BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mülteci pişkinliği…

Neler Oluyor
Nuri Elibol
Facebook
 
Mülteci sorunu Avrupa’nın da sorunu hâline gelmeden Suriye’de 5 yıldır devam eden insanlık trajedisine seyirci kalanlar ne hikmetse meydana çıkmaya başladılar. Mülteci sorunu nereden çıktı? Akdeniz’i saran Arap baharı günlerinde Suriye’de bir diktatör hak, hukuk, özgürlük talep eden masum sivil vatandaşlarının üzerine bomba yağdırmayı tercih etti. İnsanlar bu baskı ve zulme direndi. Bu diktatörün baskılarına boyun eğmemek-karşı çıkmak için Suriye halkının büyük bir bölümü medeni dünyadan nafile biçimde yardım ve destek bekledi. Başta ABD olmak üzere batı dünyasının çapsız liderleri, rejim muhaliflerine ilk etapta umut verdiler. Ama ilerleyen süreçte onları orta yerde bıraktılar. Muhalifler birazcık başarı kazanınca da İran ve Rusya; BM, NATO ve ABD’nin gözünün içine baka baka gelip Suriye’ye çöreklendi. Özellikle ABD ve Batı blokunun pasif tutumunu fırsat bilen Rusya, Suriye’yi mesken edindi. Sonradan ortaya çıkan DAEŞ tehdidini mazeret göstererek Rusya-İran ve Suriye rejimi, Suriye’deki muhaliflere kan kusturuyor. İnsanlar canını kurtarmak için yerlerini, yurtlarını terk edip kaçıyorlar. Ülke nüfusunun büyük bir bölümü mülteci pozisyonunda. Rusya uçaklarının yağdırdığı bombalara, Esad rejiminin katliamlarına sessiz kalan BM sıkılmadan Türkiye’ye “Sınırlarınızı açın!” çağrısı yapıyor. Yıllardır Esad bomba yağdırırken neredeydiniz? Son bir yıldır Rusya DAEŞ’i bahane ederek muhaliflere yeri göğü dar ederken AB, ABD, NATO ve BM hangi cehennemdeydi?.. Mülteci sorununun sebepleri ile ilgilenmeyenler sonuçları nedense kendilerini etkileyince bağırmaya başladılar. Günaydın hepinize… Rusya’yı durduramazsanız Suriye nüfusunun üçte ikisi mülteci konumuna düşer.
Suriye sorununa zamanında duyarlı hareket etseydiniz, büyümeden çözülmesi için kararlılık gösterseydiniz bugün mülteci sorunu diye bir sorunla karşılaşmayacaktınız. Tanklar, makineli tüfekler ateş kusarken, Rus uçakları muhaliflere ait sivil yerleşim yerleri dahil her yere bomba yağdırırken o insanlar tabii ki kaçacak ve o toprakları terk edecektir. İster sınırlarınıza tel örgü çekin, ister kanallar açın, isterse duvarlar örün. O insanlar uçak bombalarına, tank mermilerine her gün hedef olmaktansa Ege’nin sularında boğulmayı, tel örgüleri geçerken yara bere içinde kalmayı, günlerce aç ve susuz kalmayı göze alıyorlar. Avrupa’ya ulaşanları geri gönderseniz de, Suriye sorununu çözmeden mülteci sorununu halletmiş olmazsınız. Türkiye’ye baskı yapmaya kalkıyorlar. “Mültecileri Türkiye’de tutun. Avrupa’ya gelmesini engelleyin” diyorlar.
Zaten Suriye krizinin en ağır faturasını ödeyen Türkiye’ye ciddi haksızlık yapıyorlar. Türkiye bugüne kadar onlardan hiçbir şey talep etmeden ‘açık kapı’ politikası uyguladı. Kapımıza gelen hiç kimse geri çevrilmedi. Eğer devlet 8-9 milyar dolar bir harcamadan bahsediyorsa bilesiniz ki toplumumuzun aldığı yükün bedeli 25-30 milyar dolardır.
İnce bir taktikle Suriye’deki Esad karşıtlarının hepsi göçe zorlanıyor. Buradaki demografik yapı sistemli bir şekilde değiştirilmeye çalışılıyor. Bu nedenle Türkiye insan kaçakçılarının getirdiği kişiler hariç sınırına gelen her mağduru öncelikle sınırın Suriye tarafında oluşturduğu kamplarda barındırmaya çalışıyor. Sınırları kaçak geçmeye çalışanlar veya Ege’den, Trakya sınırımızdan gitmeye çalışanlar insan kaçakçılarının tuzağına düşmüş olanlardır. Türkiye insan kaçakçıları ile ciddi bir mücadele yürütüyor. Türkiye’nin “Sınırda Rus ve rejim uçaklarının bombalayamayacağı güvenli bölgeler oluşturup mültecileri bu güvenli bölgelerde barındıralım” şeklindeki önerisine dönüp bakmayan ABD, İngiltere, Almanya ve BM bugün bize akıl veriyor, “kapılarınızı açın” diyor. Baas rejiminden, Şii milislerden ve Rus ajanlardan oluşan çeteler sınırımızın dibine kadar yaklaşıyor. Halepli mülteci Muhammed, “Rusya’nın bombaları altında parçalanmaktansa Ege’de bizi balıklar yesin daha iyi" diyor.
2 milyon 541 bini Suriyeli olmak üzere 3 milyon kayıtlı mülteciyi misafir ediyoruz. Kuşkunuz olmasın 500 bin de kaçak vardır. 3.5 milyon insana kucak açmışız.  Dalga geçer gibi şu ana kadar 450 milyon dolar uluslararası yardım almışız. Bu devede kulak bile değil. Herkes bize akıl veriyor. Akıl vereceğinize önce samimiyetle bizimle yükü paylaşın sonra da sorunun sebebini ortadan kaldırmak için çaba sarf edin.
Suriye’de Rusya’nın sivillere saldırılarını durduramaz iseniz, insanlar her gün Ege’de boğulmaya devam edecektir...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
590074 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/nuri-elibol/590074.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT