BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Barış Pınarı’nın Rusya cephesi

Prof. Dr. Kemal İnat
Facebook
Barış Pınarı Harekâtı’nın farklı cepheleri olduğunu önceki yazılarda yazmıştık.
Bu cephelerin her birinin en az Fırat’ın doğusunda sahada PKK/YPG’ye karşı yürütülen operasyon cephesi kadar önemli olduğunu da.
ABD’den ümidini büyük ölçüde kesen PKK/YPG’nin gözünü yeniden Şam yönetimiyle iş birliğine çevirmesiyle birlikte, Türkiye açısından harekâtın Rusya cephesi önem kazanmış oldu.
Henüz ABD’deki PKK/YPG âşıklarından gelen salvoları savuşturmaya çalışırken, Türkiye şimdi bir de Rusya cephesinde mücadele etmek zorunda.
Rusya cephesini incelemeden önce “ABD’deki PKK/YPG âşıkları” ifadesini kısaca açıklığa kavuşturmak gerekirse, bunun gerçek bir aşk olmadığını, Amerika’daki söz konusu çevrelerin bu örgüte Orta Doğu politikalarında bir “araç” olarak “kullanmak” için değer verdiklerini ifade etmek gerekir. Trump’a da bu kullanışlı aracı çok çabuk çöpe atmak istediği için kızıyorlar.
“O kadar yatırım yaptığımız bu örgütü neden bu kadar kolay harcıyorsun” diyorlardı.
Trump da, “Parasını verip kullandık, artık ihtiyacımız kalmadı. Artık çıkalım buralardan, bize ne Türkiye-Suriye sınırından? Amerika’ya asıl tehdidin geldiği yere odaklanalım” diyordu.
Amerikan Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Ankara ziyaretiyle birlikte, ABD’nin çekilmesinin Trump için ülkesinde doğurduğu maliyeti azaltan bir mutabakata varıldı. Bu mutabakatla, sınırından başlayarak 30-35 km derinliğe uzanan bir güvenli bölge oluşturma niyetiyle Barış Pınarı Harekâtını başlatan Türkiye’nin de isteği karşılanmış oluyor.
Ancak ABD’deki PKK/YPG sempatizanı bürokrat ve siyasetçilerin verdikleri tepkiye bakıldığında, anlaşmadan memnun olmadıkları ve örgüte sahip çıkmak için bundan sonra da ellerinden geleni yapmaya çalışacakları görülüyor.
Şimdi yazının asıl konusu olan Rusya cephesine dönelim...
Rusya’nın vakit kaybetmeden, ABD tarafından boşaltılan bölgeleri kontrol altına alması için Şam yönetimini teşvik ettiği görülüyor. Menbiç ve Ayn el-Arab’a giren rejim askerleri bunun göstergesi.
Menbiç’te şehri terk eden Amerikan askerlerinin Suriye rejimi bayrağıyla şehri devralmaya giden askerlerle yolda geçiştiği görüntüler bu süreçte ABD ile Rusya arasında Türkiye karşıtı bir uzlaşının olduğu ihtimalini güçlendiriyor.
Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyor ama savaş sonrası Suriye resminde PKK/YPG’yi görmek istemiyor. Bunu engellemek için ABD ile her türlü gerginliği göze alan Cumhurbaşkanı Erdoğan için şimdi Moskova’nın nasıl bir politika izleyeceği çok önemli hâle geldi.
Bu, Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceği için de hayati öneme sahip olacak.
Türkiye’nin PKK/YPG ile mücadele çerçevesinde Washington ile yaşadığı gerginlikler Moskova tarafından iyi okunmalı.
Adana Protokolü’nden bahsediliyor ama Şam yönetiminin bu protokolü imzalamaya razı olması ancak Türkiye’nin ciddi bir şekilde askerî müdahale tehdidinde bulunması sayesinde gerçekleşmişti. O zaman Şam’ın arkasında Moskova yoktu ve Washington-Ankara ilişkileri çok yakın olduğu için ABD, Türkiye’nin bu baskı politikasına karşı çıkmayarak dolaylı destek vermişti.
Şimdi ise Şam’ın arkasında Rusya var ve Türk-Amerikan ilişkileri ciddi sorunlar yaşıyor.
Bu durumda Esad yönetiminin 1998 öncesindeki olduğu gibi PKK ile yakın bir ilişki içerisinde olmayı tercih etme riski var. Rusya’nın desteğine güvenerek ve Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerginlikten cesaret alarak böyle bir yol izleyebilir.
Batı’da PKK/YPG için aşırı sempati duyan bir kitlenin varlığı da Şam’ın bu tercihini kolaylaştırabilir.
Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlı tutumu düşünüldüğünde, Suriye rejiminin PKK/YPG ile böyle bir yola girmesi Ankara ile Şam arasında olduğu kadar Ankara ile Moskova arasında da ciddi krizlerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Bu yüzden gelinen noktada Rusya’nın PKK/YPG konusunda nasıl bir politika izleyeceği önem kazanıyor.
Moskova, birçok alanda yakın iş birliği içerisinde olduğu Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini dikkate alarak PKK/YPG ile iş birliğinden uzak bir tavır içerisinde mi olacak? Yoksa ABD’nin yaptığı hatayı tekrarlayarak Suriye politikasını bir terör örgütüyle iş birliği üzerine mi dizayn edecek?
Eğer Rusya, PKK/YPG konusunda ABD’nin yaptığı hataları tekrarlarsa Türkiye ile sağlıklı bir ilişki sürdürme şansını kaybeder.
Bunun yerine, terör örgütüyle değil de Ankara ile iş birliğini tercih ederse, hem Türkiye ile ekonomik ve askerî alandaki ilişkilerini daha da geliştirme yolunu seçmiş olur hem de Suriye sorununun adil ve kalıcı çözümü konusunda ihtiyaç duyduğu önemli bir ortakla ilişkilerini bozmamış olur...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610324 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-kemal-inat/610324.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT