BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kimin için adalet?

Yücel Koç
Facebook
Siz bakmayın CHP’nin yürümesine falan…
Adalet; onların sözcülüğünü yaptığı FETÖ’cüye, PKK’lıya, casusa, haine değil…
Mazluma lazım…
Ne yazık ki, ülke düşmanlarına adalet isteyenlerin sesi daha yüksek çıktığı için, mazlumların uğradığı mağduriyetlere kısık tonda tepki verir olduk.
‘Adalet’ der demez onların teknesine su taşıyacakmışız havası oluştu.
Sonunda bu zinciri kırmak da Cumhurbaşkanımıza düştü.
Erdoğan, Yargıtay’ın 150. Yılı Sempozyumu’nda çok önemli bir cümle sarf etti.
Dediği şuydu;
“Eğer bir ülkede halk bunalmış ve ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hâle gelmişse oradaki yargı sisteminde sorun var demektir.
Yargının sebep olduğu adaletsizliğin telafisi yoktur.”
            ***
Cumhurbaşkanımız durup dururken yapmadı bu uyarıyı…
Ne tecrübelerden geçtik…
Nitekim; sırf AK Parti oy kaybetsin diye vatandaşı canından bezdirmeye tevessül eden sadece FETÖ’cüler mi var bu ülkede?
Kemal Kılıçdaroğlu’nu SSK Genel Müdürlüğü’ne taşıyan Mehmet Moğultay’ın 90’larda yargıda yaptığı kadrolaşmayı hatırlayın mesela…
“Bu kadroları örgütüme vermeyip de MHP’ye mi verseydim? Refah’a mı verseydim?
Seyfi Oktay zamanında 2 bin civarında, benim zamanımda da bin hâkim alındı” itirafını unuttuk mu yoksa?
Şimdi aynı kesim, FETÖ’cülerle birlikte, AK Parti’yi yargıda kadrolaşmakla suçluyor.
​            ***
Şaka değil, Fetullah Gülen’e ‘FETÖ elebaşı’ dediği için Erzincan’da bir gazeteci daha yeni 50 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi!..
Davayı açan savcı da FETÖ’den hapiste üstelik…
‘Gazetecilere özgürlüğü’, ‘adaleti’ dilinden düşürmeyen CHP’lilerin ise gıkı çıkmadı.
Benzer bir hadise de İstanbul’da yaşandı.
Kadıköy’de çarşaflı kadına hakaretler edip tüküren bir azgın, çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı.
Oysa, daha geçen yıl -bizim de çok tepki gösterdiğimiz- şortlu kadına saldıran bir başka azgın 3 yıl 10 ay hapis cezası almıştı.
Şortlu kadında birileri ortalığı ayağa kaldırırken, çarşaflı kadın gündem bile olmadı.
 
Adalet bunun neresinde?
 
Bunca şeyi boşa anlatmadım.
Sözü, beş ay önce yazdığım bir mağduriyete getireceğim.
Tekrarlayayım ki, Cumhurbaşkanımız ne demek istedi, daha iyi anlaşılsın…
​            ***
Hikâyenin başlangıcı, yaklaşık üç yıl öncesi…
Su firması sahibi Mustafa Murat Yılmaz, İstanbul Esenyurt’taki bayisi 70 bin TL’lik borcunu ödemeyince, teminat olarak gösterilen aracı bağlatıyor.
Sonrası, polisiye roman gibi…
Bayi önce tehdit ediyor, iş adamına geri adım attıramayınca şeytani bir planla harekete geçiyor.
İntikam için tam da aracının bağlandığı tarihe, 2 milyon 300 bin avroluk sahte senet düzenliyor.
Senet dediysem, bildiğimiz şekilde değil…
Yırtık bir A4 parçası…
Mahkeme bu kâğıtla doğrudan icra takibi başlatarak, 5 gün içinde sahte senedin üzerindeki miktarın yatırılması için tebligat gönderiyor.
70 bin TL’lik alacağını kurtarmaya çalışırken 2 milyon 300 bin avroluk sahte borçla şoka uğrayan genç iş adamı, asıl şaşkınlığı itiraz için harekete geçtiğinde yaşıyor.
İcra mahkemesi, “İcranın durması için toplam meblağın yüzde 115’ini yatıracaksın” diyor.
Yani 345 bin avro artışla 2 milyon 645 bin avro.
Zaten belli ki, sahte senedi düzenleyen kanunları biliyor ve hesabını buna göre yapmış.
İş adamının beş gün içinde bu kadar nakit parayı bulup itiraz edemeyeceğini kestirmesi zor olmasa gerek…
​            ***
“Bir insan, 70 bin lira borcu için arabasını bağlatan kişiye, aynı gün (çuvallar dolusu para anlamına gelen) 2 milyon 300 bin avroyu sadece ortasından yırtılmış A4 kâğıdına yazılı bir belge karşılığında, hem de elden verir mi?” sorusunu es geçen icra hâkimi, mağdurun ‘Suçlandığım belgeyi görüp inceletmek istiyorum’ talebine de direniyor.
“O zaman siz inceletin, sahteciliği göreceksiniz” diyorlar, mahkeme geri çeviriyor.
Tabii bunlarla uğraşırken 5 günlük süre doluyor, iş adamının bütün mallarına, hesaplarına el konuyor.
​            ***
Karşı taraf ne yapacağını çok iyi biliyor…
İlk defa böyle bir hadise yaşayan iş adamı ise çaresiz…
Avukatlar bile sahte evrak üzerindeki meblağı görünce, davayı almak için milyon istiyor.
Suç duyurusuna rağmen yargı hızlı ilerlemeyince, iş adamı emekli kriminal uzmanlardan bir ekibe ulaşıyor.
Bunlar, o dönem Adli Tıpta bile olmayan cihazları almışlar.
Binbir emek, büyük masraflarla bu ekip çalışmaya başlıyor.
Savcı ikna ediliyor, onun huzurunda, İcra Mahkemesindeki evrakın incelenmesi sağlanıyor.
Günler süren incelemelerin sonunda, yarım A4 kâğıda düzenlenen sahte senetteki imzanın, iş adamının masasının üstündeki internet sözleşmesinden bire bir kopyalandığı belgeleniyor.
Hazırlanan rapor savcılığa veriliyor.
Savcının Adli Tıpta yaptırdığı incelemeden de benzer sonuç çıkınca, sahteciliğe karşı Ağır Ceza’da dolandırıcılık davası açılıyor.
​            ***
Normalde mevzunun burada kapanmış olması gerekir, değil mi?
Hayır…
Böyle olmuyor…
İcra Mahkemesi, “Ağır Ceza’da açılmış dava beni ilgilendirmez” diyor, süreci yürütmeye devam ediyor.
İcra hâkimi, evrakı aylar sonra Adli Tıp veya Emniyet Kriminal yerine, benzer teçhizatı olmayan bilirkişiye gönderiyor “Olabilir de, olmayabilir de” gibi bir rapor alıyor.
Bunu gerekçe gösterip, mağdurun aleyhine kararı çıkarıyor!
Hüküm doğru düzgün incelenmeden önce İstinaf Mahkemesine, oradan Yargıtay’a havale olurken, senedin sahteliği tespitiyle Bakırköy 12. Ağır Ceza’da açılan dava ise devam ediyor.
​            ***
Bakın, yandaşlıkla suçlanan bir yazar olarak, bu mevzuyu ikinci defa yazıyorum.
İş adamını çok yakından tanıdığım için yüzde yüz emin olduğum bir örnek…
Karşı mahalleden olsam, emin olun hemen harekete geçilir, iddialar doğru mu, araştırılırdı.
Oysa, sözde ‘yandaş’ yargının kılı kıpırdamadı.
Şimdi başa dönelim…
Cumhurbaşkanımız, “Eğer bir ülkede halk bunalmış ve ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hâle gelmişse…” derken haksız mı, söylesenize…
 
 
 
****************
 
Yalnızca 'özgür’ ülkeler ihaneti affetmez
 
Türkiye, şehirlerini işgal edip fiilen özerkliğe kalkışan terör örgütüne operasyon yapıyor…
Bu ülkenin sözde vatandaşları rahatsız olup, karşı kampanya başlatıyor.
Türkiye, sınır boyunda oluşturulan terör hattını dağıtmak için harekete geçiyor…
Aynı tipler buna da karşı çıkıyor…
Gezi, MİT tırı, darbe girişimleri gibi onlarca ihanetin eylemcisi ve savunucuları, bir de kalkıp hak-hukuk dersi vermeye kalkıyor.
Kusura bakmayın…
İktidara muhaliflik başka şey, ülkeye ihanet başka…
Sizin gibi ipi dışarıda soysuzlar istediği kadar çemkirsin…
Bakın Afrin’e…
Sizin ağababalarınıza kafa tutan bir Türkiye var artık…
Bir zamanlar ABD büyükelçisinin eksik olmadığı medya grubu bile bu gerçeği kabullendi…
Siz de ya aklınızı başınıza alır ülkenize ihanetten vazgeçersiniz…
Ya da hesaba çekileceğiniz günü beklersiniz.
Tıpkı, emrine girdiğiniz o ‘özgür’ ülkelerdeki gibi…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601396 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/601396.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT