BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ANAHTAR

Kâzım Kürşat Yücel
Facebook
Günlük dedikodular vaktimizi değirmen gibi öğütüyor. Giden sâdece zaman değil. Potansiyelimiz lakırdı girdâbında berhevâ oluyor. Yalnızca ma’nâ cebhemizden bahsetmiyoruz. Madde cihetimiz de tehdîd altında. Bugün mes’eleye çâre bulacak beyinler yok. Hâdiseyi doğru okuyacak kafalar bile bulunmuyor. İzâfî durumdan söz etmiyoruz. İdeali merkeze koyup konuşuyoruz. Son yüz sene bize çok pahalıya patladı. Birçok şeyle berâber aklımızı da götürdü. Komedyenlerin işi hiç bu kadar kolay olmamışdı. Tezâdlar, tenâkuzlar zirvede. Abdülhamid Han’a söz söyletmeyenler onu diline dolayanları bayraklaşdırmış durumda. Yarım doktor, yarım imam neyse yarım aydın da o. Acabâ bu vartayı ne zaman ve nasıl atlatacağız? Damarlarımıza şırınga edilmiş eblehlik mikrobunu kim bilir hangi hamleyle bertaraf edeceğiz? Doğrusu merâk ediyoruz…
 
Ecdâd lakırdıya iltifât etmezdi. Aldığı her nefes, atdığı her adım şuûr doluydu. “Gazâ kim itdiler Allahu ekber; Didiler her nefes Allahu ekber/Salındı seyf-i İslâm kâfir üzre; Uruldı nevbet Allahu ekber/Kılıçlar gölgesinde cennet-i Hak; Resûl’den bu haber Allahu ekber/Bozıldı çanlar hem kelîsalar; Makâm oldı dîne Allahu ekber” diyenler sarsılmaz bir îmân ve yıkılmaz bir i’tikâdla mücehhezdiler. Orhan Gâzî’nin “pâk dîn” ve “pâk i’tikâd” olarak tavsîf edilmesi binlerce misâlden sâdece biri. “Kim sevilir kim sevilmez?” suâlinin cevâbını altı yüz sene boyunca doğru olarak verebilmek işte bu sûretle mümkin olmuşdur. Altyapıdaki küçük bir bozukluk tâc ü tahtı berbâd ederdi. Nitekim bugün cübbesi, sakalı, sarığı yerinde olan nice zevât oraya buraya yalpalamakdan kendini alamıyor. Niyyetde karışıklık, menbada bulanıklık var çünki. Ajanları hiç saymıyoruz. Onlar zâten düşman. Oyunun farkında olduğunu zannedenler hîlenin yüzde ellisini çözmüş durumda. Başka bir ifâdeyle diğer yarının içinde deli dana gibi bir aşağı bir yukarı seğirtip gidiyorlar.
 
Az konuşup çok iş yapmak ecdâdın alâmet-i fârikalarından. Bu hasletle vasıflanmak zorundayız. Sultan Selîm muhteşem bir numûne-i imtisâl olarak karşımızda duruyor. İmparatorlukları yutarken nutuk atıp durmuş mu bakmakda fâide var. “Kim ne yapıyor?” sorusuna cevâb arayabiliriz. Ne var ki bunun “gün” dedikodularını hatırlatacak tarzda olmaması lâzım. Böyle bir ameliyye hiçbir yarar sağlamaz. Bilakis büyük zarar verir. Her saat farklı zemînlerde sözüm ona ifşââtla meşgûl olan eşhâs aslında nice beyni dumûra uğratıyor. Onları ciddîye alanlar vehim anaforunda boğuluyor. Dikkat ederseniz bunların hiçbirinde derinlik yok. Hasan geldi, Hüseyin gitdi salatasıyla karın doyurmaya çalışıyorlar.
 
Büyük Türkiye biiznillah kurulacak. Fakat mes’elelerimizi de bilmek zorundayız. Aksi kafamızı devekuşu gibi kuma sokmak olur. Hedefe dev aynasıyla değil, boy aynasıyla ilerleyeceğiz.
 
Yeniden dünya tahtına oturmanın anahtarı bu!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
593071 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/kazim-kursat-yucel/593071.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT