BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

YERLİ OTOMOBİLİN İSMİ

Cuma günü Gebze’de hem Bilişim Vâdisi’ni ve hem de yerli ve millî otomobilimizi gördük. O gün orada sadece yarım asrı aşkın bir zamandan sonra yerli otomobil imâl etmiş olma heyecanını yaşamadık. 1961’de yirmi vatanperver mühendisimizin Eskişehir’deki TCDD tesislerinde dört ay gibi kısa bir müddet zarfında imal ettikleri dört adet “Devrim Otomobili”nden bugüne intikal etmiş sapasağlam fakat tek kalmış olanını da gördük. Eski bir tanıdıkla buluşmuş gibi fotoğraf çektirdik.
Türkiye, 27 Aralık 2019’da milâdî sene tam da biterken çok heyecanlı bir ânı yaşadı. O gün Bilişim Vâdisi’nde bir fikir, bir hasret, kuvveden fiile çıktı. Bir zamandır konuşulan “yerli otomobil” taşın altına elini koyan “babayiğitlerin” TOGG-Türkiye’nin Otomobili Gelişim Grubu çatısı altında toplanması ve teşebbüsün sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takibiyle bahsettiğimiz gün henüz adı konmamış olan yerli otomobilimiz hayatımıza girdi. Değişik modelleriyle onlar, sahnede biz salonda olduğumuz hâlde âdeta kucaklaştık. 
Yerli, millî ve bizim olan otomobilimiz, cuma günü Türkiye ve dünyaya tanıtıldı. Bu tanıtımda hadise, tıpkı İstanbul Kanalı gibi bir Devlet Fikri ve Devlet Projesi olduğu için isterdik ki bütün parti liderleri de orda olsunlar. Haber, dünyanın da dikkatini çekti. Biz, sanayi inkılabı asrını kaçırmış ve otomobil yapamamıştık. Fakat şimdi otomotiv sanayii varoluşunun ikinci safhasına girmiş, yeni bir çağa adım atılmıştır. Bizim kaçırdığımız mekanik oto devridir. Şimdi ise otomobilde elektrik, elektronik ve yazılım çağına girilmekte. Buna tam kapı aralanmışken biz bu defa fırsatı yakaladık. 2022’den itibaren Gemlik’teki bir milyon m2’lik sahada yer alacak fabrikada hem de beş ayrı model yerli otomobilimizi imâl edecek ve iç ve hem de dış piyasaya satacağız. Otomobilimizin en büyük hususiyeti yakıt değil elektrikle çalışmasıdır. Bunu yapan az sayıdaki memleketten biri olmaktayız. Yılda 175 bin adet üretilecek bu otomobil ile birlikte petrole mecburiyetimiz giderek düşecek ve hazine çok ciddi tasarruflarda bulunacak, yan sanayii ile birlikte on binleri bulan yeni iş imkânları çıkacaktır.
Bu fikre de, bu otomobile de, bu teşebbüse de laf edecek olanlar ya kıskanç ya gayrı millî veya ne konuştuğunu bilmeyen kimselerdir.
Bu bir yüz akı projedir. Bugünlere kolay gelmedik. Sanayi inkılâbını kaçırdıktan sonra onu yeniden yakalama uğruna verdiğimiz mücadelede ağır bedeller ödedik. Sultan Abdülaziz Hân, o açığı deniz filoları yapıp açık denizlere çıkmak için verdi. Zira açık denizlere çıkamayan bir devlet, büyük devlet kalamaz veya olamaz. Ama bunu hayatıyla ödedi. Abdülhamid Hân, Bağdat ve Hicaz Tren Yolları başta olmak üzere demir yollarına, telgrafa, haberleşmeye, bayındırlığa ehemmiyet verdi. Ne var ki O da yerini kaybederek bedel ödedi. Cumhuriyetin hemen başında Vecihi Hürkuş adlı askerî pilot uçak yaptı, 1930’lu yıllarda çok yönlü müteşebbis Nuri Demirağ, NU-D adlı yerli uçağı neredeyse dünya markası seviyesine ulaştırdı. Fakat her ikisi de biçildi. Bakü Kahramanı Nuri Killigil Paşa, 1940’lara yerli tabanca yani silah yaptı. Fakat o da Tek Parti Zihniyeti’nin hışmına uğradı. Fabrikası kundaklandı. Çıkan yangında cesedi bile bulunamadı. Gıyabî cenaze namazı kılınıp boş tabut defnedildi. Kundaklamayı kimin yaptığı belli olmadı. Adnan Menderes, İskenderun Demirçelik, Aliağa Arıtma Tesisleri, Seydişehir Alüminyum Tesisleri gibi teşebbüsleriyle sanayileşmeye yöneldiği için hayatıyla bedel ödedi.
1961’de Devrim adlı yerli otomobil yapıldı. Darbenin başı Cemal Gürsel, 29 Ekim sabahı TBMM önünde o dört otodan birine bindi. Ancak; otomobiller, 28 Ekim akşamı Eskişehir’de kara-trene yüklenirken emniyet sebebiyle benzin depoları boşaltılmış, değişen ekipler sebebiyle depoda benzin olamadığı gözden kaçmıştı. Onun için otomobil, yüz metre kadar gittikten sonra durdu. O durunca “Cemal Aga”, aşağı indi ve o öfkeyle şunu deme gafletini gösterdi: “Batı aklıyla otomobil yaptınız, fakat Türk aklıyla benzin koymayı unuttunuz!” Ertesi gün bu söz manşetlerdeydi. Zaten devrin matbuatıyla bir kısım yarı aydın çevreler, teşebbüse karşılardı. Oysa Gürsel, o otomobilden iner inmez, hemen ikinci Devrim otomobile bindirilmiş ve gideceği Anıtkabir’e götürülmüştü. Ne var ki bu gerçek dile getirilmedi. Tabiî mes’elenin bir de başka cephesi var. O da şu: İlâhî irade, önce adam asıp, sonra otomobil yapmaya kalkışan cunta lideriyle kadrosuna bu şerefi vermemişti.
Şimdi uzun bir aradan sonra 27 Aralık 2019 günü yeniden bir fırsatı yakalamış bulunuyoruz. Bu başarı, elbette her şeyden evvel milletimizindir. Proje, her devirde yaşamalıdır. İstanbul Kanalı müteahhitleri, iktidar değiştiğinde ödeme alamayacakları şeklinde korkutulmaya kalkışıldığı için bunu hatırladık. Şu Tek Parti Zihniyeti artık arşivlerde kalmalı.
İsme gelince; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sanki “Devrim” veya belki de “Yeni Devrim” ismini imâ etti. Ama bizim teklifimiz farklı. Biz, “Burak” ismini teklif ediyoruz. Derinliği, mânevî tarafı da olan güzel bir kelime. Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- Mi’rac Bineğinin adı. Bu teklifimiz kabul görürse bir bakıma mânâ ile madde de buluşmuş olur. Üstelik Burak kelimesinin her dilde yazılışı kolaydır.
Hayırlı olsun. Emeği geçenleri tebrik ederiz.
2023 ve 2071 Yürüyüşündeyiz…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611486 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/611486.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT