BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Misak-ı Millî nazarında Lozan Muahedesi

Mehmet Fatih Oruç
Facebook

Lozan Sulh Muahedesinin tasdik edilebilmesi için verilen tavizler Misak-ı Millî’ye ne kadar münasipti? Acaba ehemmiyet gösterilen bu vesikanın şartları Lozan’da müdafaa edildi mi?

Buna verilecek cevap kesinlikle hayırdır. Ayrıca Lozan Sulh Muahedesi neticesinde kabul edilen şartlar, Misak-ı Millî çerçevesinde alınan kararlara uymamaktadır. En basit olarak Batı Trakya, İskenderun, Musul ve Batum konuları ile alakalı muahedede yer alan hükümlerle tezattı.

Lozan’da ilk merhalede müzakereler devam ederken, İngilizlerin mukavemeti sebebiyle Ankara Hükûmeti geri adım atmak zorunda kaldı. Bunun neticesinde İngilizlerin teklifi kabul edildi ve ihtilaflı topraklar meselesi bir başka müzakereye bırakıldı. Mesele kaybedilen bütün topraklar ile alakalı gibi gözükse de aslında esas kastedilen yer Musul toprakları idi.

Bir diğer ihtilaf ise hilafetin kaldırılma mevzusuydu. İngilizler hilafet meselesinin Türkiye’nin bir iç meselesi olduğunu söylese de aslında Lozan Anlaşması’nın 27. maddesi(*) direkt hilafet ile imtizaç etmektedir (bağdaşmaktadır). Bu sebeple Ankara hükûmeti, ikinci merhale için müzakerelere giderken pragmatik bir yaklaşımla ‘önce sulh’ diyen bir siyaset benimsemiş ve Misak-ı Millî beyannamesi bu noktada göz ardı edilmiştir. Efkâr-ı umumiye nezdinde Misak-ı Millî sulh için müzakere edilebilir asgari taleplerdi. Ancak Ankara hükûmeti o devrin şartlarına binaen sulh adına Misak-ı Millî'den taviz verilmesini normal görüyordu. Bundan sonraki atılan adımlar da buna istinaden atıldı. İşte bu noktadan sonra Misak-ı Millî, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti için manifesto olmaktan çıkartıldı ve hilaf-ı hakikat olarak kullanılan bir propaganda aracı hâline getirildi.

Bu noktada bir soru daha sorma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Acaba Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün Misak-ı Millî endişesi var mıydı? Böyle bir kaygı taşımadıkları kendi yaptıkları açıklamalarında net olarak görülebilmektedir. Hedefin ise yukarıda da belirttiğim gibi “3 kasım 1922 tarihli Lozan talimatnamesinde yazıldığı gibi kapitülasyonların ilgası ve Ermenilere yurt verilmemesi şartıyla -ki bunlar masadan kalkma gerekçesi olacaktı-” bir an önce sulh olduğu aşikârdı. Musul meselesi yüzünden müzakereler tıkanınca, Lord Curzon’un masadan kalkma blöfü karşısında heyetin geri adım atmasının nedeni de budur.

Bu sebeple resmî ideolojinin en mühim argümanlarından olan Misak-ı Millî vesikası ile alınan kararlar, bizzat tasdik edenler tarafından çiğnenmek zorunda bırakılmıştır. Bu noktadan bakıldığında Misak-ı Millî daha devreye bile sokulamadan Lozan ile ilga edilmiş oldu. İsmet İnönü’nün Lozan’a giderken cebine koyduğu 14. Madde(**) ise meriyete haiz (yürürlüğe girmek) olamamıştır.

Bu konu ile ilgili Ankara hükûmetindeki hâkim fikriyat ise, “Batı Trakya’nın, Musul’un, Halep’in kaybedilmesi, yani Misak-ı Millî’nin tasdik ettirilmesi evleviyetten (öncelik) değildir. Çünkü burada hürriyet talebinin tasdiki söz konusudur” şeklindedir. Dr. Rıza Nur ise hadiseye farklı bir pencereden bakmaktadır ve Misak-ı Millî vesikası için “O devrin şartlarında amme efkârının gözünü boyamak için alınmış, reel-politikaya hiç münasip düşmeyen tek taraflı bir karardır” demektedir.

Fakat Misak-ı Millî muhafazakâr ve Milliyetçi kesim tarafından Ankara Hükûmeti’nin aksine sahiplenilmiş, ayrıca bir ülkü olarak kabul edilmiştir. İşte bu sebeple de Lozan, Misak-ı Millî’nin gerisinde kaldığı ve vazgeçilemez maddelere aykırı olduğu için bir hezimet olarak görülmüştür.

.....

(*)Madde 27: Türkiye Hükûmeti ya da Türkiye makamlarınca, Türkiye toprakları dışında, işbu Antlaşmayı imzalayan öteki devletlerin egemenliği altında ya da koruyuculuğunda bulunan toprakların yurttaşları ile Türkiye’den ayrılan toprakların yurttaşları üzerinde siyasal, yasama ya da idari konularda, her ne nedenle olursa olsun, hiçbir yetki ya da yargı hakkı kullanılmayacaktır. Şurası da kararlaştırılmıştır ki, İslam dini makamlarının dinî yetkilerine bir zarar gelmemektedir.”

(**)Madde 14: Osmanlı’dan ayrılan memleketler için Misak-ı Millî’nin plebisit (devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanmak istediğini belirtmesi için başvurulan oylama) hükümleri tatbik edilecek.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
598413 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/mehmet-fatih-oruc/598413.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT