BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın konuşması

Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın konuşması

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, “Atatürkçülük” perdesi arkasında durarak yıllarca şahsî reklam aracı olarak kullanıldığı için doğrusu bu makamla alakamız hayli zayıflamıştı.



Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, “Atatürkçülük” perdesi arkasında durarak yıllarca şahsî reklam aracı olarak kullanıldığı için doğrusu bu makamla alakamız hayli zayıflamıştı. Dediklerini çok da fazla dikkate almıyorduk. Zira makamın verdiği nüfuz, doğru olmayan bir biçimde kullanılmaktaydı. Sanıyoruz bunu yeni başkan ve diğer üyeler de fark ettiler. Belki sergilenen “şov”lardan da ıstırap duyuyorlardı. Bu sebeple olacak ki gün yirmi dört saat konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı profili, geri çekilerek aşınmış bu görüntü yerine gerektiğinde konuşan ama konuştuğunda da ses getiren bir portreyi ikame ettiler. Artık Anayasa Mahkemesi Başkanı, az konuşuyor. Fakat konuşmaları dinleniyor... En azından kalem sahipleri “ne diyor?” diye merak ediyor. Dün Anayasa Mahkemesi’nin 37. Kuruluş yıldönümüydü... Yüksek mahkemenin hukuk sistemimize girişi acı bir vak’a münasebeti ile olduğu için doğrusu ona karşı hep soğuk kaldık. Böyle bir ihtiyaç için illa darbe olması ve devlet adamlarının iplerde can vermesi gerekmezdi. Buna rağmen müesseseye ‘61 Anayasasından başka ‘82 Anayasasında da yer verildi. Köprülerin altından çok sular aktı. Biz bu arada “Entelektüel Boyut Programı”nda diğer mahkemeler varken bir de Anayasa Mahkemesi’ne zaruret olup olmadığını tartıştık. İlim adamı, hukukçu ve siyasilerin iştirak ettiği canlı yayında varılan sonuç, bir denetleme mekanizması olarak böyle bir mahkemenin lüzumu yönünde idi... İşte bu mahkemenin başkanı sayın Ahmet Necdet Sezer, dünkü merasimde son derecede ehemmiyetli bir konuşma yaptı. Fevkalade tesbitlerde bulundu. Konuşması için seçtiği Türkçe ile ne demek istediği tam anlaşılmadığından yasaklanmış bir dille fikir beyanına dair görüşleri hariç diğerleri hemen her aydın tarafından imzalanacak mahiyettedir. Bu tesbitler, Türkiye için hukuk kusurlarıdır. A. Necdet Sezer’in dediklerinin özü şu: -Eylem çağrısı yapılmayan, eyleme yönelmemiş soyut düşünce açıklamaları suç sayılmamalıdır. Açıkça eyleme ve suç işlemeye tahrik niteliği taşımayan, somut bir tehlikeye yol açmayan fikir beyanlarının sınırlandırılmaması gerekir. Fikir beyanı eylemden ayrılmalıdır. Sezer, bu maksatla “anayasa ve kanunların yeniden gözden geçirilerek uluslararası sözleşmelerde öngörülen evrensel standartların Türk hukukuna kazandırılması gerektiği” inancında. Ki doğrudur. Hakim Başkan, bu ifadelerinden sonra değiştirilmesi ve/veya düzeltilmesi icap eden kanunlar olarak şunları gösteriyor... Dernekler, YÖK, Siyasî Partiler, Sendikalar, DGM, Sıkıyönetim, Terörle Mücadele, Türk Ceza, Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt, Gösteri Yürüyüşleri Kanunları... Ahmet Necdet Sezer’e göre bu kanunlarda yazılı bazı suçlar, kesin ve belirgin değildir. Bazıları kişiye ve zamana göre değişmektedir. İzafî kavramlarla belirtildiğinde suç olan hareketle suç olmayan hareket ayırt edilememektedir. Konuşmanın tercümesi şudur: Bizatihi Anayasa Mahkemesi Başkanı, anayasa ile bir kısım kanunlardan müştekidir. Şikâyetten öte dertlidir. Vicdanen rahatsızdır. Bunlar milletlerarası camiada bizi küçük düşürmekte; daha önemlisi bazı vatandaşlarımıza yok yere çile çektirmektedir. Öyleyse... Hukukçu, siyasetçi ve fikir adamı aynı noktada buluşmuştur. Bu buluşma, sıhhatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Yeni meclisi büyük vazifeler bekliyor. Bunların içinde Anayasa değişikliği, belki halk oylamasına sunulacak yeni bir Anayasa dahi var. Bahsedilen ve benzeri kanunların ayıklanarak yürürlükten kaldırılması kaçınılmaz bir mecburiyettir. Bu sahada çalışıp proje geliştiren partiler itibar kazanacaktır. A’dan Z’ye ciddi bir hukuk reformu şart... 10 Milyonluk en büyük şehrimize beş yıl boyunca unutulmaz hizmetler veren bir belediye reisini, şiir okudu diye mahkûm eden zihniyetin devri geçmelidir. Dünkü Türkiye’de de şiir yazanlar mahkûm oluyordu. Şiir yazmanın ve okumanın suç olmadığı Türkiye, hürriyetlerin var olduğu Türkiye olacaktır. Enteresandır. Şiir gösterge... Kalemden ve kelamdan korkmamalı. Taş, sopa, bıçak ve tabanca ise her zaman çirkin ve suç.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT