BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Tarihi değiştiren maymun ısırığı KRAL VE MAYMUN

Dünden Bugüne
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Facebook
Bir maymun ısırığı tarihin gidişini değiştirdi. Churchill “Bu maymunun ısırmasından dolayı bir kral ve çeyrek milyon kişi öldü” derdi.
 
Genç Yunan Kralı Aleksandros, 2 Ekim 1920 günü Tatoi Kraliyet Sarayı bahçesinde gezerken, İngiliz Generali Milne tarafından kendisine hediye edilen Alsace cinsi çoban köpeği Fritz’in üzerine, bahçeler müdürünün Berberî Şebeği cinsinden maymunu Moritz saldırdı. Gazaplı maymunun eşi olan bir başkası, köpeğini kurtarmak isteyen kralı bacak ve karnından ısırdı. Sarayda, serbestçe gezen vahşi bir Berberî Şebeği’nin ne işi vardı, orası bir muammadır.
Maymunlar komiktir ama, Berberî Şebeği, aslında büyük dişleri olan çok tehlikeli bir hayvandır...
Saldırgan maymun ve eşi hemen vuruldu. Hizmetçiler, Kral’ın yaralarını temizlediler. Ancak, çok geç kalmıştı. Isırık yaraları kolayca enfekte olur. Hele vahşi hayvanlardan geliyorlarsa…
 
Kelebek Tesiri
 
Hadise ciddiye alınmadı ve kimseye duyurulmadı. Yarası iltihaplanan Kral, ateşler ve acılar içinde kıvranmaya başladı. Bir ara ayağının kesilmesi bile düşünüldü. Sürgündeki annesini görmek istedi; hükûmet kabul etmedi. 23 gün içinde 7 ameliyat geçiren Kral, 25 Ekim 1920’de septisemiden öldü.
Tarih boyu birçok hükümdar, acımasızca ve tuhaf yollarla ölmüştür. Ancak bu şekilde bir ölüm dünyada tektir. Sembolik bir hükümdar olan Kral’ın ölümünün aslında politik bir ehemmiyeti yoktu. Ama beklenmedik ölümü, kelebek tesiri ile bir dizi mühim hadiseye yol açtı. Kral genç ve sağlıklı idi; uzun yıllar yaşayabilirdi; o takdirde Küçük Asya Macerası başta olmak üzere, tarihin akışı bambaşka olurdu.
 
Kukla Kral
 
Yunanistan, I. Cihan Harbi’ne girmedi. “Küçük, fakat itibarlı Yunanistan” isteyen Kral Konstantinos, Kayzer’in eniştesi idi. Giritli kurnaz diplomat Elefterios Venizelos ise harb taraftarı idi. Kralı, Almanya ile gizli bir anlaşma yapmakla suçlayarak yıprattı.
Müttefikler Yunanistan’ın bir kısmını işgal ederek Kral’ı düşürüp, yerine 11 Haziran 1917’de küçük oğlu 24 yaşındaki Prens Aleksandros’u geçirdiler. 15 Eylül 1918’de Yunanistan müttefikler yanında harbe girdi.
Venizelos diktatör oldu. Kraliyet ailesinin tamamını sürgüne gönderdi. Kralı saraya hapsederek pasifize etti. Binlerce kralcı ve harb aleyhtarı memur ve askeri tasfiye etti. Basını ve harb muhaliflerini susturdu.
 
Suikast mı?
 
İyi bir hatip olan kurt politikacı Venizelos, Avrupa siyasilerini avucunun içine almış; Lloyd George’u İzmir’i işgale razı etmişti. Hâlbuki tuzağa düşen kendisi idi. Nitekim işgal, İngiltere’nin menfaatine, Yunanistan’ın aleyhine olmuştur.
Gümülcine’den Edirne’ye giderken bir Bulgar komitacısı Kral’a suikast yaptı; ama Kral, kurtuldu. Venizelos, Anadolu’da fethedilen toprakları ilhak etmek üzere yeni kralı zorladı. Ama kral ayak diredi. Zira Yunanistan’da Küçük Asya macerasına muhalif geniş bir kitle vardı. Tam o esnada Kral öldü. Bazıları Kral’ın Venizelos tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etmiştir.
 
Saf Prusyalı
 
Venizelos, seçime gidip cumhuriyet ilan etmeyi düşündü. Kendinden çok emindi. Ancak halk, İngiliz ve Fransızlarla ittifakından hoşlanmıyor ve harbi desteklemiyordu. Venizelos kaybetti; kraliyet taraftarları kazandı.
14 Kasım 1920’de İsviçre’de sürgündeki eski kral Konstantinos geri döndü. Kralın dönüşü için yapılan plebisitte kullanılan 1 milyon reyin, sadece 10 bini muhalifti. İngiltere derhal Yunanistan’dan desteğini çekti.
Müttefiklerin resmen tanımadığı, Prusya saflığının bir numunesi olan yeni kral, güya eski hatasına düşmedi; harbi sürdürdü. Nutuk’ta da geçtiği üzere, İngilizlere krallığını tasdik ettirebilmek için taarruz edip muvaffak olması gerektiğini düşünüyordu.
Başbakan Dimitri Gunaris’in ısrarlarına rağmen, İngiltere desteğini geri çekti. Londra, Yunanları kullanmış; şimdi bir kenara silkelemişti. Dengeler değişmiş, ibre başka tarafa dönmüştü. Konstantinos iyi bir askerdi ama, bunu idrak edecek kadar kurnaz değildi.
 
Değişen ibre
 
İngiliz politikasının değişmesinin tek sebebi bu değildi elbette. İngiltere’nin Yunanistan’dan bir beklentisi kalmamıştı. Artık daha büyük bir tehlike vardı. Sovyetlere yakın bir Türkiye istemeyen Londra, Sovyet tehlikesine karşı Ankara’ya yaklaşmak yolunu tercih ediyordu.
Kasım 1920’den beri Yunanlardan sıdkını sıyıran Müttefikler, 26 Nisan 1921’de Türk-Yunan harbinde tarafsız olduklarını resmen ilan ettiler. Yunanların İstanbul’u askerî üs olarak kullanmaları engellendi. Kemalistlerin İstanbul’dan Anadolu’ya geçişine izin verildi.
Fransa, İtalya ve Rusya, Ankara Hareketi'ne silah temin ederken; Yunanlara silah satışı yasaklandı. (Bilal Şimşir, İngiliz Belgeleri ile Sakarya’dan İzmir’e, 193 vd; Abdurrahman Bozkurt, İtilaf Devletleri’nin Türk-Yunan Savaşı’nda Tarafsızlık İlanı)
 
Bir kral ve Çeyrek Milyon
 
Yunan milliyetçilerinin Megali İdea, nam-ı diğer Büyük Bizans’ın ihyasına dair çılgın hayalleri maymun ısırığı ile suya düşmüştür. Tarihçiler, Aleksandros’un ölümünün, Venizelos’a darbe vurduğunu; Müttefikler’in desteğinin kaybedilmesinin Yunanların Anadolu’dan çekilmesine sebebiyet verdiğini söyler.
Winston Churchill, “Bu maymunun ısırmasından dolayı bir kral ve çeyrek milyon kişi öldü” demişti. (The World Crisis, V/409, Londra 1929)
1928’de memleketine dönüp başbakan olan Venizelos, bu sefer amansız Türkiye dostu oldu. Türkiye’yi resmen ziyaret etti. İki cumhuriyetçi eski düşman samimi pozlar verdiler. Hatta 1934’te Gazi’yi Nobel Barış Mükâfatı’na namzet gösterdi; Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne girmesi için referans oldu.
 
Maymuna Övgü
 
O zamanki gazetelerden anlaşıldığına göre, Türk matbuatı Kral’ın ölümünü coşkuyla karşılamış; maymuna övgüler düzmüştür. Yahya Kemal, Nihad Sami, Sâmiha Ayverdi gibi edipler, “Allahın askerleri sonsuzdur” fehvasınca Türk-Yunan harbinin kazanılmasında maymunun rol aldığını söyler. Said Nursi’nin, “Mücahid bir hayvan mersiyesi” başlıklı komik bir şiiri vardır!..
 
Araba meraklısı kral
 
Aleksandros, yakışıklı, nazik ve sosyal çevrelerde sevilen bir şahsiyetti. Motorlara ve otomobillere meraklıydı. Yunanistan’da ilk otomobil alanlardan birisidir. Kimseye kulak asmamış; halktan bir kızla evlenmişti. Balkan Harbleri’ne genç bir subay olarak katılmıştı. Edirne’den başlayıp İzmir’de sona eren bir Anadolu seyahati yaptı. Edirne’de Selimiye Camii’ni ziyaret etti; işgalciler, Türklerin dinine ve kültürlerine saygı gösterileceğine dair gönül çelici beyannameler neşretti...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616130 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/616130.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT