BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs gündemden inmiyor

Kıbrıs gündemden inmiyor

Başbakan Bülent Ecevit’in ani ziyareti, Kıbrıs’ı yine gündeme getirirken, KKTC’deki coşkuya karşılık Rum kesiminde gereksiz bir “panik” yaşandı.



Başbakan Bülent Ecevit’in ani ziyareti, Kıbrıs’ı yine gündeme getirirken, KKTC’deki coşkuya karşılık Rum kesiminde gereksiz bir “panik” yaşandı. Oysa; Kıbrıs’ın bu gidişle gündemden hiç inmeyeceği anlaşılıyor. Ne var ki, Türkiye’de hükümetin başında Ecevit olduğu sürece, herhangi bir “oldu bitti”nin bahis konusu olmayacağı da bir gerçek. Zaten, hükümetin başında kim olursa olsun, Kıbrıs’tan asla taviz verilemez. Nereden bakılırsa bakılsın, Kıbrıs sorunu, dünyanın gündeminde bulunan, her an gelişme beklenen ve özellikle ABD’nin ilgi sahasını kaplayan bir olay. Gerçekten de, ABD yönetimi, her ne pahasına olursa olsun, Kıbrıs sorununu çözmek peşinde ve ümidinde. Nitekim, önemli diplomatik atamalarla, çözüm için temel oluşturulurken, Yunanistan ve özellikle Türkiye’ye yapılması muhtemel baskılar şimdiden “dizayn” ediliyor. Ne var ki, Kıbrıs sorununu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını “garanti” altına almadan çözmek çok güç. Kronikleşmiş bir Kıbrıs sorunu ancak, taraflara tanınacak “adil” haklarla, çözüm yoluna girebilir. Her şeyden önce, Türkiye’nin bütün baskılara rağmen KKTC’den vazgeçmesi gerçekten de güç hatta imkânsız. Yıllar yılı Kıbrıs Türklerini maddi ve manevi bakımdan destekleyen Türkiye’de hiçbir siyasi iktidar, beklenmedik “taviz” yolunu benimseyemez. Türk halkının, Kıbrıs ile ilgili duyarlılığını hiçbir zaman unutmamak gerek. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanan ortak deklarasyon mevcut. Daha, 20 Ocak 1997’de imzalanan deklarasyonda neler yok ki. Demirel ve Denktaş tarafından imzalanan deklarasyonun giriş bölümünde soydaşlarımızın haklarının, anlaşmalarla garanti altına alınmış olduğu hatırlatıldıktan sonra 1. maddede aynen şöyle denilmekte: “Kıbrıs Rum tarafınca sürdürülen ağır silahlanma, Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan arasında uygulanan Ortak Askeri Doktrin ve Güney Kıbrıs’ta Yunan hava ve deniz üsleri kurulması, Kıbrıs adasında ve Doğu Akdeniz’de istikrar ve güven- liği tehdit eden bir durum oluş- turmuştur.” Deklarasyonun 4. maddesinin bazı bölümleri ise şöyle: “...Türkiye Cumhuriyeti, 1960 garanti sistemi uyarınca KKTC’ye etkin ve fiili garanti sağlamayı eksiksiz sürdürecek. Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin tehdit altında kalmasına izin verilmeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılmış bir saldırı aynen Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış bir saldırı telakki edilecektir. Türkiye’ye ve KKTC’ye yönelik tecavüz ve oldu bittiler müştereken önlenecek ve bunun gerektirdiği ortak askeri koordinasyon ve planlama yapılacaktır. Bu amaçla Türkiye ile KKTC arasında müşterek savunma konsepti oluşturulacaktır.” Ortak deklarasyonun 3. maddesinde, “Kıbrıs’ta 34 yıldır süren çözümsüzlüğün temelinde, Kıbrıs Rum tarafının gayri meşru sıfat ve iddialarını sürdürme çabası yatmaktadır” denilirken 12. maddenin son paragrafı dikkatleri çekmekte: “...Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, tek başına Avrupa Birliği üyeliği yolunda atacağı adım, KKTC’nin Türkiye ile bütünleşme sürecini hızlandıracaktır.” 15 maddelik deklarasyon bir gün sonra yani 21 Ocak 1997’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele alındı. TBMM de oybirliğiyle onaylayarak, gerçekten de “tarihi” bir karar aldı. TBMM ortak deklrasyonu desteklediğini ve benimsediğini beyan etti. Bu arada, alınan kararın 3. maddesinde aynen şöyle denildi: “TC Kıbrıs’ta etkin ve fiili garantisini eksiksiz sürdürecek. KKTC’ye vaki olacak bir saldırı, aynen TC’ye yapılmış bir saldırı olarak telakki edilecek.” Görülüyor ki, Türkiye ile KKTC arasında ciddi boyutta “garanti” bağları mevcut. Türkiye, hiçbir zaman Kıbrıs’a ilgisiz kalamaz. Her ne kadar, zaman zaman Türkiye ile KKTC arasında koordinasyon eksikliği yüzünden bazı anlaşmazlıklar oluyorsa da, Türk kamuoyunun duyarlılığı hiçbir zaman etkilenmiyor. Durum böylesine “hassas” iken, ABD yönetiminin Kıbrıs konusunda, aleyhimize olabilecek bir davranışı, hükümetin başında kim olursa olsun kabul ettirmesi gerçekten de zor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT