BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Lozan'ın 90'ıncı yılında Orta Doğu sınırlarımız

Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
İstiklal Savaşı'nın sona ermesinin ardından, Türkiye'nin sınırlarının tespit edildiği, bağımsızlığının ve egemenliğinin uluslararası seviyede tescil edildiği Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalanmıştı.
Lozan'da diğer birçok konunun yanında Türkiye'nin sınırları da ele alındı. Bu çerçevede, Sevr düzenlemelerinin aksine Doğu Anadolu topraklarını da ihtiva eden bağımsız Ermenistan ve özerk Kürdistan önerileri reddedilirken, Kıbrıs Adası'nın ve Mısır'ın Britanya'nın; Trablusgarp'ın ve 12 Ada'nın İtalya'nın; Batı Trakya'nın ise Yunanistan'ın olması kabul edildi. Söz konusu topraklar zaten Birinci Dünya Savaşı başlarken bu devletlere terk edilmiş durumdaydı. İskenderun Sancağı dâhil olmak üzere Suriye'nin -San Remo Konferansı kararlarına uygun olarak- Fransız mandası altına girmesi Ekim 1921'de Türkiye ile Fransa arasında yapılan Ankara İtilâfnamesi'yle netlik kazanmıştı. İskenderun Sancağı daha sonra Hatay adıyla bağımsız bir devlet olacak, 1939'da ise Türkiye'ye iltihak edecektir.
Lozan'da Türkiye-İran sınırına dair bir düzenleme yer almadı. Bu sınırın ana hatları 1555 Amasya Antlaşması'yla belirginleşmiş, 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla da son halini almıştı. Fakat 1937'de sınırda küçük bir değişiklik yapılacak, Küçük Ağrı Türkiye'de kalırken, Van'daki Kotur arazisi İran'a verilecektir.
Türkiye-Irak sınırı ise Lozan'da çizilemedi. Bunun en önemli sebebi Musul Vilayeti'nin aidiyeti üzerindeki anlaşmazlıktı. Mondros Mütarekesi'nin (30 Ekim 1918) imzalandığı sırada Osmanlı askerinin elinde bulunan ve 15 gün sonra Büyük Britanya tarafından işgal edilen Musul Vilayeti, kuşku götürmeyecek bir biçimde Misak-ı Milli'nin bir parçasıydı. Lozan'a gönderilen konferans heyetine Büyük Millet Meclisi tarafından verilen talimatın ikinci maddesi aynen şöyleydi:
"Süleymaniye, Kerkük ve Musul livaları istenecek, konferansta başka bir durum ortaya çıkarsa Hükümet'ten talimat alınacak."
Nitekim, bu talimata uygun hareket eden Türk Heyeti, Musul konusundaki isteklerini kabul ettiremeyince Şubat 1923'te Konferans masasını terk etti. Büyük Millet Meclisi'nde Mart ayında yapılan gizli celselerde Musul meselesi ele alındı ve milletvekilleri arasında sert tartışmalar yaşandı. Yine de, barış konferansına dönülmesi kararı alındı.
Lozan'da Türk Heyeti'nin bütün ısrarlarına ve akılcı argümanlarına rağmen Britanya Musul'u Türkiye'ye iade etmeye yanaşmayınca, meselenin halli Lozan sonrasına bırakıldı. Lozan Barış Antlaşması'nın 3/2 Maddesine göre, Musul konusu önce Türkiye ile Britanya arasında yapılacak ikili görüşmelerde ele alınacak, orada da anlaşma sağlanamazsa, Milletler Cemiyeti Meclisi'nin alacağı karara uyulacaktı.
TÜRKİYE'Yİ SIKIŞTIRMAK İÇİN AYAKLANMA BAŞLATTILAR
İki taraf arasında Mayıs-Haziran 1924'te gerçekleştirilen Haliç Konferansı anlaşmazlıkla sonuçlandı. Britanya, Türkiye'yi baskı altına alabilmek için 7 Ağustos'ta Hakkâri'de Nasturi ayaklanmasını çıkarttı. Eylül ayında konu Milletler Cemiyeti'ne geldi. Bölgeye gönderilen bir komisyon Britanya'nın istekleri doğrultusunda karar aldı. Komisyon çalışmalarını tamamlarken Doğu Anadolu'da Şeyh Sait ayaklanması başladı. Hükümet ayaklanmayı bastırmakla uğraşırken, 16 Aralık 1925'te Milletler Cemiyeti, Musul'u Britanya mandası altındaki Irak'a bırakma kararı aldı.
Türkiye başlangıçta bu kararı tanımadığını açıklamasına rağmen, Britanya'nın tavizsiz tutumu karşısında, 5 Haziran 1926'da Ankara'da "Türk-Irak Sınırı ve İyi Komşuluk Anlaşması"nı imzalamak zorunda kaldı. Bu anlaşmayla, Musul vilayeti Türkiye sınırlarının dışında bırakılırken, karşılığında 25 yıl boyunca Türkiye'ye Musul petrol gelirlerinden yüzde 10'luk bir pay ödenmesi kararlaştırıldı. Bu çerçevede 1934'ten 1954'e kadar Türkiye'ye toplam 3.500.000 altın sterlinlik bir ödeme yapıldı. Bu tarihten itibaren Irak'ın yaptığı ödemeler kesildi. Yaklaşık 2.000.000 altın sterlinlik alacağımız 1986'ya kadar yıllık bütçelerimizin alacak kaleminde yer aldı. Bu tarihte, Türkiye kendi aldığı bir kararla, Musul petrolleri alacağını bütçesinden çıkardı.
Britanya'nın Musul konusundaki inatçılığının yegâne sebebi petroldü. 1911'den beri sürekli savaş halinde bulunan Türkiye, Britanya ile yeni bir savaşı göze alamadığından Misak-ı Milli'nin öz be öz parçası bu vatan toprağını istemeyerek vermeye razı oldu.
Aradan 90 yıl geçtikten sonra, sınırlarımızın güneyi kaynıyor. Suriye'de oluk gibi kan akıyor. Bugünkü adı Bölgesel Kürt Yönetimi olan Musul vilayeti üzerindeki tartışmalar son bulmuş değil. Bir düşünelim: Eğer Musul Türkiye'de kalsaydı, ülkemiz enerji açısından dışarıya bu kadar bağımlı olur muydu? Ya da, etnik bölücülük bu kadar kışkırtılabilir miydi? 90. Yıldönümünde Lozan'a bir de bu açıdan bakınız.

 
İSMET PAŞA İMZALAMIŞTI
Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Türkiye'yi Dışişleri Bakanı sıfatıyla İsmet İnönü temsil etmiştir. Musul vilayetinin Türkiye'den koparılması Lozan'dan 3 yıl sonra gerçekleşmiştir.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
574947 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/574947.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT