BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dini tabirleri bozmak

Dini tabirleri bozmak

Kelimeleri yanlış kullanmak belki hoş görülebilir. Fakat dini tabirleri bozmak asla hoş görülmez. Çünkü bir söz insanı kâfir edebilir. Dini kelimeleri yerli yerinde kullanmamak dini bilgilerden noksan olmaktan ileri gelmektedir.



Kelimeleri yanlış kullanmak belki hoş görülebilir. Fakat dini tabirleri bozmak asla hoş görülmez. Çünkü bir söz insanı kâfir edebilir. Dini kelimeleri yerli yerinde kullanmamak dini bilgilerden noksan olmaktan ileri gelmektedir. Hatta bazı kimselerin din ile hiç ilgisi olmuyor. Rastgele konuşuyor. Açlık grevine “ölüm orucu” deniyor. Müslüman da bunlara bakarak aynı hataya düşüyor. Müslüman olmayana şehit denmez. Çin ile Japonya savaşsa, savaşta ölenlere şehit denmez. Şehit kelimesi gibi, yaratmak, kader, mucize, keramet, sihir gibi birçok kelime de yerli yerinde kullanılmıyor. Hırsızın, üç kâğıtçının el çabukluğu ile yaptığı harekete, keramet veya mucize denmez. Evliya harika bir şey gösterse, mesela su üstünde yürüse, buna keramet denir. Peygamber su üstünde yürüse buna mucize denir. Salih bir müslüman yürüse buna firaset denir. Bu kimse, fâsık ise istidrac, kâfir ise, sihir denir. Kâfir olan Deccal’ın da insanları öldürüp diriltmesi bir sihirdir. Sihir, cisimlerin fizik özelliklerini, şekillerini değiştirir. Maddenin yapısını değiştiremez. Mucize ve keramet, ikisini de değiştirebilir. Demek ki mucize sadece peygamberlerde görülür. Bunun için (mucize indirim) demek, birisini övmek için (Mucize yarattı) demek, (Yedinci kattan düştü, mucize olarak kurtuldu) demek, Onun Peygamber olduğunu söylemek olur. Bunda niyete bakılmaz, söze bakılır. Herhangi bir kimseye peygamber demek küfür olur. Allahü teâlâdan başkasına yaratıcı demek mesela, eser yarattım, panik yarattı, yaratıcı bir insan demek Müslüman için çok tehlikelidir. Yaratıcı yalnız Allahü teâlâdır. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Yaratmak Allaha mahsustur.) [Araf 54] Bazı kimseler, Allahü teâlânın yarattığı işlere, mesela gözün, kulağın yapısına mucize diyorlar. Bal peteğinin üstünde Allah yazılı olsa, buna da mucize diyorlar. Böyle söylemek yanlıştır. Allahın kudreti, Allahın hikmeti gibi bir şey demek gerekir. Bir profesörün eserini tavsiye edecektim. Fakat Allahın kudretine mucize dediği için, kıymetli eserini tavsiye edemedim. Mucize kelimesini bozmaya çalıştıkları gibi, Müslüman kelimesi yerine “islâmcı” veya “dinci” diyorlar. Dinimiz salih, mücahit, dindar, mütteki gibi kelimeleri bildirmişken, İslamcı demek bid’attir. Hiçbir İslâm âlimi islâmcılıktan bahsetmemiştir. Türkçe’de genel olarak, cı, cu ekleri isim ve sıfat üreten bir ektir. İsim olarak, sütçü, balıkçı, şarkıcı gibi o işin ticaretini yapan kimseye denir. Sıfat olarak pilavcı, esrarcı makarnacı gibi kelimeler, o şeyi yiyip bitirmekle zevk alana denir. İslâmcı, dinci de bana bunlar gibi geliyor. İslâmı ve dini yiyip bitirmekle zevk alan veya onun ticaretini yapan kimse gibidir. Bunun için de hiç kimsenin dinci veya İslâmcı olmasını tavsiye etmeyiz. Kader kelimesi de yanlış kullanılıyor. (İşçi kaderine terk edilemez, işi kadere, şansa bırakmamalı) diyorlar. Kader, insanların elinde değildir. Kader, şans gibi kelimeler, yanlış olarak tesadüf yerine kullanılıyor. (İşi tesadüfe bırakmamalı) denir. Fakat (İşi kadere bırakmamalı) denmez. Kader, Allahü teâlânın ezelî ilmi ile, kulların yapacakları şeyleri bilmesidir. Allahü teâlânın ilmine kimse müdahale edemez. İntihar eden de Allah’ın kaderini değiştiremez. (Öldürülen kişinin eceli, o anda, ömrü ortadan kesilmiş değildir) ifadesini Ahmed Asım efendi, (Öldürülen kimsenin [ve intihar edenin] o anda eceli gelmiştir. Ömrü ortadan kesilmemiştir. Herkesin eceli bir tanedir.) şeklinde açıklamaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT