BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Aynada, kendine kızan amca!..

Ünal Bolat
Facebook
“Kapıda, seksen-seksen beş yaşlarında bir adam öfkeyle konuşmaya devam ediyordu!..”
 
İstanbul-Kütahya arasında seyahat ediyordum. Zaman bayağı geçmiş aracımızla hayli yol almıştık. Öğle ezanları okunmuş, ikindiye az bir zaman kalmıştı ama ben ve eşim hâlâ öğle namazlarını eda edememiştik…
Daha önce birkaç kez mola verdiğim Bozüyük'te bir dinlenme tesisinde durdum. Bu dinlenme tesisinin lavaboları mescidi tahminimden daha güzel ve bakımlıydı. Dinlenme tesislerinde pandemi döneminde bundan daha temiz bir mescit bulmak hemen hemen imkânsız gibiydi. Kadın ve erkeklerin ayrı ayrı kapılardan girdiği mescit oldukça temiz bakımlı pırıl pırıldı. Erkekler mescidinde benden başka birisi daha vardı. Kadınlar mescidinde ise eşimden başka kimse yoktu.
Öğle namazının daha ilk dört sünnetini kılıyordum ki bir ses işittim:
“Hemşehrim burası kadınlar mescidi. Erkekler mescidi yan tarafta görmüyor musun? Bak burada kadın ayakkabıları var!”
Namazıma devam ediyordum, dördüncü rekâta kalmıştım ki aynı sesi ikinci kez duydum:
“Kardeşim burası kadınlar mescidi diyorum sana, çık dışarı! Ne laf anlamaz adamsın sen?”
Ardından eşimin yan taraftan sesini duydum. Birilerine sesleniyordu:
“Bırakın tartışmayı! Gidin başka yerde yapın kavganızı... Erkekler mescidi yan taraf...”
Sonra beni çağırırcasına seslendi:
“Şahin bir bakar mısın? Burada garip şeyler oluyor.”
Nasıl selam verdiğimi bilemiyorum. Öğle namazının ilk dört rekâtını bitirdikten sonra kadınlar mescidine yöneldim. Kapıda seksen-seksen beş yaşlarında bir adam hâlâ konuşmaya devam ediyordu...
“Hemşehrim çık dışarı! Burası kadınlar mescidi, erkekler mescidi yan tarafta!”
Yaşlı adamın ısrarla “çık!” dediği yöne baktım kimse yoktu. Şaşırdım... Gözüm kadınların ayakkabılarını koyduğu vestiyerdeki aynaya takıldı.
İşte o an olayı kavradım. Adam aynada gördüğü kendisi ile konuşuyordu. Hem de oldukça ciddi bir şekilde…
Eyvah dedim içimden… Ben bu rahatsızlığı biliyorum… Çünkü kayınvalidem de aynı hastalık ile boğuşuyordu.
“Alzheimer” denilen ve çaresi olmayan bir dert… Kayınvalidem de zaman zaman yıllar önce ölen ablası ile dertleşiyordu… Sanki karşısında oturuyormuş gibi… Ölen annesinin ardından kızıyordu… Bir yere gitmiş de gelmemiş gibi… Ciddi ciddi çocukluk yıllarını yaşıyor, sürekli çocukluk yıllarını yaşadığı mekânlara gitmek istiyordu… DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615229 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/615229.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT