BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

SURİYE SINIRI VE NATO

Diplomatik Muhakeme
Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
DAEŞ’in Suriye’den Türkiye’ye yönelik roket saldırılarının son haftalarda artış göstermesi, Türkiye-Suriye sınırının terörist faaliyetlere karşı korunması konusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Her ne kadar, saldırılardan sonra sınırda konuşlu obüslerden ve tanklardan karşılık verilerek teröristlere ağır darbe indirilse de, sınır hattındaki kasaba ve şehirlerin korunması için ek önlemler alınması da Millî Güvenlik Kurulu’nda karara bağlandı.
Bu noktada iki konunun mutlaka dikkate alınması gerekir. Birincisi, 800 kilometrelik sınırın sadece Türkiye toprakları üzerinde askerî önlemlerin alınmasıyla korunmasının neredeyse imkânsız oluşudur. Sınırın karşı tarafında herhangi bir devlet otoritesinin varlığından söz edilemez. DAEŞ ve PYD’nin kontrolü altındaki bölgelerde, doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye’ye zarar veren eylemleri ancak bölgedeki stratejik noktaların sınırın ötesinde kontrol edilmesiyle engellenebilir. Obama ile Putin arasında geçtiğimiz hafta yapılan telefon görüşmesinde Türkiye-Suriye sınırının güvenliği konusunun gündeme gelmesi can sıkıcıdır. Zira bu konu Türkiye’yi ve Türkiye’nin müttefiklerini ilgilendirir. Rusya’nın ise sınırlarımızın güvenliği konusunda herhangi bir söz söyleme hakkı bulunmamaktadır.
İkincisi, daha önce yetkili kişiler tarafından defalarca dile getirildiği gibi Türkiye-Suriye sınırının aynı zamanda NATO-Suriye sınırı olduğu gerçeğidir. Daha açık bir ifadeyle, Suriye’den Türkiye’ye yapılan bir silahlı saldırı, NATO Antlaşması’nda yer alan ‘üyelerden birine yapılacak silahlı saldırı’ ifadesiyle bire bir örtüşmektedir. Türkiye’ye düşen mermileri sınırın güneyinde birbirleriyle çatışırlarken tarafların ‘yanlışlıkla’ Türkiye’ye doğru ateşledikleri önermesi geçerliliğini kaybetmiştir. Irak’taki Başika kampına yapılan son saldırıda da görüldüğü gibi DAEŞ artık doğrudan Türk askerini de hedef almaya başlamıştır. Böyle olunca da, konunun NATO’nun gündemine alınması gerekir.
Elbette burada akıllara gelen iki soru var: 1-Suriye topraklarından Türkiye’ye yapılan saldırılara karşı NATO’nun önlem alması konusunu İttifak’ın karar mekanizmalarına kim taşıyacak? 2-Bu konu gündeme geldiğinde, DAEŞ’e ve diğer saldırganlar karşı NATO düzeyinde askerî önlemler alınacak mı?
İlk sorunun cevabı, Türkiye. Mülteci konusunda, geri kabul anlaşmasının Türkiye tarafından uygulanmaya başlamasından sonra, şimdilik bir rahatlama içine giren Avrupalı müttefiklerimizin sınır güvenliğimizle ilgili düzenlemelerin tek başına Türkiye tarafından yapılmasını istedikleri net biçimde görülüyor. Türkiye’nin konuyu gündeme taşımakta mütereddit davranmasının sebebini ise olumlu cevap gelmeyeceğini bildiği bir konuda, NATO içinde bir krize yol açmak istememesi olarak yorumlayanlar çoğunlukta. Benzeri bir durumu PKK ile ilgili olarak da yaşamıştık. 1984’ten başlayarak 30 yılı aşan bir süre boyunca Suriye ve Irak üzerinden Türkiye’ye saldıran, en önemli lojistik üslerini hâlen Irak’ta bulunduran terör örgütüne karşı askerî önlemler alınmasını Türkiye hiçbir zaman NATO gündemine taşımadı. Muhtemelen, oy birliğinin geçerli olduğu bir örgütte, PKK’ya karşı bir NATO hava ya da kara harekâtının başlatılmasına karar verilmesinin güç olduğunu bildiği için bu yola girmedi. Tabii, müttefiklerimizin bu tutumu çifte standardı da akıllara getiriyor. 11 Eylül 2001 terör saldırılarından hemen sonra NATO ABD’ye tam destek kararı almış ve tarihinde ilk kez İttifak Antlaşması’nın 5. maddesini işletmişti.
İlk sorunun cevabı ikincisininkini de içeriyor. Yani, Türkiye DAEŞ, PYD veya PKK’nın sınır ötesinden Türkiye’yi hedef alan saldırılarını NATO gündemine taşısa bile oradan etkili bir karar çıkması mümkün değil. Yine de, Türkiye’nin DAEŞ tehdidine karşı belki NATO’dan değil ama ABD’den talep edebileceği bir şey var. Bir zamanlar PKK’nın Irak’taki faaliyetleri için ABD tarafından sağlanan anlık istihbarat paylaşımı, Suriye’deki DAEŞ faaliyetleri için de talep edilebilir. Böylece Türkiye sınırına tehlike arz edecek şekilde yaklaşan DAEŞ militanları, henüz bir saldırı gerçekleştirmeye vakit bulamadan Türkiye’den yapılacak atışlarla etkisizleştirilebilir. ABD’nin, PYD için böyle bir paylaşımda bulunmayacağı çok açık. Fakat DAEŞ’e karşı iş birliğinin bir parçası olarak, istihbarat paylaşımı güçlü biçimde kullanılabilir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
591163 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/591163.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT