BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnanılmaz bir kepazelik

İnanılmaz bir kepazelik

YIL 1999, aylardan Nisan... Yer, Istanbul... 25 yaşında bir delikanlı kuduzdan ölüyor.



YIL 1999, aylardan Nisan... Yer, Istanbul... 25 yaşında bir delikanlı kuduzdan ölüyor. Dokuz kişiyi ısıran köpeğe engel olmak isteyen fedakâr delikanlı o esnada alnından yaralanıyor. Siz olsanız ne yaparsınız? Hemen Çemberlitaş’taki Kuduz Hastanesi’ne gidersiniz. O da öyle yapmış. Bir taksiye atladığı gibi Kuduz Hastanesi’ne varıyor ve olup biteni anlatıp aşılanmak istiyor. Cevap: “Şu ânda bizde aşı yok!..” Peki, bir tavsiye? “İsterseniz Haseki Hastanesi’ne uğrayın.” Delikanlı apar topar Haseki’ye koşuyor. Buyurun, bir cevap daha: “Valla, şimdilik öyle bir aşı imkânımız yok. Siz bir de özel hastanelere uğrasanız...” * * * Delikanlı tavsiyeye uyup bir özel hastaneye can havliyle yetişiyor: - Aman bana bir aşı. Az önce kuduz bir köpek tarafından ısırılıp yara aldım. - İyi de bizde bugünlerde kuduz aşısı bulunmuyor. - Peki çâre? - Dilerseniz o aşıya yakın bir başka ilaç verelim. Belki işinizi görür. Delikanlı perîşan ve çaresiz: - Tamam, diyor ve sözümona aşılanıyor. * * * Sonra mı? On gün sonra bu delikanlımız başını duvardan duvara vura vura, feryatlar içinde kudurarak ölüyor. Geride yetimler ve ağlaşan kadınlar, analar, dostlar bırakarak. Bu müthiş, çirkin, inanılmaz hadisede şimdi kimler sorumludur ve hangi makamlar kepazelik çukurundadır? Sayalım: Çemberlitaş Kuduz Hastanesi, Haseki Hastanesi, uyduruk aşıyı yapan özel hastane... Veee... Ne işe yaradığı, ne yaptığı belli olmayan, Istanbul’u da, insanları da dert etmeyen Istanbul Sağlık Müdürlüğü. Dahası, dillere destan Sağlık Bakanlığı... Sonra, dönemin hükûmeti. * * * Hepsine de yazıklar olsun. Unutmayın, yeryüzünde kuduz hastalığının kökü kazındı. Ama bizde bağıra çağıra insanlar ölüyor. Manzara dehşet verici. Umursamazlık iğrenç boyutlarda. Ne demek aşı yok, ilâç yok? Sizler bostan korkuluğu musunuz?.. Soğan tarlası mı bekliyorsunuz?.. Ne işe yararsınız? Ölen öldü, mesele kapandı öyle mi? Vah benim insanlarıma... * * * Yapılacak bir iş var. Adı geçen hastaneler darmadağın edilmeli. Başhekimler ile sorumluların diplomaları elinden alınmalı. Boşvericiler en büyük cezalara çarptırılmalı. Ölen gencin ailesine en az 100 milyarlık tazminat ödenmeli. Adı “Doktor” olan, sıfatı Başhekim veya Sağlık Müdürü olan kim varsa yaptıkları burunlarından getirilmeli. Ve son Sağlık Bakanı utancından yer diplerine girmeli. * * * Hayret! Yıl 1999... Yer Istanbul. İnsanlara kuduz aşısı bile bulunamıyor. Türkiye’nin çirkin yüzü işte budur: Adam sendecilik, ilkellik ve sıkılmazlık. Bundan âlâ anarşi bulamazsınız ve bundan öte rezalet! Sizler, 2000 yılına girmeyi hak ediyor musunuz sahi? Bu yüzle?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT