BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşte UÇK kampı

İşte UÇK kampı

Kosova’da direnişi örgütleyen “gönüllü ordusu”nun karargâhına girdik



Sırp işgali altındaki topraklarını kurtarmak için Kosovalı Arnavutlar’ın kurduğu UÇK, ‘milis’ görüntüsünden çıkıp, düzenli ‘ordu’ halini almaya başladı. UÇK elemanları kamplarda, tek tip elbiseleri ve silâhları ile yoğun bir eğitim döneminden geçiyor. Gönüllüler, dünyanın dört bir yanından Arnavutluk yakınındaki kamplara akın ediyor. Karargâhı Tiran’da bulunan UÇK, Kosova sınırındaki kasaba ve köylerde eğitim kamplarına sahip. Arnavutluk’tan Kosova içine bir koridor açan UÇK, dağlarda önemli mevziler kazanmış durumda. Katledilen Kosovalılar’ın cesetleri Arnavutluk’a veya Makedonya’ya taşınıyor. Kosovalı Arnavutlar ülkelerini kurtarmaya kararlılar. Dünyanın dört bir tarafından gelen genç, yaşlı kadın erkek Kosovalı “Kosova Kurtuluş Ordusu”na (UÇK) katılıyor. Kosova Kurtuluş Ordusu’nun, Arnavutluk’un başşehri Tiran’da Savunma Bakanlığı, Kosova sınırındaki köy ve kasabalarda ise karargâh ve eğitim kampları yer alıyor. UÇK tam bir ordu görünümünde. Arnavutluk’a 15 gün arayla iki defa gittim. Bu sürede çok büyük fark göze çarpıyordu. UÇK ordulaşmıştı. Hatta, UÇK Savunma Bakanlığı’nda karşılaştığım bir “yetkili” sayılarının 100 bini bulduğunu söyledi. Tiran’dan 208 kilometre uzaklıktaki sınır şehri Kukus’a gittiğimde UÇK’nın faaliyetleri belirgin olarak görülüyordu. Daha önce de varlığını haber verdiğim UÇK’nın büyük kamplarından biri Kukus’a 15 kilometre mesafedeki Kolç köyünün yanı başında vadinin yamacında kurulmuştu. Yol üzerinden UÇK askerlerinin bütün faaliyetlerini görebiliyorsunuz. Kamp çitle çevrelenmişti... Yola açılan kapısında UÇK askerleri nöbet tutuyor ve sivil hiç kimseyi içeri sokmuyorlardı. Oğullarını kızlarını askere uğurlayan aileler kapıya kadar gidiyor ve orada vedalaşıyorlardı. Gazetecilerin de artık UÇK kamplarına ve karargâhlarına girmeleri yasaklanmıştı. Bu kampın varlığını Sırplar biliyorlardı. Kamp sınıra yalnız 30 kilometre uzaklıktaydı. Ben bölgeye gelmeden dört gün önce Sırplar kampı top ateşine tutmuşlar. Kampın gazetecilere yasaklanmasının sebebi de buydu. Ama resim çekmeyi başardım. UÇK komutanları öyle bir yasak getirmişler ki, Kukus içindeki karargâhında da, Savunma Bakanlığı olarak kullanılan binalarında da, Sırp sınırına 2 kilometre uzaklıktaki bir kasabada bulduğum karargâhlarında da, hiçbir komutan konuşmuyordu... Sonunda dost olduğum birçok kişiden özel bilgiler alabildim... Kolç köyü yanındaki kampa ikinci defa gittiğimde, yanımda bir de Arnavut subay vardı. İsmini bana Tiran’da vermişlerdi. Ona dahi kapıyı açmadılar ama herşey zaten karşıdan görülüyordu. Çadırlar kurulmuş, göndere kırmızı zemin üzerine siyah çift başlı Kosova bayrağı çekilmişti. Girişte öyle bir olaya şahit oldum ki unutamam... Dures limanına Avrupa’nın çeşitli şehirlerinden gelen gençler, oradan buraya getirilip “asker”e alınmışlardı. Hiçbirinin yüzünde en ufak gelecek endişesi okunmuyordu. Ellerinde çantaları tek sıra olmuşlar, bir taraftan kampa doğru ilerliyorlar, bir taraftan birbirlerine gülerek birşeyler anlatıyorlardı. Bazılarının ailesi ise uğurlayanlar arasında idi. Anneler göz yaşlarını tutamamışlardı. Kukus içindeki karargâh her gördüğümde hareketli idi... Askerlerin hepsi tek tip elbise giymişti... Eğitim görenler hemen “cephe”ye sevkediliyorlardı. Arnavutluk’ta şimdi iki ordu var: Biri UÇK, diğeri ise Arnavutluk Silâhlı Kuvvetleri... Birincisinin sayısı 100 binken , ikincisinin sayısı 80 binde kalıyor. İki ordunun da morali yüksek ve birbirlerine tam destek veriyorlar. Anlayabildiğim kadarıyla, UÇK artık eskisi gibi silâh sıkıntısı çekmiyor. UÇK komutanları, “imaj”dan, “gösteri”den kaçınıyorlar... İşi eskiye göre çok sıkı tutuyorlar ve herşeyi gizlilik içinde yürütüyorlar. Kendileriyle Kosova içinde mevzu tuttukları yere gitmemi kesin bir dille “şimdilik” reddettiler! UÇK, Arnavutluk’tan Kosova içine bir koridor açmış durumda... Cenazesini Sırpların elinde bırakmayarak Arnavutluk veya Makedonya’ya taşıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT