunmaktadır. Bu sadaka çeşidi kişinin öldükten sonra amel defterine sevap yazılacağına inandığı sadaka türüdür. Bu nedenle insanlar cami çeşme yapmayı bir nevi ibadet gibi görmüş, ihtiyacı olduğunu hissettikleri yerlere çeşme yaptırmaktan büyük mutluluk duymuşlardır.
İnsanımızın ev temizliğine önem vermesi, evine girerken ayakkabılarını çıkarması, dışarıdan eve taşınacak pisliklerin, hastalıkların önüne geçmiştir. Atalarımızın temizliğe önem vermeleri geçmişte onları büyük felaketlerden korumuştur. Peygamber Efendimizin “Temizlik imanın yarısıdır” hadisi şerifinin sırrına vâkıf olan atalarımız gibi bizim de temizliğe daha fazla özen göstererek her türlü hastalık ve virüsten korunma şansımızı sürdürmeliyiz…
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614191 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/genis-aci-fikir-ve-tartisma/614191.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT