BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aslan Yavruları

Aslan Yavruları

Tam bir takım havası.



1960’lı yıllarda Bornova’da talebe iken tanıştık onlarla. “499” nolu minibüste, aynı vilayetten olmanın verdiği hemşeri muhabbeti, biraz da kalbten kalbe yol vardır ya. Sonra 499’u görünce kaçardım duraktan, hep mahcup ederlerdi de. Neyse yıllar geçti. Geçen uğradım bürolarına, yine kapılarda karşılandık. Bürodaki güleryüzlü sekreter ablaya “Patron yok mu?” diye takıldım. Çünkü patrona benzer tarafı yok ki adamların. Gerçi kaliteli şeyler olsa gerek giydikleri ama, kot tipi şeyler, biz 68’lilerin bazılarına hâlâ ters gelen. Uzun bir muhabbet sardırdık. Bu arada elime sararmış bir fotoğraf tutuşturdu küçüğü. Ağabeyiyle pazarda yumurta satarken. Sonra minibüsçülükten sonraki halı pazarlama işiyle ilgili bir fotoğraf. Anadolu’nun bilmem neresinde köy meydanında yerlere yayılmış halılar ve başında bizim aslan yavruları. “Büyütüp çerçeveletip asmadığınıza göre, henüz şirketiniz büyümemiş yeterince herhalde.” diye takıldım. Sonra ne mi yapmışlar? Adım-adım, sindire-sindire, (tabirimi mazur görün) tokat yiye-yiye 5 mağaza açmışlar. Birbirine benzeyen konularda yoğunlaşmışlar. Yönetim uzmanlarının “Devir, büyük harp gemileri devri değil, küçük ve manevra kabiliyeti yüksek hücum botlarla rekabet savaşı kazanılabilir” prensibini kabullenmişler. Bütün bunları herkes becerebilir. Ama bizim aslan yavruları 60-70 belki daha da fazla çalışanla ağabey kardeş havası oluşturmuşlar. Tam bir takım havası. Mağazaları dolaştık beraberce, bütün çalışanların yüzleri gülüyor. “Patron geliyor!” telaşı yok hiçbirinde. Müşterilerin rahatlığı göze çarpıyor. İnsanlar sanki kendi evlerinde gibi hissediyorlar kendilerini. Sonra büroda hiç yapmadığımızı yaptık biraz siyasetten konuştuk. Sebebini sonra anladım, bizim aslan yavruları borsaya kafa yormaya başlamışlar. Bir ara arkadaşlarıyla hararetli bir borsa muhabbeti yaptılar. Sonra birçok kimsenin seçim tahminlerini gösterdiler. Ben zaten anlamam da, bu işten anlarım diyenlerin hiçbirinin tahmini tutmadı sonradan. Ama borsa rahatladı ve rekor kırdı. “Ne zamandan beri borsa işi” dedim “Abi 3-4 gündür öyle tüyolar aldık ki dayanamadık.” deyince büyüğü; kahkahalarla çınlattı büroyu. Mütevazı, sevecen, gerçekten temiz kalbli ve birbirini seven iki kardeşin, bu birliktelikle etrafa yaydıkları pozitif enerji ile neler becerebildikleri hem göğsümü kabarttı hem de ne yalan söyleyeyim gözümü yaşarttı. Yıllık parfüm istihkakımı çantama yerleştirdim ve zorla ayrıldık. Baba aslan mı? O da Manisa’nın bir ilçesinin, bir köyünde yaşıyor şimdi. Çünkü büyük şehirde 15 yıl durdu alışamadı. Ne mi yapıyor? 4-5 yılda bilmem kaç metreküp kaliteli kereste veren bir ağacın fidanlarını pazarlıyormuş köyünde, ayda birkaç bin dolar kazanıyor, hem de köyünün yeşiline yeşil katmaya çalışıyormuş. Böyle aslana böyle yavrular. Anadolu aslanları tabiri tuttu herhalde ne dersiniz? İyi haftalar. Şirket Hastalıkları * Kısa vadeli düşünme * Önceliklerin belirlenmemesi * Vizyon eksikliği * Değişime karşı olma * Takım çalışmasının olmaması * İletişimsizlik * Güvenin kaybolması * Anlaşmazlıkların artması * Moral düşüklüğü * Yenilikçiliğin kaybedilmesi Şirket Hastalıklarına Bir Reçete: Acil Cevaplanması Gereken Sorular * Şirketimizin zayıf ve kuvvetli noktaları nereleridir? * Şirketimizin temel (çekirdek, öz) yetenekleri nelerdir? * Gelecekte hangi sektör ve işlerde yer alacağız? * Misyonumuz ve vizyonumuz bütün çalışanlarca paylaşılıyor mu? * Temel değerlerimiz nelerdir? * Değişime niçin gerek var? * Takım çalışması yapıyor muyuz? * Şirketimiz rekabet gücünü hız, kalite, esneklik ve müşteri odaklı bir yapıdan mı alıyor? * Şirketimizin dijital sinir sistemi çalışıyor mu? * Şirketimizi elektronik ticaret ortamına taşıdık mı? Yönetim Dünyasından İş ve yönetim dünyasının gündeminde en çok konuşulan elektronik ticarette yaşanan gelişmeler. 2002 yılında dünyada 520 milyar dolarlık bir pazarı oluşturacak bu sektör gittikçe hız kazanmakta ve bir cazibe merkezi olmakta. “Yaptığımız işi klasik halden nasıl kurtarırız? İş yapma usullerimizi nasıl sorgulamalıyız? İşe bakış açımız doğru mu? Bugünün düşünce kalıpları ile geleceğin pazarlarında söz sahibi olabilir miyiz? Treni kaçırmamak için geleceğin teknolojisine ayak uydurarak değişimi nasıl yönetmeliyiz?” soruları, iş dünyasının gündemini en çok meşgul eden konular arasına girdi. Son olarak “Sıfır raf ömrü” ile yani üretimden direkt tüketiciye ulaşabilmenin gayreti içerisindeler. Özetle, iş dünyası tarihte pek sık yaşanmayan bir değişim ile karşı karşıya. Çok uzun sürmeyecek bu değişimde iş dünyası -kendi kalıbının dışına çıkarak- yaptığı işi sorgulamakta. Tecrübe Konuşuyor “Verimliliği, kaliteyi ve performansı nasıl artıracağınızı bulmak için, işi yapan kişilere sorun. * Harvard Business Review Ustadan Özdeyişler “Yenilik ve yenilikçilik bir firmanın varolmasının can damarlarıdır ve gelecek kârların da kaynağıdır. Bunlar sadece insan zihninin bereketli topraklarında çimlenirler. * Ernst & Young * Faks: 0 212 454 23 93
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT