BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Olağanüstü hâlin sona ermesi sadece iktidara bağlı değil!

Prof. Dr. Kemal İnat
Facebook
 
 
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’nin maruz kaldığı tehditlerle etkili bir şekilde mücadele edebilmesine imkân vermek için ilan edilen ve 20 Temmuz 2016 tarihinden beri uygulanan Olağanüstü hâl uygulaması yeni yönetim sisteminin devreye girmesiyle birlikte kalkıyor.
Aradan geçen iki yıllık süre içerisinde Türkiye’nin, başta terör olmak üzere halkının güvenliği ve ülkesinin istikrarına yönelik saldırılara karşı başarılı bir şekilde mücadele etmesinde OHAL çerçevesinde yapılan hukuksal ve idari düzenlemelerin çok büyük katkısı oldu. 15 Temmuz’da Türkiye’nin meşru iktidarını darbe yoluyla devirmeye çalışan iç ve dış aktörlerin, darbe sonrasında da sürdürdükleri bu hedefe ulaşmaları OHAL kapsamında alınan tedbirlerle engellendi ve bu sayede Türkiye bir kaos ve istikrarsızlığa sürüklenmekten korunmuş oldu.
Şimdi başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere, hükûmetin değişik yetkilileri OHAL’in kaldırılacağını açıkladılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan da seçimlerin hemen öncesinde yaptığı bir açıklamada, “göreve devamım hâlinde ilk işimiz inşallah OHAL’i kaldırmak olacaktır” sözleriyle buna işaret etmişti.
İktidar tarafında böyle bir iradenin oluşmasında etkili olan iki temel faktörden bahsedebiliriz.
İlk olarak, başta FETÖ ve PKK olmak üzere terörle mücadele konusunda elde edilen ciddi başarılar sonucu ulaşılan istikrar, Türkiye’nin bu örgütler ve arkasındaki güçlerle mücadeleyi artık OHAL’e ihtiyaç duymadan da yürütebileceğini gösteriyor.
İkinci olarak, seçimler sonrasında geçilecek yeni yönetim sisteminde yürütmenin tek elde toplanması da, Türkiye’de yönetim zaafı oluşmasına fırsat vermeyecek şekilde güçlü bir yürütmenin oluşmasını sağlayarak terör örgütleri ve onların arkasındaki aktörlerin saldırılarına karşı daha etkili bir savunma mekanizması inşa edilmesi anlamına geldiği için OHAL’in kaldırılması için uygun zemini sağlamıştır.
Bu gelişmeler, iktidar kanadında OHAL’in kaldırılması yönünde bir irade oluşması sonucunu doğurdu.
Ancak bu noktada, OHAL’in kalıcı olarak kaldırılması ve Türkiye’nin “olağan hâle” geri dönmesinin sadece iktidarın tercihlerine bağlı olmadığını ifade etmek gerekir. Zira OHAL ilan edilmesi yönetimin, ülkeyi hedef alan saldırıların yoğunlaşmasına karşı zorunlu bir tepkisiydi.
Bu durumda OHAL’in bir daha geri gelmemesi ve Türkiye’nin sürekli olarak “olağan hâlde” yönetilmesi için iktidarın dışında başka aktörlerin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerinin de etkisi olacaktır.
Bu aktörlerden en önemlisi, Türkiye’ye karşı müdahaleci bir politika izleyen Batılı ülkelerdir. 15 Temmuz darbe girişiminde başta ABD olmak üzere bazı Batılı ülkelerin oynadığı rol hatırlanırsa, bu darbe girişiminin ardından OHAL’in ilan edilmesinde bu ülkelerin oynadığı rolün doğrudan etkisi de anlaşılır.
ABD ve Almanya gibi Batılı ülkelerin Türkiye halkının iradesine saygı duyup, onun demokratik seçimlerle iktidara getirdiği Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti iktidarını devirmeye yönelik çabalarından vazgeçmemeleri Türkiye’de her zaman yeniden OHAL ilan edilmesine yol açacak gelişmeleri doğurabilir. Bu ülkelerin uluslararası sistemdeki ağırlığı ve Türkiye siyasetini etkileme kapasiteleri onların FETÖ veya PKK gibi terör örgütlerini de kullanarak Türkiye’yi istikrarsızlaştırabileceklerini gösteriyor.
Bu ülkelerin yeniden OHAL ilanını zorunlu kılacak şekilde terör örgütleri ya da başka araçları kullanmak suretiyle Türkiye’ye saldırmaları, ancak Türkiye’nin bu tür saldırıları etkisiz kılacak düzeyde güçlenmesi ve içeride muhalefetin bu tür dış tehditlere karşı iktidarla dayanışma içerisinde olmasıyla mümkün olur.
Bu durumda Türkiye’deki muhalefet partileri OHAL’in kalıcı olarak kaldırılması ve “olağan hâlin” sürekli olması konusunda diğer önemli aktör konumundadır.
Muhalefet partilerinin de, Batılı ülkelerin yapması gerektiği gibi, Türkiye’deki demokratik seçimlerle iktidara gelen ve demokratik seçimlerle iktidarını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’ye karşı “diktatör” suçlamasıyla yürüttükleri karalama kampanyalarına son vermeleri gerekiyor. Zira muhalefet partilerinin normal siyasete dönmeleri ve rakipleri olan Erdoğan ve AK Parti’yi seçim sandıklarında yenmeye odaklanmaları Türkiye’de olağan hâlin sürekliliği açısından en büyük katkı olacaktır.
Muhalefet partileri, seçimlerdeki rakipleri Erdoğan’ı yenmek için sırtlarını yalnızca halka dayamaya karar verdikleri zaman Türkiye kalıcı “olağan hâle” kavuşacaktır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
603084 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-kemal-inat/603084.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT