BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fena halde içerlemişti bu işe!..

Fena halde içerlemişti bu işe!..



Ali Cengiz, şahnişin camekanına doğru ikinci defa baktığında, kapalı perdelere rağmen bir hareketlilik sezer gibi olmuştu. Ufak bir aralıktan geçen gölge hiç şüphesiz Sermet’e aitti. Şahnişin bir yanı, uzaktaki şirkete ve yol boyunca İclâl’lerin evinin bulunduğu tarafa bakıyordu. Ali Cengiz kendi kendine: - Bre bu dayaklık herif beni iyice pirelendirmeye başladı, dedi: Hele az daha ileriye geçeyim. Yan perde kapalı değilse belki onu görürüm. Acaip herif!.. Şirketin önündeki hareketleri, çok uzakta oturan birisine benziyor. Halbuki hemen buracıkta yatıp kalkıyor. Sanki evini gizlemek ister gibi bir hali de var. Bu esnada az daha yürüdü. Kaldırımdaki ağaç gövdesinin arka hizasında duraksadı. Geriye baktı: - Vay canına dedi: Dikkatle nereye bakıyor öyle? Dur dur dur... Elinde bir şey var... Dürbün... Gözlerine götürdü ama üç beş saniye sonra hemen çekti. Sokaktan geçenlere dürbünüyle gözükmek istemiyor gibi. Üstelik camdan azıcık geri durmuş. Ne diye dikkati çekmekten korkuyor. Ali Cengiz’in bir bakıma dalgın zamanı olmalıydı. Ancak beş on saniye sonra aklı başına geldi. Neredeyse olduğu yerde havaya zıplayacaktı. - Bre bu zibidi ne tarafa bakıyor öyle? Şimşek hızıyla başını çevirdi. Gözlerini kısarak yol boyunca uzağa baktı. - İclâl değil mi bu? dedi: Evet o!.. Bugün her nedense erken çıkmış. Hava durgun... Yaya olarak babasını almaya geliyor. Zibidi ona karşı ciddi ve ard niyetsiz görünüyordu. Neredeyse yutacaktım. Eğer onu kollamıyorsa şaşarım. Fena halde içerlemiş, tepesi atmıştı. Ama aklı başındaydı: - Zibidiye dört başı mamur, müzeyyen ve tantanalı bir kötek atmayı hiç bu kadar istememiştim. Ne yazık ki böyle bir fırsat çıkması hayal. Zira ne bu herife, ne İclâl’e karışmaya hakkım yok. Geriye tek ümit kalıyor. İclâl’in ondaki sinsiliği hissetmesi ve yüz vermemesi. Evet... Yegane ümidim bu. Fakat Sermet, içyüzünü saklayacak kadar usta, yakışıklılığı göz boyayacak derecede gösterişli idi. Eğer İclâl’in gözleri ilk anda kamaşmasaydı ondaki itici hâli sezebilirdi. Ne yazık ki, ilk gördüğü kişiyi kötülükle itham etmeyecek kadar temiz kalpli idi. Bu vaziyeti Ali Cengiz de seçmişti. - Çok iyi, fakat bazan fazla zararlı bir meziyet. Halbuki “Sen işini kışa tut, yaz çıkarsa bahtına” demişler. Ali Cengiz, Sermet’in İclâl’i gözlediğine kanaat getirmişti: - Acaba ne yapacak? İclâl bu gün niçin erken çıktı? diye söylendi: Hele buralarda azıcık oyalanayım. Sokak ortasında garipseyen nazarları çekmeden, aynı mevkide vakit geçirmek kolay değildi. Ama fazla beklemedi: - Yanılmamışım, dedi. Zibidi camdan çekildi. Hemen sokağa çıkmazsa şaşarım. Hah! İşte... Dur bakalım ne yapacak? Ayrıca ona ben de gözükmemeliyim. İclâl ile meşgul ise, karşı komşu olan bir delikanlıyı hesaba katmamasına imkan yok. Şahsıma dikkat etmesi muhtemeldir. Ağaç gövdelerinden ve gelip geçenlerden istifade ederek gözükmemeye dikkat etti. Bunda da zorluk çekmedi. - Zibidi herif, en sabit bir dikkatle İclâl’e adeta bütün mevcudiyetiyle kilitlenmiş halde yürüyor. Yanımdan geçse beni farketmez. Hakikaten bu çok belliydi. Ali Cengiz: - İclâl çok uzakta ve zor seçiliyor. Fakat şirketin kapısı civarında karşılaşacakları belli, dedi. İclal bu defa geçen seferki gibi hız kesmeyi nezaketsizlik addedecektir. Bakalım, dedi. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT