BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > S T O P !

S T O P !



Film bitmeden Düşünüyorum... Ve hiç düşmediğim şaşkınlıklara taşınıyorum. Bir buzdan satıhta kayar gibi, yahut çekilir gibi zaman altımızdan, bizler geçerken bu mekânlardan; insanların zihninde “anlar” bırakıyoruz... Aynen bir fotoğraf kartındaki gibi veya kısa bir video bantındaki gibi “zaptedilen” bu görüntüler, yeniden yaşanmadan, yaşlanmadan, mütemadiyen geliyor gözümüzün önüne. Sinemadan çıktıktan sonra, o filmin akılda kalan üç-beş sahnesi gibi; Bittiğini gördüğümüz veya bildiğimiz hayatların da yine “bazı” bölümlerini hatırlıyoruz... *** Hayatın geçen kısmıyla geçen gece gördüğümüz rüya arasındaki fark çok mu büyük?.. Bir gerçek de şu ki; herkes, kendi hafızasını da taşıyor mezarına!.. O zaman değişiyor galiba soru... Ve; “Diğer insanlar senin hayatından hangi sahneleri hatırlıyor?..” Oluyor. *** Bazı hayatlar birkaç kişinin hatıraları arasında birkaç yıl daha devam ediyor. Bazı hayatlar pek çok kişinin zihnini dolduruyor uzun yıllar boyunca... Bazı hayatlar ise hiçbir noktası silinmesin diye anlatılıyor, yazılıyor ve okunuyor... İşte bu da hayatı sürdürmenin, yaşamanın değişik bir şekli!.. *** Bunları düşündükçe yeni hayretlerle tanışıyor insan... Yaşadığımız ve yaşanan ömürlere başka bir gözle de bakmaya başlıyor. Öyle değil mi? *** Sonra... Siliniyor hemen herşey... Koca bir hayat sanki yok oluyor... Hafızada kalanlar da önemsizleştiği için; her bir insan, birkaç “sahne” olarak kalıyor! *** Bilmiyoruz nasıl doğmuştu... Bilmiyoruz okuyup yazıyor muydu... Bilmiyoruz sünnet olurken bağırmış mıydı... Bilmiyoruz annesinden kaç şaplak yemişti... Bilmiyoruz onbeş yaşında gönlünü kimseye kaptırmış mıydı... Ama Hasan’ın elinde sancak tutan ve surlar üzerindeki “resmini” bütün dünya biliyor... *** Şimdi, aklınıza gelen herkesi düşünün... Ama şunu da düşünün ki; onların hayatı, “sizin zihninize yerleşmiş olan kadar” değildi!.. Onlar da lüzumlu-lüzumsuz, bilinen-bilinmeyen hadiselerin içinde bulundular... Ama hatırlamıyoruz... Ama duymadık bile! *** Pek çok insan bir şiir olarak kalıyor dünyada... Pek çok insan bir kitap olarak kalıyor. Pek çok insanın nasihatini unutmuyoruz... Bazısı, bir bakışıyla yaşıyor... Pek çok insan bir eser bırakıyor; belki bir okul, bazen bir köprü, çeşme... Pek çok insan da sonraki mevsimlerde meyve verecek fidanlar bırakıyor... Veya eğitilmiş evlatlar... Ama... Ama insanların en büyük çoğunluğu da; “sanki silinmeyi arzu edercesine” yaşıyor!.. *** İşte tam burda, yine sorular geliyor gündeme... So-ru-lar!.. Dönüp kendimize en büyük soruyu soruyoruz: “Ben?..” *** Yaşarken, hâlâ bazı rötuşları yapmak elimizde... Ve bazı soruları sormak da: Ben nasıl görüntüler veriyorum insanlara?.. Beni acaba nasıl hatırlıyorlar?.. Acaba benim adımı taşıyan film de bittiğinde, akılda kalan sahneler hangileri olacak?.. *** Düşünüyorum... Ve hiç tanışmadığım şaşkınlıklara taşınıyorum. Soruyorum kendime: “Ne bırakıyorum?..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT